and forever

715 108 77
                                        

jaehyun elindeki fırçayı bıraktıktan sonra taeyong'a döndü

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.


jaehyun elindeki fırçayı bıraktıktan sonra taeyong'a döndü.

"verdiğim sözleri çok iyi tutuyorum, değil mi?

gerçekten de öyleydi. daha şimdiden en iyi ressam ünvanını almıştı ve şehirin hemen hemen her yerinde taeyong'u çilek bahçesindeyken çizdiği tablo vardı.

pembe saçlı olan gülümsedi.

"ellerim küçük olduğu için benden daha iyi bir ressam oldun yoksa kesinlikle ben olurdum."

jaehyun gamzeleriyle beraber gülerken paletteki pembe boyayı taeyong'un suratına sürmeye başladı.

"jaehyun, üç saniyen var."

taeyong paletteki mavi boyayı alıp jaehyun'un yanağına sürünce kovalamaca başladı.

ikili büyük kiraz ağacının altında koşarken gün batımı birbirlerine bakan gözlerini aydınlatıyordu.

jaehyun, taeyong'un belini sıkıca kavradığında güneş sayesinde açık kahverengi olan gözlerine baktı.

"taeyong, teşekkür ederim."

elini taeyong'un pembeye boyanmış yanağına götürdü ve okşamaya başladı.

bu teşekkür, taeyong sayesinde sevmeyi öğrendiği için ve taeyong'un değişmeyen o güzel kalbi içindi.

pembe saçlı olan gülümsedi.

küçüklüğünden beri çilekler hariç emin olduğu bir şey varsa o da, jaehyun'u bütün kalbiyle sevdiğiydi.

"biliyor musun? küçükken her gülümsediğinde çıkan gamzelerine çilek tohumu ekmek istiyordum."

jaehyun gülümseyerek taeyong'un burnuna minik bir öpücük kondurdu.

taeyong ise kollarını jaehyun'un boynuna doladı ve parmak uçlarını biraz kaldırıp karşısındaki kiraz dudakları öpmeye başladı.

jaehyun işte şimdi dünyadaki en zengin insan gibi hissediyordu.

en pahalı ışıltılı ayakkabılara sahip olmak bile böyle hissettiremezdi.

gerçekten de bütün mesele, çilek reçeli yapmayı bilip bilmemekteydi.

strawberry jam : jaeyongHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin