twenty-eight

1.5K 163 352
                                    

Harry metroda her zaman oturduğu yerde oturuyordu. Louis'nin ona önerdiği grubu dinliyordu ve iki gündür resmen aşık olmuştu. Daha önce sadece bir şarkısını dinlemişti ve o şarkı da en çok dinlenen şarkılarıydı. Yani ona böyle söylemişti.

Bir grubun en çok bilinen şarkısını dinlemek biraz utanç vericiydi. Her zaman kendi sevdiği gruplardan sadece en bilinen şarkıları dinleyen insanlardan yakınmıştı ve aynısını kendisi yapmıştı. Ama bunun farkında bile değildi. Grubun diğer şarkılarını dinlemediği için pişman hissediyordu sadece.

Kafasını yaslarken kendisine ritme bırakmıştı. Louis'nin bindiği durağa yaklaştıklarında heyecanlandı çünkü dünden beri şarkıları dinliyordu ve onunla bunu konuşmak istiyordu. Kapılar açıldığında ve içeriye insanlar girdiğinde Harry'nin gözleri Louis'yi aradı. Etrafa bakarken gözgöze gelmeleriyle Louis ona doğru yürüdü ve yanındaki boş koltuğa oturdu.

"Günaydın." dedi tatlı gülümsemesiyle. Harry bir anlığına eridiğini hissetti. Gerçekten bu ergenlik ona iyi gelmiyordu. Bazen saçma sapan kişilerle saçma sapan hayaller kuruyordu ve buna yoldan geçen insanlar bile dahildi. Ne zaman kime düşeceği belli olmuyordu. İçinde dinmeyen bir açlık vardı. Yine de, asla belli etmezdi.

"Günaydın." diye karşılık verdi gülümseyerek.

"Nasılsın?"

"Yorgun." dedi Harry doğruyu söylerek. Uyanmaktan nefret ediyordu. Okula gitmekten nefret ediyordu. Metroya binmekten de nefret ediyordu.

"Ben de." dedi Louis anlayışlı yüz ifadesiyle.

Aralarında sessizlik oluştu. Harry de bunu önlemek için ona airpodsunun diğerini verdi. Telefonunun şifresini girdi.

"Bu grup dünyanın en iyi grubu olabilir." dedi Harry aynı zamanda. "Tamam, en iyi grubu değil ama yine de çok üsttedir." Louis güldü.

"Beğeneceğini biliyordum." dedi Louis gururlu yüz ifadesiyle.

"Dünden beri bunu dinliyorum." dedi telefonuna bakarak. "Sen bana single açmıştın. Ben de sana açayım bir tane. Olur mu?"

"Tabii ki." Louis heyecanlandı. Daha önce hiç kimse ona The Neighbourhood'dan şarkı ithaf etmemişti. Şarkı başladığında Louis ilk saniyesinden hemen hangi şarkı olduğunu anladı ve gülmeye başladı.

"Daddy issues?"

Harry ona dişlerini gösterecek biçimde gülümsedi ve başıyla onayladı.

"Benim için bunu açman hoşuma gitti." dedi Louis, Harry'nin gözlerine bakarken.

Harry açtıktan hemen sonra bunun iyi bir fikir olmadığını düşündü. Kulağında daddy issues ve yanında Louis'nin varlığı onun sakin kalmasını engelliyordu. Nedensizce kalp atışları hızlanmıştı. Kendisini sakin olmaya zorladı ama yanında Louis'nin onun gözlerinin içine bakması gerçekten hiç yardımcı olmuyordu. Birdenbire her yer sıcak olmuştu.

"Seni üzmek istemem ama... Bu da en çok bilinen şarkılarından biri." Harry mutsuzlukla omuzlarını düşürdü. "Yine mi olmadı ya." Louis dudaklarını birbirine bastırdı ve başını iki yana salladı. Harry sonlanan şarkıyla telefonunu Louis'ye uzattı. "Sen seç. Sen daha iyi biliyorsun."

Harry bunun ne kadar tehlikeli olduğunu bilmiyordu. Timsahlarla dolu bir göle girmek gibiydi. Ne yazık ki, farkında değildi. Çok da dikkatsizdi. Gerçi, dikkat etse bile yine anlamazdı. Louis hiç belli etmiyordu. Harry'nin şüpheleneceği son kişi bile değildi.

Louis elindeki telefona baktı. Bu, telefonu üçüncü tuşuydu. Bir diğeri dündü. Harry yine ona telefonunu vermişti. İlkinde ise telefonuna bağlanmak için alması gerekiyordu. Louis telefonun yokluğunun fark edilmeyeceğini düşünmüştü. Az bir işi vardı. Ama Harry ilk 5 dakikada fark etmiş, bütün okulu ayağı kaldırmıştı. Louis ise telefonun onda olduğu anlaşılacak diye deli gibi korkmuştu. Kendisini hemen erkekler tuvaletine atıp orada işini halletmişti ve kimseye görünmeden telefonu onların her zaman oturdukları bankın altına koyup hemen oradan uzaklaşmıştı sonrasındaysa kendi kendine bulmuşlardı.

Lock his heart // L.S // textingHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin