Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
haziran 2009
taeyong kağıttan gemisini tamamlamış suya bırakmadan önce jaehyun'un yaptığı gemiye baktı.
"büyünce ne olacaksın?"
jaehyun gemisini suya yavaşça bırakırken taeyong'un sorduğu soruyu düşündü.
"ressam olacağım!"
"ben de ressam olacağım!"
jaehyun dudak büzdü.
"ama senin ellerin küçücük!"
taeyong homurdandı.
"ne olmuş öyleyse?"
jaehyun cevap vermeden taeyong'un elinin üstüne kendi elini koydu ve gülümsedi.
"bak işte! benim elim senin elinden daha büyük. senden daha iyi bir ressam olacağım!"
taeyong ağlamaya başladı.
"hey! hemen de ağlıyorsun!"
jaehyun iç çekti ve ailesinden görmediği bir şeyi yaptı.
teselli etti.
gözyaşlarını sildi.
"şey, ağlama. tamam. senden sadece azıcık daha iyi bir ressam olacağım. çok değil."
"söz mü?"
12 yıl sonra
taeyong nefes nefese kalmış bir şekilde otobüs durağına koştu. son anda yetiştiği otobüse binerken gözleri oturacak yer aradı.
kalabalığın içinde jaehyun'un gamzelerini görünce duraksadı.
çok güzeldi.
kahverengi saçlı olan yana kayarak pembe saçlı olana yer verdiğinde, otobüs şoförü 90'lardaki sevdiği şarkıyı açıp radyonun sesini yükseltmiş ve şarkıya eşlik etmeye başlamıştı.
taeyong şarkının melodisini mırıldanırken jaehyun'un gözleri taeyong'un ellerindeydi.
"ellerin hâlâ küçücük."
taeyong bakışlarını pencereden çekip jaehyun'a yönelttiğinde jaehyun gülümsedi.
elini taeyong'un elinin üzerine koydu.
pembe saçlı çocuğun kalp atışları hızlandı.
"ne olmuş öyleyse?"
jaehyun gülümsedi.
"senden daha iyi bir ressam olacağım."
taeyong bakışlarını tekrar pencereye yönelttiğinde jaehyun sessizce mırıldandı.