0.7

8 2 14
                                    

Sabah alışkın olduğum için erken kalktım. Can " Acil kaleye gel"yazmıştı.
Hemen spor bir şeyler giyip sessizce çıkıp kaleye doğru yola çıktım. Kale bizim antrenman yaptığımız yerdi. Ben bazen kafese gidiyordum ama bunu hiçbiri bilmiyor.

Onlarda formda kalmak ve sinir oldukları insanları benzetmek için geliyorlar. İlayda hariç o biraz naif yani kız gibi. Ben mi , ben toplumdaki kız algısına biraz tersim. Yani pembe sevmem , etek-elbise giymem, çıtı pıtı değilim.....

Neyse kaleye vardığımda hepsi kenardaki koltuklara oturmuş beni bekliyorlardı. Can , Eren ve Sarp aşırı sinirliydi. İlayda bile kızgındı.

Beni ilk gören Sarp oldu ve hemen yanıma adımladı. Tam karşımda durup çok sert bir sesle " Kızım sen beni deli mi edeceksin? Kafese gitmek ne demek? Sende hiç mi akıl yok? Ya sana bir şey olsaydı, ne yapacaktık lan o zaman?" daha bağıracaktı ama Eren gelip onu geri koltuğa oturttu. Can da gelip bana sarıldı. Eren " Gece şuraya bı otur adam akıllı konuşalım şunu." dedi. Sessizce Sarp'ın tam karşısına oturdum. O da biraz sakinleşmişti. İlayda artık anlat der gibi gözlerime bakıyordu. Derin bir nefes aldım ve başladım.

" Abartılacak bir şey değil, sadece sinirli olduğumda bir şeyleri kırıp dökerim beni biliyorsunuz. On iki yaşındayım,  bir akşam annemle kavga ettik ama bu biraz büyüktü. Bende kapıyı çarpıp evden çıktım. Yolda yürürken sinirden tırnaklarımı avuçlarıma geçiriyordum. Avuçlarımda derin kesiklere neden olduğumu ve kanadığını görünce ellerimi serbest bıraktım, sinirim geçmemişti. Karanlık bir sokaktan geçerken hafif aralık bir kapı dikkatimi çekti. Biraz daha yaklaşıp içeri baktım."

Biraz nefeslenmek için durdum. Hepsi hala dikkatli ve kaşları çatık bir şekilde beni bekliyordu. Sarp " Devam et." dedi. Derin bir nefes aldım ve kaldığım yerden devam ettim.

" İçerde tam ortada yerden tavana kadar olan kocaman bir demir kafes vardı , kapısında da bir kilit vardı. Kafesin içinde iki adam birbirini öldüresiye dövüyordu. Oraya doğru birkaç adım attım. Onları büyük bir hayranlıkla izlerken omzunda bir el hissettim. Arkamı dönüp baktığımda uzun boylu bir adam bana gülümseyerek bakıyordu. Sonra gözleri ellerime kaydı. Ne olduğunu sordu. Ona olanları anlattım , ellerim kesiklerle dolu olduğu için kolumdan tuttu ve beni bir odaya götürdü. Ellerime büyük bir özen ve dikkatle pansuman yaptı.

Neden bilmiyorum ama çok çabuk güvendim. Adımı , yaşımı , burada ne işim olduğunu , ailemin gelip beni alıp almayacağını sordu. Ona olanları anlattım ve kimse gelmeyecek dedim. Bende ona kim olduğunu sordum. Adının Alper , profesyonel dövüş ve aynı zamanda boks antrenörü olduğunu söyledi. Sonra gözleriyle ellerimi işaret ederek 'bunları sen mi yaptın?' dedi. Evet dedim. Sonra ' Dövüşçülere nasıl baktığını gördüm, sende mi bu sporla ilgileniyorsun?' diye sordu.

Bende ona 'hayır ama sen beni çalıştırırsan' olur dedim. ' Çok isterim ufaklık ama önce ailenden izin almamız gerekiyor, onlar ne der?' dedi. Bende biraz bahsettim ve ikna ettim. Artık okula sonra kafese gidip Alper hocayla çalışacaktık, aileme de söylemeyecekti. Böylece on iki yaşında dövüşçü olarak yeni hayatıma adım attım. O zaman her gün okuldan sonra antrenma gidiyorum yani üç yıldır." dedim.

İlayda " İnanmıyorum ya." dedi ortada volta atmaya başladı. Can da " Bu son iki üç yılda neden ve nasıl bu kadar kas yaptığını açıklıyor." dedi.

Eren" Peki bu kafes macerası sırasında hiç kötü bir yara aldın mı?" dediğinde bütün gözler bana gözler bana döndü. Sadece bir kez o da üç gün hastanede yattığım zamandı dedim. Ben koşu yapacağım zaman biraz engebeli yerleri tercih ederim. Onlara koşu sırasında dengemi kaybedip taşlı bir yolda düştüğümü söylemiştim.

En son bu suskunluğa daha fazla dayanamayıp " Affedildim mi?" dedi. Hepsi aynı anda bana sarılınca cevabımı almış oldum. Can kalenin ortasındaki ringe girdi ve eldivenlerini taktı, bana dönüp " Marifetleri görelim bakalım, hadi gel."   dedi. Yaptığımız maçın kazananı ben olmuştum.

Hepsi gözlerini kocaman açmış bana bakıyordu. Bu kadarını beklemiyorlardı. Sarp şoktan çıkıp " Bir daha kimse bir şey saklamayacak anlaştık mı?" dedi. Hep bir ağızdan Anlaştık diye bağırdık.

Onları abilerime söylememeleri için ikna edip eve döndüm.



GeceHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin