Bu Rüzgâr denen çocuk çok tuhaftı. Bugün hep onunlaydım. Diğerleri ilede tanıştırdım.
Her zamanki gibi Samet ve Burak'la buluştuğumuz yere gittim. Arabaya doğru ilerlerken arkadan Rüzgâr'ın sesini duydum, "Samet, Su, Burak." diye seslendi. Arkamıza döndüğümüzde konuşmaya başladı, "Antrenmana mı gidiyorsunuz?" diye sordu nefes nefese. Samet girdi söze. "Evet artık sende takımda olduğuna göre bizimle geliceksin." Arabaya doğru yürümeye başladık. Burak arkaya binecektiki onu tuttum ve gözlerimle öne geçmesini gösterdim. Yola çıktığımızda camı biraz aralayıp nefes aldım. Acaba ilerde ünlü bir futbolcu olabilecekmiyim? Az kalsın boğuluyordum Samet kurtardı yine.
"Su umarım bir gün böyle dalarken boğumazsın. SU!" Bağırmasıyla irkildim bir an.
"Kurtarmasaydın boğuluyorum." Gülüşerek Cenk hocanın yanına gittik.
Biz gelir gelmez konuşmaya başladı. Nefes almayı unutmaz umarım, "Hoşgeldiniz, hoşgeldin Rüzgâr bakıyorumda hemen kaynaşmışsın."
Her zamanki gibi nefes almayı unuttu. Nefes al be hoca.
"Evet hocam. Hatta Su ile aynı sınıfa düştük." Onlar gülüşürken ben soyunma odasına gittim. Parlament mavisi formamı ve sarı granponumu giyip dışarı çıktım.
Sadece Burak ve Rüzgâr vardı, "Diğerleri gelmedi mi?" diye sordum etrafıma bakınarak. Rüzgâr konuşmaya başladığındabaşımı ona çevirdim, "Üstlerini değiştirip geliyorlar. Onlarda az önce girdiler." Başımı tamam anlamında sallayıp önüme döndüm.
...
(3 saat sonra)
Cenk hocamız arkadaşlarımın hışını çıkarttıktan sonra yine tribünde hocanın maçımızın tarihini açıklamasını bekliyoruz."İki gün sonra yağmur varmış. Hemde fırtına halinde."
"Hoca geliyor gençler." Efe'nin sesi ile herkes ayağı kalkıp hocayı dinledik.
"İki gün sonra maçımız var. O gün yağışlı gösteriyor. Ama maçımızdan sonra yağışlı gösteriyor. İki gün sonra cumartesi saat ikide burdayız." Ama yine nefes almayı unuttu. Cenk hocadan bahsediyoruz nefes onun için bir hiç.
"Tamam hocam." Hep bir ağızdan söyledikten sonra el sallayıp hocayı uğurladık. Hoca gittikten sonra bizde aynı kafemize gittik. Onlar bugünkü maçımızda yaptığımız hataları konuşuyordu ben ise dalabildiğim kadar uzaklara daldım.
"Dün akşam için herkese teşekkürler.
Ben eve gider bay." deyip tam kapıdan çıkıyordum arkadan Utku'nun sesi geldi."Su bekle bende geliyorum akşam akşam yanlız gitme." O da vedalaştıktan sonra kolunu omzuma atıp yürümeye başladık.
"Su sen bu Rüzgâr ile tanıştıktan sonra bayağı tuhaflaştın. Ne oldu?"
Haklıydı hemde yerden göğe kadar haklıydı. Biliyor musunuz ben daha önce hiç âşık olmadım, olamadım. Sebebinide bilmiyorum."Utku şu an gerçekten çok yorgunum."
"Tamam."
Uzun süren bir yolculuğun arasından eve gelmiştik, "Şimdi eve gidiyorsun rahat bir şeyler giyiniyorsun yorganın altına girip tatlı rüyalara uyuyorsun."
O kadar yorgunumki konuşamayacak kadar. O yüzden başımı sallayıp yanağından öptüm. Arabadan inip arkama son kez el sallayıp bahçeye girdim. Kapıdan girer girmez konuşmaya başladım, "Anne çok yorgunum. Yemek yedim kafede. Hemen uyuyacağım rahatsız etmeyin" dedim ve odama çıktım.Pijamalarımı giyindikten sonra yatağıma girdim ve yorganı kafamın yarısına kadar çektim. Telefonumu alıp biraz sosyal medyada dolandıktan sonra Rüzgâr'ın profiline girip biraz onu izledim.
