3. Bölüm ♡

68 1 0
                                    

Sabah yanımda duran saatin alarmıyla uyandım. Bunu ne zaman kurmuştum? Yatakta doğrulup oturdum. Gardolaba asılı okul kıyafetlerini gördüm. Yataktan kalkıp banyoya gittim. Yaklaşık yarım saat sonra oradan çıktım. Saçımı kurulayıp makyajımı yaptım ve yeni okul kıyafetlerini giydim. Ben nasıl alışacaktım. Ayrıca insan bir gün alışmam için okula göndermezdi. Off yaa...

Söylenerekte olsa odadan (henüz odam diyecek kadar alışamadım.) dışarı çıktım. Merdivenlerden aşağı indim. Annem ortalıkta yoktu. Galiba işe gitmişti. Kapıyı açtım ve evin önümde duran siyah BMW'yi gördüm. Annemi almaya geldiler diye düşünerek bahçeden dışarı çıktım. Arabadan aşağı takım elbiseli biri indi. "Hanfendi" diye seslendi. Dönüp baktım. Henüz 20 sinde sarışın, mavi gözlü dehşet yakışıklı biriydi. "Buyrun lütfen, sizi okula ben götüreceğim" diyerek arka kapıyı açtı. Normalde binmezdim ama o anda beynime dank etti. Ben değil okul yolunu İzmir'i bile bilmiyordum. Arabaya bindim, kapımı kapatıp şoför koltuğuna bindi ve gitmeye başladık. Bana göre ortam aşırı gergin, hiç bir çıt bile yoktu. Bir an önce okula gelmezsek gerginlikten ölebilirdim. Biraz kendimi sakinleştirmeye karar verdim. En iyi çözüm, yolu izlemekti. Gerçekten İzmir harika bir şehirdi. Sonunda okula pardon saraya gelebildik. Harikaydı. Okulun kapısında durduk. -Yakışıklı Sarışın- hemen inip kapımı açtı. "Geldik, ilk önce okul müdürüyle görüşmelisiniz o size yardımcı olur ve çıkışta da sizi burada bekliyor olacağım. İyi dersler" dedi. Arabadan aşağı indim. "İyi günler" diyerek yavaş yavaş yanından uzaklaştım. Okul kapısına geldiğimde yazılı okları takip ederek müdür odasını buldum. Kapıyı tıklayıp içeri girdim. "Aaa, hoşgeldin Claire." dedi. Sanki adam beni yıllardır tanıyor gibiydi." "Namın senden önce geldi tatlım." Hafifçe gülümsedim. "Namın?" diyerek sordum. "Eee.. Evet Türkiyedeyiz, bilmediğin ve sana saçma gelen bir sürü şey olabilir ama alışmalısın tatlım" dedi ve kahkahayı patlattı. Bu adamın zoru neydi? Ve neden bana habire -tatlım- diyip duruyordu. "Hadi gel ve yeni sınıf arkadaşlarınla tanış" diyerek omzumdan tutarak -bildiğin sürükledi- odadan çıktık. Merdivenlerden çıkıp, sağa döndük, biraz düz gidip tekrar sağa döndük biraz daha gidip merdivenlerden çıktık. -Tanrım ne karışık bir okul, kesin kaybolurum.- Biraz daha dolaştıktan sonra sonunda bir kapının önünde durduk. Kapıyı tıklayıp içeri girdik herkes ayağa kalktı, müdür bey eliyle oturmalarını işaret etti ve beni sınıfa tanıttı. "Bu yeni sınıf arkadaşınız Claire. Londra'dan geliyor." dedi. Arkada oturan esmer galiba yeşil gözlü çocuk " Off, sarışına bak taş" dedi. Hoca öksürdü. "Ve Türkçe biliyor" diye ekledi. Sınıf kahkaha attı, çocuk yanında oturan kızdan hafif bir tokat yedi. Sınıf bir kez daha güldü. Hafifçe gülümsedim. Hoca en arkadaki başını sıraya koyup yatan çocuğun yanını gösterip "Oraya oturabilirsin Claire" dedi. Sınıfın içinde sessiz adımlarla yürüyüp çocuğun yanına oturdum. Çocuk kıpırdamadı bileee.. Lanet şimdiden yeni sıra arkadaşımı sevmedim. Müdür Bey izin istiyerek sınıftan çıktı ve tüm sınıf bana döndü. Kimse konuşmuyor sadece bana bakıyordu. Sessizliği bozan hoca oldu. "Hoşgeldin Claire, kendini tanıtmaya ne dersin ?" dedi ve benim söze ne zaman başlayacağıma baktı. "Merhaba, ben Claire Serin Rüzgar, Türk'üm. İlk kez Türkiye'ye geliyorum ve Serin ismini kullanmayı tercih ediyorum." Öndeki sıradan bir kız " Nasıl bu kadar iyi Türkçe konuşuyorsun, babandan dolayı mı ?" En nefret ettiğim soru neden sorduki şimdi "Hayır, babamı hiç tanımadım. Londra'da en yakın arkadaşım Türktü." diye cevap verdim. Herkesin aklını karıştıran soru buymuş gibi bir homurtu yükseldi sınıfta. Yanımdaki çocuk yattığı sırada kıpırdandı "Nasıl olur imkansız" dedi. Neydi bu şimdi. Hoca konuşanları susturmak için " Eveeet artık dersimize dönebiliriz. Claire bugünlük yanındaki arkadaşının kitabını kullan yarın senin kitapların verilir" dedi. Yanımdaki hala yatıyordu suratını görmemiştim. Kolunu sıranın altından kitapla beraber çıkarıp kitabı bana verdi. Önümdeki kız bana dönüp sayfayı ayarladı. Gülümsedim. Kitabı biraz ortaya getirdim. Çocuk hala yatıyordu. Sinir olmuştum. Sıkıcı ve pek anlam vermediğim dersler sonunda bitmişti. Son derse kada kimseyle konuşmamıştım ve çocuk bir kere bile bana yüzünü dönmemişti. Ya dışarıyı izliyor ya da uyuyordu. Çıkış zili çaldığında sınıfta en son o ve ben kalana kadar bekledim. Hala uyuyordu. Sanırım bütün okul boşalmıştı. Sonra çocuk " Beni beklemene gerek yok, uyumuyorum gidebilirsin." dedi. Anlamış mıydı yani onu uyandırmak için beklediğimi sesimi çıkarmadan sessizce sıradan kalktım ve dışarı çıktım. Geldiğim yolu bulmak biraz zor olsa da çıkış kapısını bulabilmiştim.

