01 | jedan, petrović'ler ve dinlemeye değer öyküleri.

715 48 26
                                    



JEDAN,
PETROVIĆ'LER VE DİNLEMEYE
DEĞER ÖYKÜLERİ.

JEDAN,PETROVIĆ'LER VE DİNLEMEYE DEĞER ÖYKÜLERİ

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

31|01|1977.

Milena Petrović gayet basit bir kızdı. Çevresindeki çoğu kişi gibi kolay çözülebilecek bir karakteri ve ilgileri vardı. Bunlardan rahatsız değildi, gurur duyuyordu hatta. Çünkü sıra dışı bir insan olmanın getirilerini biliyordu. Fakat dünya üzerindeki her basit insan gibi, Milena'nın da alışılmadık yanları vardı.

Bunlar herhangi bir konuda beklenmedik bir başarı sergilemek veya derin sırlarını güler yüzün arkasında saklamak derecesinde olan şeyler değildi. Ailesi, Milena'nın ilginç taraflarındandı. Annesinin bir zamanlar uzattığı yardım elleri ve o genç yaşında öldükten sonra babasının kızına anlattığı kahramanlık hikayeleri ilginçti. Jeanne ve Goran Petrović ilginç insanlardı. Öyküleri işitilmeye değerdi.

Milena'nın ise bu öykülere karşı bir zaafı vardı. Onlarla büyümüş ve ne zaman kapana kısılırmış gibi hissetse onlara koşmuştu. Anımsamadığı, bilmediği hatıralara. Görmediği dünyalara ve şahitlik etmediği anlara. Kısaca Jeanne'nin kahramanlıklarına.

Jeanne Fornier veya sonraki adıyla Petrović, yaklaşık on altı yıl önce karanlık toprağın metrelerce altını boylamıştı. Bir zamanlar insanlara keyif veren narin güzelliği kızının dünyaya geldiği günden haftalar sonra yüzünden silinivermişti. Ardından gelen günlerde de zarif bedeni çürümek üzere derinlere terk edilmişti. Fakat Petrović'lere göre o ölmemişti. Öyküleri bir gün hafızalardan silininceye, ismi bir daha birinin dudaklarından çıkmayıncaya kadar Jeanne dünya üzerindeki yaşamını sürdürecekti.

Milena'yı üzen tek şey ise, Jeanne'nin tek bir fotoğrafının bulunmasıydı. Hareket etmeyen, soluk ve yırtık bir fotoğraf. Ufacıktı ve Milena bu nedenle onu yanından ayırmamak konusunda zorluk çekmiyordu. Boyutu önemli değildi, önemli olan tek şey fotoğrafın içinden gözlerinin derinliklerine bakarmışçasına keskin bakışları olan alımlı kadının annesi olmasıydı.

Kıvrılarak omzuna kadar uzanan bal sarısı saçları zamanına göre fazla uzundu, mavi gözleri ise hafif kısılmıştı ve doğrudan kameraya bakıyordu. Ölü olan birinin gözlerinin her fotoğrafa baktığınızda üzerinizde olması fikri Milena için ürkünçtü, fakat ne zaman yanında birine ihtiyacı olsa o bakışlar ona hiç olmadığı kadar tatlı gelirdi.

Milena'nın bu fotoğraf hakkında en çok sevdiği şey Jeanne'nin yüzünde yer almış olan gülümsemeydi. Sanki atılmayı bekleyen bir kahkahadan saniyeler önce çekilmiş gibiydi. Annesini tanımış olanlar ona sık sık gülümsemesinin Jeanne'ye ne kadar benzediğini söylerlerdi, hemen ardından da bir iç çeker ve sanki eski arkadaşlarını orada görebileceklermiş gibi yukarıya bakarlardı. Milena bunu fark ettiğinde ilk başta biraz üzücü bulsa da bir süre sonra bu devamlılık onu güldürmüştü.

kalopsia, a delusion. marauders era!Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin