milena petrović gerçeklerin her zaman ortaya çıkmak gibi bir huyu olduğunu biliyordu. fakat bunların bir gün dönüp dolaşıp onu bulacağını hiç düşünmemişti.
'the wraith, vol. 2'
written by @truffautsfilm.
fanfiction, harry potter.
...
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
02|02|1977.
Milena ne kadar direkt konuşmayı bilen, sonuç odaklı biri olsa da şu an içinde çırpındığı durum onu hiç olmadığı kadar kısıtlıyordu. Kendisinin hiddetle kısılmış gözleri hemen karşısında oturan kızın koyu bakışlarına kilitlenmişti. Bunu pek isteyerek yaptığı söylenemezdi, fakat ne zaman bakışlarını onu bekleyen ödevine indirse bir anda kendisini birbiriyle fısıldaşmakta olan Rosier ve Black ikilisini incelerken buluyordu.
Milena onların bir şeyler karıştırdığından emindi, fakat aklında dolanan düşünceler kararsız yaratılışına ters düşmeyecek bir şekilde kafasını bulandırmaya devam ediyordu. Fakat yaptığı tek şey aralarında bulunan boş kitaplığın ardından bir röntgenci gibi o ikiliyi izlemekti.
Yalnız değildi elbette, Remus ve Mckinnon cadısı vardı yanında. Oğlanı ödevlerini bitirmek için kütüphaneye giderken yakalamıştı ve kendisinin de kitapların arasında biraz zaman geçirmenin güzel olacağına karar vermişti. Eski kitaplar ve durgun portrelerle dolu bu kasvetli kütüphaneye vardıklarında geniş masaya yayılmış bir şekilde biçim değiştirme ödevini tamamlamaya çalışan Marlene Mckinnon'ı gözlerine kestirip sarışın cadıya katılmışlardı.
Ve Milena'nın da dikkati aklında şeytani sıfatını yakıştırdığı ikiliyi görene kadar bitirmeye odaklandığı ödevdeydi. Fakat işler tahmin ettiği gibi gitmiş sayılmazdı.
Masaya oturduğunda beri birkaç metre ötesinde bir işler karıştıran o iki öğrenciyi fark eden sadece kendisi olmuştu ve bunu öyle tutmak konusunda kararlıydı. Normal vakitlerde Milena ne ödevlerden ne de amaçsızca kütüphanedeki kitapların arasında bunca zaman harcamaktan hoşlanırdı.
Fakat aklında yeşeren merak onu harekete geçmeye zorluyordu. Elbette Milena bir hareketi gerçekleştirmeden önce bunu kapsamlı düşünenlerden sayılmazdı, onu daha çok hisleri yönlendirirdi. Ve bu an da duygularının onu kontrolu altına aldığı vakitlerden biriydi.
Tam da bu nedenle kendisi bu konuyu daha fazla düşünmeye gerek duymadan hızla sandalyesinden kalktı. Sandalyenin ayağının zemine sürtünmesiyle çıkan ani sesle beraber etraftaki birçok insanın bakışları Milena'yı buldu, o ise acele ile kitaplığın arkasında sohbetlerine devam eden iki Slytherin öğrencesine döndü. İkisinin de gözleri hala birbirindeydi. Milena bir iç çekti.
Bununla beraber genç kız yavaşça oraya doğru adımlayacakken kısık bir sesin kulaklarına ulaşmasıyla beraber acele ile kafasını çevirdi. "Nereye?" Hemen yanında oturan Marlene Mckinnon, bir yandan altın sarısı saçlarına bir topuz şekli vermeye çalışırken bir yandan da ceylana benzer büyük, yemyeşil gözlerindeki merakla ona bakıyordu. Elleri dağılmış saçlarında olduğundan dişlerinin arasında bulunan kalem sayesinde sorduğu soru oldukça boğuk çıkmıştı.