Bazı anlar unutulmaz, bazı anlar muhteşem, bazıları ise lanetlenmişçesine kötü geçerdi.
Ama Kiyoomi'ye göre tam şu an utanç vericiden öteye gitmiyordu.
Kaşlarını çatmaktan kısılmış olan gözlerini hızla sarışın çocuktan çekip kızaran yanaklarını ve sinirli yüz ifadesini saklamak istercesine kuzeninin arkasında kendine yer açmaya çalışmıştı.
Şimdiden okulun sosyal projelerinden olan 'cinsiyetçilik' karşıtı bir etkinliğine katıldığına pişman olduğunu hissedebiliyordu.
Atsumu kıvırcık saçlı çocuğun kendisinden gizlendiğini fark ettiğinde yarım ağız sırıtarak kalabalığa yaklaşmıştı. Kiyoomi'nin gizleyemediği uzun, ince bacakları sarışının gözlerini bulurken dağılan ve yenilenen kalabalığı yararak ince gömleğin altındaki beyaz tene okşar gibi dokunmuştu.
Açıkçası, Atsumu bu küçük hareketten bile fazlasıyla etkilendiğini söyleyebiliirdi.
"Hey,"
Sarışının sesindeki yorgunluğu ve tatlı tınıyı hissetmemek mümkün değildi.
"Kiyoomi sana diyor sanırım."
Komori arkasına saklandığını sanan kuzeninin yanına geçip sanki gıcıklığına yapıyormuş gibi gülümseyerek kıvırcık saçlı genci Atsumu'nun önüne itmişti.
Bir anlık yakınlığın verdiği etkiyle Kiyoomi, adımlarını geriletmişti. İçinden kuzenine hakaretler yağdırırken karşısındaki gence sinirle bakmayı ihmal etmiyordu.
"Ne istiyorsun?"
Sesini ne kadar sert tutmaya çalışsada az öne aldığı iltifat bütün sinirlerini bozmuştu. Bu yetmezmiş gibi bir sürü kişinin onları izlediğini hatta karşısındaki çocuğun ismini haykırdıklarını duyabiliyordu.
Atsumu gözlerindeki kararlılığı arttırarak söze başlamış, "Numaranı desem," iflah olmaz bir sırıtmayla devam etmişti; "Çok mu iddalı olur?"
Kiyoomi bu açık sözlü çocuğa karşı küçümsercesine bakmıştı. Kesinlikle fazla iddalıydı.
"Tiksinç."
Tek kelime.
Kıvırcık saçlı çocuğun kendini ifade edebilmesine yetmişti.
Sarışının yüzündeki şaşkın ifade hayal kırıklığına bırakmadan önce Kiyoomi adımlarını çıkışa yöneltmiş, kuzenini bile bekleme gereği duymadan tribünlerden uzaklaşmıştı.
Ancak atladığı bir şey vardı ki; Atsumu küçükken voleybola ve pasör olma arzusunu, karşısındaki kişiyi isteme arzusuyla değiştirmişti bile.
İstiyorsa; kesinlikle elde ederdi.