SONUNDA.

-Yakışıklı Sarışın- beni eve bırakmak için bekliyordu. Beni görünce kapıyı açtı. Arabaya yaklaşıp içeri girdim. Tabiki hiç konuşmadık ve ben sadece yolu izledim. Eve geldiğimizde kapıyı açtı aşağı indim. "Teşekkürler ve iyi günler" dedim. Çocuk şaşırmış gibi bana baktı ve biraz kekeleyerek "İyi günler" dedi. Neyse bu da bir başlangıçtı. Kapıdan içeri girer girmez yukarı odaya çıktım. Annem evde yoktu. Biraz kestirmek iyi olabilirdi. Yatağa girdim ve yorucu bir günün ardından yanımdaki -sinir, gizemli- çocuğu düşünerek uykuya daldım.


Ads by SaveLotsAd Options




Ads by SaveLotsAd Options



~ Merhabaa umarım güzeel gidiyordur ve sıkılmıyorsunuzdur :) Sizce Serin'in yanındaki çocuk neden öyle bir şey söyledi ve neden kafasını sıradan kaldırmadı, Serin şimdiden çocuktan nefret ediyor. Bu yolun sonu nasıl olacak dersiniz. Lütfen okumaya devaam edinn :) 4.Bölüm en kısa süre de geleceek :))

AŞKA ŞANS VERHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin