"Nasıl Yapabilirsin ender? sen ne zamandan beridir bu kadar aptalsın. Bir çuval inciri berbat edeceksin" dedi kendi kendine konuşurken.
Elleri kafasının arkasında ensesini sıvazlarken odasında volta atıyordu Uluğ. Az önce de Enderle telefonda konuşup olan biteni öğrenmişti. Öfkeden deliye dönmüş gözlerinden ateş çıkıyordu. Yankıyı sırf bu küçük şeyden dolayı kaybederse enderin hayatı biterdi. Ama en çok ta kendisine kızıyordu Uluğ. bu kadar plan yapıp peşinden koştuğu çocuğun ardından daha fotoğrafını bile görmemiş bir adamı yollamak akıllıca değildi.
Masasının karşısındaki deri koltuğa oturup ayaklarını titretmeye başlamıştı ki çalan telefonunun sesi ile kafasını kaldırıp telefonu fırlattığı yere baktı. Gördüğü isimle oturuşunu düzeltti ve oflayarak çağrıyı cevapladı.
- "Alo"
Karşıdaki cırtlak kadın sesi ile yüzünü buruşturdu ve yüzüne sahte bir gülümseme takındı sanki kadın onu görecekmiş gibi;
- "efendim bir tanem."
- Ya hani aldırtacaktın beni? Yine bekletiyorsun nerede kaldı bu aptal yardımcıların?"
Uluğ, bir yandan sinirlerine hakim olmaya çalışırken bir yandan da yüzündeki sahte gülümsemeyi tutmaya çalışıyordu. Sakinliğini koruyarak kadınla konuşmaya devam etti;
- "Yolladım yavrum gelirler birazdan merak etme." diyerek kadının yüzüne kapattı telefonu.
Oturduğu koltuğun yanındaki boş yere sallayıp attı telefonunu ve geriye yaslanıp yüzünü sıvazladı. "Sürtük" dedi kısık bir sesle kendi kendine. Geri telefonu alıp az önceki konuştuğu kadını tekrar aradığında ilk çalışta açmıştı;
- Aşkım niye kapattın yüzüme telefonu? Kırıyorsun beni." dedi sesini olabildiğince bebek gibi çıkarmaya çalışarak.
- "Kimseyi yollamıyorum senden de ayrılıyorum seren bir daha karşıma çıkma" dedi.
Az önceki yapmaya çalıştığı sahte sakinliğinden eser yoktu bu sefer. Artık öfkesini tutmaya çalışmıyordu. Artık tamamen yankıya odaklanması gerekiyordu zaten. Bu yüzden de artık bunları söylemesi gerekiyordu. Aslında sevgili oldukları da söylenemezdi Serenle. İlişkileri hiç taraflıydı. İkisi de birbirini sevmiyordu sadece birbirlerini sevişmek için kullanıp aşkım diyorlardı. Ama artık Uluğ, Yankıya ihanet ediyormuş gibi hissetmeye başlamıştı. Seren de bir sorun haline gelmeye başlamıştı Yankıya ulaşmak için. Sürekli arayıp ne kadar özlediğini söylüyordu ama Uluğ'un artık bunu bitirmesi gerekliydi.
Karşıdaki cırtlak ses hemen yanıt verdi;
- "Sen kimsin de benden ayrılırsın ha? Bak seni süründürürüm Uluğ sen beni-"
Uluğ kadının sesini bastırarak bağırmıştı. Uluğ'a karşı olan haddini aşmaya başlamıştı Seren;
- "Bana bak kadın sen karşında kim olduğunun farkında mısın? Eğer tek bir kelime daha edersen asıl sürünenin kim olduğunu çok iyi gösteririm. Sinirimi senden çıkarmamı sağlama yoksa onları söyleyen dilini keserim. beni tanıyorsun Seren. Bunu yaparım." dediğinde karşı taraftan hiç ses gelmedi. Birkaç saniye sonra Serenin alçak sesi duyuldu;
- "Uluğ b-ben özür dilerim öyle demek ist-"
Kadın cümlesini tamamlamadan suratına kapanmıştı telefon. Uluğ ise olduğu yerden kalkıp volta atmaya geri dönmüştü. Eğer Ender biraz daha geç gelirse bütün holdingi yakabilirdi siniri.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
YANKI | GAY
Teen FictionYankı kendi dünyasına yaşan sıradan bir üniversite öğrencisi, Uluğ ise dünyaca ünlü bir şirketin sahibi, kibirli, gururlu ve güçlü bir adamdı. Her istediğin elde eden adam ya bir gün istediği şeyi alamazsa? Bunun için kibrini ve gururunu ayakları al...