Cinli Hikaye Part 7 - ŞUANLIK SON PART

347 12 2
                                        

sonra kayboldu. koşmaya başlamıştım sıbbeye ne olmuştu acaba diye düşünüyordum. yolda tek tük insanlar vardı ve kafri onları direk ele geçirip ben yanlarından geçerken benimle konuşuyordu. hocanın evine gidiyordum. kafri beni aşardı. yolda halisülasyonalar çığlıklar karanlık silüetler kalbimi yerinden çıkartacak onlarca şey görüyordum. hocanın evine vardım o yeşil kapıyı çaldım kıracak gibi vuruyordum ses seda yok. yapıcak birşey yoktu kapıyı zorlayacaktım.ama gerek kalmadı kolunu indirdiğim anda açıldı. karşımdaki koridorda hoca ve bir kere gördüğüm eşi bana arkaları dönük ayakta duruyorlardı. birşey tersti bu durumda ama yinede hocam hocam yardım edin dedim. ikiside aynı anda bana döndüler ve oo geldinmi bizde seni bekliyorduk dediler. gözleri bambaşka korkunçtu. 2 ayrı ifrit bunları ele geçirmişti birinin gözleri bembeyaz öbürününki açık maviydi. hemen arkamı döndüm kapıdan çıkacaktım ki kapıda kafriyi gördüm. sıçtığımın resmiydi damarlarımdaki kan çekildi. göz bebeklerimi hissediyordum acıyolardı. birden kafri yanımda belirdi ve kapı kapandı dibimde o korkunç gözleriyle bana bakıyordu. bitmiştim.üçü birden kahkaha attılar şuan halisülasyon gösterseler daha az korkardım o kahkahadan. kalbim yerinden fırlayacak gibiydi. az sonra neler yapacaklardı ki böyle keyifliydiler. bütün tüylerim diken diken oldu bunu düşününce .kafri ee artık yolun sonuna yaklaştık dedi. içersi birden kapkaranlık oldu artık gülmüyorlardı benden tiksiniyor gibi bakıyolardı. kafri bana doğru bağırdı ama sesinde sanki 100 kişi bağırıyormuş gibi toplu bir bağırma sesi vardı. kadınlı erkekli herkesin korkusundan bağırması gibiydi. öldüreceksen öldür de bitsin bu çile dedim. seni öldürmekle kalmayacağım bütün aileni delirticem dedi. o sırada birden her yer aydınlandı. kapı açıldı ve içeri bembeyaz muhteşem görünüşlü bir şey girdi. çok parlaktı arkasıda biri vardı dikkatlice bakmaya çalıştım parıltıdan tam çıakramıyordum ama galiba halildi. evet halildi. gidin buradan kafirler dedi o şey. ve hoca ile eşi birden yere yığıldı. ardından gözleri normale dönüp bayıldılar. kafri hala ordaydı.ona birşey olamamış gibiydi . halil beni çağırdı koşup yanına gitmeye yerltindim kafri bit kolunu bana uzattı ve olduğum yerde çakılı kaldım. emir versemde bacaklarım kıpırdamıyordu. sonra kafri hafiften sırıttı. o ışıltılı şeye dönüp sen kimsin nesin diye sordum. kafri haal pis pis gülerek. yine karşılaştık dedi. bu senin almaya çalışıpta alamadığın hüddam . fatiha suresindeki hüddam dedi. yine karşılaştık demesi şimdi mantığıma oturuyordu. ama kafri rahat görünüyordu. eskisi gibi ondan korkmuyordu.ve artık daha güçlü olduğunu sezdiriyordu bana.sonra kafri konuşmaya başladı artık eski kafri yok karşında vaşta,ben şeytanın ilk oğlu muaron'un sağ koluyum. dedi ve burda da muaronun ifritlerin başı ve şeytanın ilk oğlu olduğunu öğrenmiş oldum. kafrinin gülmesi durdu. vaşta senin için bir geri dönüş olur sanmıştım ama sen de senin gibilerle aynı kaderi yaşayacaksın sonunuz cehennem olucak kafirler. dedi ve ateş gibi olup saldırmaya başladı. ilk defa böyle birşey görüyordum ve kafride beni bırakıp aleve dönüştü. aynı silüetlerindeydiler ama ateş olmuşlardı ben kalkıp halilin yanına geçtim halil birşeyler okuyordu.(her zamanki halil) beni nasıl buldun diye sorucaktım ki aklıma huddamının olduğu geldi ama nasıl zamanında yetişmişti yalovadan buraya. kafri ve vaşta ya doğru baktım. önceden kaç koş nekadar tutabilirim diyen kafri şuan resmen ölümüne saldırıyordu. bende bildiim şeyleri okuyup vaştaya yardım etmeye çalıştım. sonra halil cebinden hiç ummadığım birşey çıkarttı. kafrinin bendeki yüzüğüydü bu o gun vaşta yı huddam almaya çalıştıktan sonra bir daha görmemiştim bunu.

ve yüzüğü bana verdi. bunu kafriye takman lazım takarsan gücü zayıflayacaktır ve belkide vaşta onu öldürebilir. aslında kafrinin ölmesini hiç istemezdim ama bunu kendisi istiyordu. bana kızmakta belki biraz öç almakta (korkutarak) haklıydı. ama bu kadarı fazlaydı hem beni öldürecekti hemde ailemi delirtmekle tehtid etti ki yapıcaktı kesin. kapıya kadar gittim ama içeri girmeye yemiyordu resmen donup kalmıştım içerdeki manzarayı tarif bile edemem. hayatımda böyle birşey görmemiştim görmeyeceğimde. dehşet duygusu beni benden almıştı ölüm korkusu sarmıştı ya orada kafri bir hareketiyle beni öldürürse diye düşünürken halil arkadan bağırdı vaşta nın bana öğrettiği büyü sayesinde biraz dayanırsın orda dedi. doğrumuydu bilmiyordum ama denemekten başka çare yoktu. birden içeri girip kafriye doğğru atılacaktım ki aklıma bu yüzüğü ona nasıl takarım sorusu geldi. bende muskamı çıkarıp ipini yüzüğe geçirip daldım içeri kafrinin 2 metre uzağındayken kafri ne yapmaya çalıştığımı anlamış olsa gerek tek elini bana doğrultup beni mıhladı. ve vücudumun içini arılar sokuyormuş gibi oldum her yerime batıyordu sonra akrepler her tarafımı kapladı. iğnelerini saplıyorlardı yüzük elimden düşecek gibiyken halil beni dışarıdan gördüğü için hiç bir şey yok dedi. sadece halisülasyon dedi ve bir anda kendime geldim. ama hala hareket edemiyordum beni tutan kolu yüzünden. ve tamda o yuzden vaşta üstünlük sağlayıp 2 saniyeliğine onu sabit tutabildi kafri beni bırakmak zorunda kaldı ve yüzüğü boynuna astım . dumanlar çıkıyordu kafriden be kendi alevinde yanıp kül oldu yüzüğünde mavi olan taşı kırmızı olmuştu. yüzüğü almaya yeltendim vaşta durdurdu. lanetli artık dedi sizin dokunmamanız lazım. dokunursam ne olacağını bilemediğimden geri çekildim bitmişmiydi acaba herşey. halile soracağım bir sürü soru vardı. yüzüğü nerden bulmuşlardı. buraya nasıl zamanında gelmişlerdi ?evet. her şey durulmuştu. vaşta yüzüğü alıp bir şeylere sarıp halile verdi konuştular biraz. benim halile ve vaşta ya sorularım vardı önce halilden başladım. nasıl zamanında beni buldunuz ve başıma ne geleceğini nereden biliyordunuz ? dedim. halilde vaşta senin üstünde şeytani bir gücün hakim olduğunu yardım etmessek seni ve aileni çok kötü şeylerin beklediğini söyledi. bazı cinlerden duymuş dedi. benim nerede olduğumu bilmelerini sormama gerek yoktu. neden bana yardım ettin dedim. sana ifritleri musallat ettim çünkü korkmanı acı çekmeni istiyordum ama sen bunları çoktan çektin dedi. seni uyardığımda bulaşmasan bunlardan hiçbiri olmazdı zaten diye devam etti. ailene de bulaşmalarını istemedim dedi. sonra vaştaya sordum. ateş ateşe nasıl zarar verebiliyordu ? gücüne güç katmazmıydı ? birbirlerini öldürmeye çalışırken ikiside aleve dönmüştü. (yaratıldıkları şeye). ve sonundada kafri kendi alevinde yandı dedim. nasıl olur ? bunu vaşta cevaplayacaktı ki halil söze girdi. ikimiz de topraktan yaratıldık ama sana vursam canın yanan dimi dedi. mantığı anlamıştım kafa salladım. sana sert toprak atsam kafan bile yarılır dedi ve neredeyse ilk defa yapmacık olmayan bir gülüşünü görmüştüm. ve bana hala bunlardan kurtulmak isteyip istemediğimi sordu. istiyormuydum emin değildim. kafri belasından kurtulmuştum. huddamım da vardı. aa evet sıbbey e ne olmuştu. vaştaya sıbbey nerede diyecektim ki göründü sıbbey. artık ifritler de bana musallat olmayacaktı. emin değilim dedim. tamam istediğinde bana ulaş dedi. telefonu yoktu bende ama telefondan hızlı haberleşebilirdik.eve doğru yola çıktım bütün yol boyunca herşey sakindi. hayat normale dönmüşmüydü? bilmiyordum .
eve gelmiştim. etraf kafrinin yüzünden incintı. etrafı toplarken iyice düşündüm. acaba sıbbeyden vazgeçip metafizik varlıklarla aramdaki perdeyi kapatsamıydım. halilin teklifini tartıyordum aklımda. kafri belasından da kurtulmuştum ifritlerde gelmiyor gibiydi. normal cinler musallat olsa bile kurtulabilirdim. ayriyetten sıbbey benim kalırdı. en iyisi bir kaç hafta bekleyip neler olacağını gördükten sonra karar vermekti. ama aklımı da vaşta gibi bir huddam alıp rahata ermek kurcalamıyordu desem yalan olur. artık neredeyse sabah oluyordu. uykum da kaçmıştı. bilgisayarın başına geçip biraz takıldım. buz dolabından gelen üst kattan gelen her seste arkamı kolluyordum arada bir dönüp arkamı kontrol ediyordum ama hiçbirşey yoktu. biraz alışveriş ve ailemle telefon görüşmesinden sonra iyice uykum bastırdı saat 5 gibi yattım. güneş batıyordu. hava yavaştan kararıyordu ama olağandışı hiçbirşey olmadı. sonra uyumşum. gece saat 1 gibi tuvalete gitmek için uyandım. etraf karanlıktı uyku sersem liği ile bazı eşalara çarptım. koridorun ışığına birşey olmuştu sanırım açılmadı. sonra el yordamıyla tuvaleti buldum ve işedim. tuvaletten çıktım ışığını açık bırakmıştım sonra tam odaya giricekken tuvaletin ışığı kapandı. direk elim muskaya gitti ancak muskam boynumda değildi. tuvalete geri dönüüp ışığı neyin södürdüğüne mi baksam yoksa yatağamı dönsem yoksa evden dışarımı kaçsam bilmiyordum. arada kalmıştım. kıpırdayamıyordum. heryer zifiri karanlık ve önümü zar zor görüyordum. karanlıktaki dolapları belki aynadaki yansımamı birşeylere benzetiyordum. birden salondan bir ses geldi. ne olduğunu çıkaramıyordum. sonra cesaretimi toplayıp tuvalete gidip ışığını açtım. giderken kalbim küt küt atıyordu sanki ensemde biri varmış gibi arkamdan kovalanıyormuş hissine kapıldım. ama hiçbirşey yoktu. ışığı yine açık bırakıp odaya geçtim. odanın ışığını açmama gerek yoktu içeri hafif ışık geliyordu zaten. ama yatağıma bakınca irkildim ve kendimi duvara yasladım. yatağımda birisi sırt üstü yatmış ellerini göğsunde birleştirmiş duruyordu. direk evden çıkıcaktım ki yatakta yatanın ben olduğumu farkettim.

Yayımlanan bölümlerin sonuna geldiniz.

⏰ Son güncelleme: Jan 23, 2015 ⏰

Yeni bölümlerden haberdar olmak için bu hikayeyi Kütüphanenize ekleyin!

Cinli HikayeHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin