"Ah, hey gözüme soktun!"
"Namjoon,şikayet etmeyi kes. Senin gibi çirkine makyaj yapacak makyöz bulduğuma dua et."
"Ama abi kalem gözüme girdi."
"Benim adım Jongin, Namjoon. Kim Jongin."
"Benim abim olduğun gerçeğini değiştirmez bu."
"Nam-Jooon!!!"
Namjoon, Güney Kore'de çokça tanınan aylardır hoşlandığı adamla buluşmak için hazırlanıyordu. Tabi abisi sürekli konuşup sinirlerini bozmasaydı.
"Bak gerizekalı bu buluşmanı da elini yüzüne bulaştırma. Kendin olma,eğer olursan zaten koşarak kaçar. Sakarlık yapmamaya özen göster. Bir boka benzemiyorsun bari karakterinden kurtar."
"Abi,benim daha önce bir sürü ilişkim oldu."
"Evet ve hepsi seni aldattı. Çünkü çirkinsin, yatakta berbatsın ve salaksın."
"Salak değilim ben ayrıca yatakta kötü olduğumu nereden biliyorsun?"
"İlişkiden sonra yürüyüşünü gördün mü? O kadar hassassın ki onları tatmin edemiyorsun. Deliğin çok gevşek."
"Sen benim-"
"Hayır,hayır meraklı değilim senin çirkin vücuduna. Küçükken odanın ortasına sıçıyordun da iğrenç,her zaman iğrenç olduğun gibi."
Namjoon gözlerini devirdi. Neden sürekli ezilmek zorundaydı ki? Jong in öz be öz abisiydi ama ona olan muamelesi düşman gibiydi. Üstüne alınmıyordu çünkü Jong In herkese karşı böyle kaba,saygısız ve küçümseyiciydi. Onunla burada konuşarak zamanını kaybetmemeliydi.
~
WorldwideJin:
Hazır mısın? Yarım saate çıkıyorum.
LimerenceBoy:
Hazırım. Orada görüşürüz.
~
Namjoon buluşacakları kafeye gelmiş etrafa bakınmıştı. Seokjin henüz gelmemişti, Joon da köşedeki bir masaya oturmuştu. Lacivert kot pantolon ve bir sweatshirt giymişti, kocaman güneş gözlüklerini de takmayı unutmamıştı. Amacı ona göre çirkin olan yüzünü gizlemekti, siparişleri almaya gelen kıza birini beklediğini söyledikten 5 dakika sonra yüreğini ağzına getirecek kişiyi görmüştü.
Namjoon'un elleri titriyordu, Jin yaklaştıkça kalp hızı artıyordu. Midesi bulanmaya başladı ne zaman sevmişti ki Jin'i bu kadar?
"Merhaba Limerence bey."
Duyduğu ses düşüncelerinden arınmaya yetmişti. Jin merhaba deyip oturmuştu gülümseyerek. Jin ne kadar da güzeldi.Gülüşü,elleri,gözleri,baldırları,omuzları her şeyi çok güzeldi. Jin mükemmeldi ve şuan karşısında oturup ona gülücük atıyordu.
"Me-mer-merhaba."
"Hey sakin ol Joon. Iyi misin çok stresli görünüyorsun."
"Özür dilerim ben çok heyecanlıyım."
"Bu heyecanını geçirir umarım."
Jin Namjoon'nun elini tutup parmaklarıyla oynamaya başladı. Ellerinin titremesini hissedebiliyordu.
Namjoon o an heyecandan ve mutluluktan çığlık atıp bayılmamak için kendini zor tutuyordu.
"Sanırım mesajlaşmak senin için daha kolay. Daha geçenlerde beni sikmek istiyordun."
Namjoon kızardı boğazının yandığını hissetti. Gözlerini yere dikip suçlu suçlu bakmaya başladı.
"Hey utanmanı gerektirecek bir şey yok.Her gün küfür,seks teklifi gibi bir sürü mesaj geliyor."
Namjoon sadece gülümsedi ama bu utangaç halleri Jin'i düşündürüyordu. Jong In tam bir şerefsizdi, Namjoon ise çok utangaç ve masumdu. Jong In'in canını acıtmak için kardeşini kullanmak ne kadar doğruydu? Namjoon bunu hakkediyor muydu? Namjoon çok güzeldi,kalbi de çok temizdi. Abisi gibi kötü niyetleri yoktu, insanları kandırmaya çalışmıyordu en azından Jin bunu o gamzeli gülümsemesine ve masum gözlerine bakarak tahmin ediyordu.
Yemekler söylenmiş ve afiyetle yenmişti. Jin'in suratı düşmüş bir şeyler düşünür gibi bir hali vardı. Jin ona sevgiyle gülümseyen Namjoon'a baktı. Hayır Namjoon'un kalbini kıramazdı, Jin son defa Namjoon'un elini sımsıkı tuttu. Elini bıraktı ayağa kalktı.
"Özür dilerim Namjoon,bunu sana yapamam."
Jin arkasında şaşkın bir Namjoon bırakarak kafeyi terk etti,onun saatlerce o koltukta oturup ağladığını bilmeden.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
LimerenceBoy // Namjin
FanfictionLimerenceBoy: Perdeler açıkken evde çıplak dolaşma Kendimi çekmekten yoruldum Texting Küfür içerir Taekook ve Yoonmin içerir
