Gecedeki yalnızlık

62 3 0
                                    

Bir ağacın altındaydım, karanlıktı. Gökyüzünde yıldızlar vardı ama göremiyordum; ağacın uzun dallarındaki kara yapraklar görmemi engelliyordu. Gök gürlüyordu yıllardır patlamayı bekleyen volkan gibi. Üşüyordum; yağmur mu yağacaktı, neyin çığlıklarıydı önüme birer ikişer düşen yıldırımlar! Sırtımı yasladığım gerçekten ağaç mıydı; sert, soğuk ve acıtan... Yalnızdım, üşüyordum; üstümde ne olduğunu hatırlamıyorum, aklım bir karış havadaydı galiba. Ay ışığı da yoktu, vardıysa da bana vurmuyordu. Her yer karanlıktı, yıldırımlar flaşlarını patlatmadığında, gölgem de beni bırakıp gidiyordu, daha da yalnız hissediyordum kendimi bu yüzden. Soğuk bitmek bilmiyordu, daha da çok üşüyordum. Belki de yalnız olduğumdan öyle sanıyordum. Her an deprem olacakmış gibiydi ya da kalp atışlarım beni derinden sarsıyordu omuzlarım zelzele yaşarken. Artık hava daha da karanlık olmuştu, yıldırımlar ve patlayan flaşları da yoktu, önümü göremiyordum gözlerim sarhoştu sanki. Ellerimi uzatıyordum; belki tutunacak bir şey vardır diye ama sonuç aynıydı, boşluk ve yalnızlık. Adım atıyordum tedirgin bir şekilde ama o da boşluğa gidiyordu ve geri çekiliyordum, uçurumdaydım demek ki. Denizin sesi geliyordu hafiften, üzerinde rüzgarın dans edişleri, kıvrımları... Balıkları hayal ediyordum sesi duyunca, o kadar özgürlerdi ki, uçsuz bucaksız derinlikte yüzüyorlardı, bir bir değil beraber yüzüyorlardı. Yalnızlık onlara çok uzaktı. Bir adım daha atmak istiyordum sonra, belki özgür olmak bana yakışırdı, belki de ben mavi gibi görünen siyaha gidiyordum ama sonu siyah olsa da güzeldir maviden gelen biliyordum. Yalnızlığımın güzel geçmesi dileğiyle adımımı atıp uçurumdan düşüyor, sana gölgemi bile bırakmadan gidiyordum.

YALNIZLIKHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin