karanlığa karıştırılan sözcüklerimiz; bâzıları ağızdan isteyerek çıkmış maskesi taksa dâhi anlayabilirsiniz sanki bir ışık hüzmesi kerpeten ile zorla çıkarmış o lafları, ağzımızdan çıkanlar yeni doğan bir yavrunun ilk çığlıkları misali, karanlığa bahşedilen bir haykırış gibi, bağırış ve yakarışlarına yılların etkisiyle eskimeye yüz tutmuş tanrı'nın bize sunduğu yıpratılmış bir hayata benzettiğim kitaplarım şahittir, bir sokak ortasında başlıyor huylarımız, dört duvar arasında geliyoruz bu dünyaya, akıp giderken zaman zihnimizin kötü tarafındaki iyi düşünceler çatlak veriyor tıpkı bir enkaz gibi, düşüncelerimiz ceset biraz, ağır biraz, ama ağzımızdan çıkanlar her zaman hafifletilmiş yumrularımız tarafından, ağırını saklıyoruz zihnimizde, gözlerimizin akının kırmızıya dönüşeceği vakit bastıran uyku ve aklımızda dolanan tek bir düşünce ile uyuyup bir daha bulutları görememeyi diliyoruz, biçimsiz tırnaklar yüzümüzü paramparça ediyor sanki, konuşamıyoruz ve bunun eksikliği tıpkı bir düşünemeyenin ki gibi, kayıp olmuş birer kaşifiz hepimiz aslında, masumca sevdiğimiz kalplerin keşfine çıkarken yolumuzu kaybediyoruz, bizden geriye kalmadı kimse, ama üzme güzel gözlerini, ağzımızdan zoraki çıkan sözlerimizin ardına bakılsaydı bu durumda olmazdık, inansaydık eğer bir gün birinin çıkıp da ruhumuzdan esintiler kattığımız fikirlerimizle sarmaşdolaşken safça delirebileceğini.
²³¹
lütfen anlayarak okuyun,
içremdekiler.
♥️
ŞİMDİ OKUDUĞUN
ey meyus
Short Storysoğuk bariyerlerin ardından zar zor gözüken dışımız, yıkık dökük harabe misâli içimizden de kötüydü aslında, biz farkına varamadık.