1. Bölüm ♡

152 5 0
                                    

Londra sokakları, her çeşit insanın boş boş ya da bir iş uğruna koşuşturdukları sokaklar. Buraya geleli iki yıl oldu ama özlicem. Daha yeni alışmıştım oysaki, ne kadar üzücü hemde annemin söz veripte tutmamasına karşı burayı sevmiştim. Uzun bir süre taşınmayacaktık, en azından benim lise hayatım bitene kadar ama bir yandan da mutluyumki iki yıl boyunca taşınmak zorunda kalmadık. İki yıl öncesine kadar her gittiğimiz yerden 6 - 7 ay sonra taşındığımız zamanlar oldu. Alıştım artık, acaba şimdi nereye gidiyoruz?

Merhaba ben Serin, henüz 17 yaşını bitirememiş bir kızım. 17 diyorum çünkü 18'imde reşit oluyorum. Evet bende bir Türk'üm. "Claire Serin Rüzgar" Annem bir İngiliz babam işe soyisimden anlaşıldığı üzere bir Türk, yani öyleymiş. Hiç tanımadım babamı, annemin söylediğine göre ben bebekken vefat etmiş. Şuan yanımda olmasını gerçekten çok isterdim. Yani annemle iki kız, tek başımıza taşınmak zor oluyor. Taşınma nedenimizin başı ise annemin bitmez tükenmez terfileri, en azından bana öyle söylüyor. Odamın camından son kez baktıktan sonra odanın içinde son bir tur attım, bir şey unutmadım galiba diyerek merdivenlerden aşağı indim ve annemin sanki ilk defa taşınıyormuşuz gibi heyecanını yok sayarak "Bu defa nereye? " diye sordum. Annem elindeki vazoyu kutuya koyup oturma odasından çıkıp merdivenlere benim yanıma geldi. Ellerini omzuma koyup peşinden hemen sarıldı bende ona sarıldım. " Sorun değil anne " dedim. Annem ağlamaya başladı. " Sana böyle bir hayat yaşattığım için çok üzgünüm Claire " Annem bana Serin diye hiç seslenmez, bana söylemese de babamı sevmediğini biliyorum. Bazı geceler rüyalarında babamla kavga ediyor. Bu beni ne kadar üzsede bir şey diyemiyorum. " Claire gel benimle " diyerek elimi tutuyor ve beni mutfaktaki masaya otutturuyor. Böyle yapması hiç normal değil, kesin çok uzak bir yere taşınıyoruz kesin. " Sana bunu yapmak istemezdim." Annemin gözler tekrar dolmaya başladı. "Anne böyle yapma lütfen, gerçekten sorun değil." "Ama koskaca iki yıl ve güzel arkadaşla... " bitirmesine izin vermeden sözünü kestim. "Hiçbir sorun yok, önemli olan senin nerede mutlu olduğun, arkadaşlarım mı? Hafta sonları görüşürüz hergün görüşemezsekte" annem daha da kötü olmuştu. Ne demiştimki genelde bu sözümden sonra gülümser ve "Seni çok seviyorum Claire" derdi. Ama öyle olmadı annemin başını yerden kaldırıp masmavi gözlerine diktim. "Sorun ne anne? " dedim. Annem elimi tutup dizlerimin üzerine koydu, mutfakta tur atmaya başladı. Artık söze başlamalıydı. "Claire.. Bunu.. Ee.. Şeyy.. " Bu durum yeterince canımı sıkmaya başlamıştı. "Anne artık söyler misin? " dedim. -Biraz sesimi yükseltmiş olabilirim-ki annem sustu, yüzünü bana döndü. Hızlı bir şekilde "Bundan sonra arkadaşlarınla görüşemiceksin çünkü Türkiye'ye taşınıyoruz. " dedi. Sanırım bu biraz ani oldu, hiç beklemediğim bir cümleydi. Hiçbir şey söylemeden masadan indim ve dosdoğru odama çıktım, bomboş odama, iki yıl boyunca sahiplendiğim şuan artık benim olmayan her yerde koli olan odama geri geldim. Annem aşağıdan bağırdı. " Çok üzgünüm Claire, böyle olmasını istemezdim bebeğim." Ben niye böyleyim, iyi de ben alışkınım, neden hiçbir yorum yapmadan çıktım. Saçmalama Serin sen alışkınsın bir daha arkadaşlarınla görüşmemeye mi üzüldün yani yoksa asıl sorun hiç tanımadığın babanın ülkesine gitmen mi? Bu seni mutlu etmedi mi? Gözlerimden yaşlar akmaya başladı mutluluk mu, hüzün mü bilmiyorum.

~~~

Odamda kaç saat geçirdiğimin farkında değilim. Aşağıdan arkadaşlarımın seslenişlerine uyandım. Koşarak aşağı indim. Jessica, Kristin ve Taylor iki yılımı onlarla beraber geçirdim ve şimdi ayrılıyoruz, bir araya gelmek imkansız artık, annem anlatmış olmalı ki Jess. ağlayarak bana sarıldı. "Gitme Claire, lütfen" Ahh keşke Jess keşke "Sulu gözlü bebeğim, gitmek zorundayım biliyosun, ama bir gün mutlaka görüşücez, burada bitmiyor" desemde buna kendim bile inanmadım. Jess'ten ayrıldıktan sonra olgun tavrıyla Kristin sarıldı "İyi yolculuklar Claire bizleri asla unutma ve yakışıklı bir Türk erkeği bul" dedi. Taylor.. Tanrım neden en sona seni bıraktımki "Serin" evet bana tek Serin diyen Londra'da ilk arkadaşım, ben seni nasıl bırakıcam. Elleri yanaklarımı sardı ve baş parmaklarıyla göz yaşlarımı sildi. Aman Tanrım ağlıyor muydum? "Taylor" diyerek böğürdüm ve Taylor'a sımsıkı sarıldım.  "Bizleri asla unutma" "Sizde.. Sende.. Taylor.. Beni unutmayın" ağlayarak ne kadar söyledim bilmiyorum ama onlar beni anlamışlar. Jess ve Kristin koşarak geldi ve üçüyle aynı anda sarıldım. "Asla unutmicaz Claire" diye bağırdılar. Peşlerinden Taylor Türkçe olarak "Hiçbir zaman, hiçkimse seni aklımdan ve kalbimden alamaz Serin" dedi. Türkçeyi ne kadarda güzel konuşuyordu. Onunda babası Türk -Sarp amca- İki yılda bana baba eksikliğini yaşatmamaya çalıştı. Şimdi gidiyor olmama ne kadar da üzülmüştür. Herkesi, her şeyi özlicem. LONDRA SENİ GERÇEKTEN ÖZLİCEM. En önemlisi Taylor senide çok özlicem, Elveda can dostum.


Ads by SaveLotsAd Options




Ads by SaveLotsAd Options



~~~

Gitme vaktimiz yaklaşıyordu. Taylor, Jessica ve Kristin'in gitme vakti de gelmişti zaten. Onlara son kez sıkı sıkı sarıldım, hepimiz salya sümük ağlıyorduk. Tanrım nasılda alışmışım onlara iki yıl ne çok değiştirmiş beni. Hani burada kimseye alışmak yoktu, gideceğini biliyordun Serin! Onlara kapıdan beri el sallarken içimdeki acı inanılmaz kötüydü, daha önce böyle olmamıştı. Onlar.. Onlar benim en.. en yakın arkadaşlarımdı ve şimdi ayrılıyordum. Ben buna nasıl alışıcam, ben onlarsız nasıl yaşicam, annemde bunu anlamış olmalıki yanıma gelmedi. Kapıyı sessizce kapattım. Akan gözyaşlarımı sildim. Mutfak kapısının önünden geçerken göz ucuyla anneme baktım sessizce ağlıyordu, dizlerini göğsüne gömmüş yerde ağlıyordu. İçim cızz etse de yanına gidemedim. Direk merdivenlerden yukarı çıktım. Çantamı açtım elime ilk gelen kitabı aldım ve okumaya başladım. Biraz zaman geçtikten sonra annem seslendi. "Çantanı al ve aşağı gel Claire! Gitme vakti. " çok rahat söylemişti, sanırım annem beni hiç düşünmüyor. Odamdan çıkarken, merdivenlerden inerken ve dış kapıyı kapatırken derin derin baktım. SON KEZ. Bir daha göremeyeceğim evime. Arabaya bindim peşimden annem geldi, arabaya bindi kontağı çalıştırdı ve bana dönüp gülümseyerek "Daha güzel bir hayat bizi bekliyor Claire" dedi. Yaa evet sabırsızlıkla bekliyorum. Arabada hiç konuşmadım. Annem bana Türkiye'yi anlattı. Yıllar önce gittiğinde güzel bir yer olduğunu ve şimdi daha da güzelleştiğini tahmin ettiğini söyledi. Yarım saatin sonunda hava alanına gelmiştik. Annem elindeki iki biletten birini bana uzattı. Gözlerimi kapadım bileti yavaşça açtım, gözlerimi hafif araladığımda -Claire Serin Rüzgar - yazısını gördüm. Ve gerçek olduğunu anladım. Hiçbir şey şaka değildi. Gerçekti.

Uçağa bindiğimde yerime oturdum, neyseki şansıma cam kenarıydı. Bulutlara bakmak giderken birazda olsa huzur verebilirdi. Hostes geldi ve bize uçakta bir kaza olması sonucunda neler yapmamızı anlattı durdu. Allah aşkına uçak düşse kaç kişi uygulayacaktı anlattıklarını. Uçak hareket etti annem "İyi yolculuklar Claire" diyerek elimi tuttu. Kafamı cam tarafına çevirdim elimi elinin üzerinden çektim ve kulaklığımı takıp uyku moduna geçtim. Gözlerimi kapattığımda içimden -İyi yolculuklar anne, umarım Türkiye'deki yaşantımız huzurlu geçer ve ELVEDA LONDRA...- diye geçirerek uykuya daldım.


UMARIM 1.BÖLÜMÜ BEĞENMİŞSİNİZDİR, EN KISA SÜREDE YAZMAYA DEVAM EDİCEMM LÜTFENN OKUYUNN ^_^

AŞKA ŞANS VERHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin