Jimin gözlerini açtığı zaman, sıcak bir ortamda uyandığını fark etmişti.
Sert bir koku vardı odada.
Burası onun odası değildi, onun odası vanilya kokuyordu.
Kafasını çevirip sola çevirdiği zaman siyah tişörtlü kaslı bir beden ile karşılaşınca kaşlarını çatıp geri çekildi.
Jeongguk'un odasında mı uyuyordu?
Peh, onun için güzel bir şeydi.
Yeniden Jeongguk'un kollarının arasına girmek istediği için kedi gibi sürtünüp Jeongguk'un kollarını aralamasını sağlamaya çalışmıştı.
Jeongguk temaslar ile uyanınca gözlerini kısıp Jimin'in ne yaptığını anlamaya çalışmıştı.
"Bebeğim istediğin bir şey mi var?"
"O-oh, uyanmışsınız. Ben uyandırdıysam özür dilerim."
Jeongguk kaşlarını çatarak doğruldu ve Jimin'i direkt kucağına çekti.
"Neden böyle bir şey için özür diliyorsun ki, Jimin seninle tam ne olduğunu bilmesem de bir ilişkimiz var güzelim. Böyle yaptığın zaman üzülüyorum."
"Üzgünüm.. tam olarak nasıl saygılı bir şekilde sizinle konuşabilirim bilmiyorum."
Jeongguk derin bir nefes verip Jimin'in vücudunu tamamen kendisine çevirdi.
"Küçüğüm biz birlikteyiz biliyorsun değil mi? Hiçbir şey için özür dilemek zorunda değilsin, hele bu kadar masum bir şey için. İkinci olarak, benimle saygılı değil sevgi dolu konuşmanı istiyorum. Evet, okulda saygılı olacaksın elbette. Ama biz yalnızken bana siz diyerek hitap etmene veya senden üstünmüşüm gibi davranmana gerek yok. Ki merak ediyorum, neden böyle yapıyorsun?"
Jimin bakışlarını düşürerek konuştu.
"Bunları sana anlatabilir miyim bilmiyorum, senden çekinmiyorum. Ben kendimden çekiniyorum birazcık. Kafamın içinde asla susmayan bir annem de var, her bir davranışımda beni uyarıyor."
Saat baya geç olmuştu, muhtelemen dört falandı.
"Anlatabilirsin bebeğim, anneni sustururuz. Sadece sen ve ben varız."
"Pekala.. annem babamla boşandıktan sonra aşırı varlıklı bir adamla evlendi. Ve bunlar sadece üç ayda gerçekleşti, inanması zordu. O zaman on dört yaşındaydım. O adamın, etrafındaki herkes.. pahalıydı. Evet, bu kesinlikle doğru terim. Işıltılı, zengin insanlardan bahsediyoruz. Doğal olarak insanlar sahte de olsa çok güzeldi. Annemin kendini onlara kabul ettirmesi çok sürmedi, o çok güzel bir kadındı. Ama ben.. sanırım o kadar güzel değildim."
Küçük çocuk derin bir nefes alıp devam etti.
"Bunu anneme söylediklerinden beri cehennem hayatı yaşamaya başladım. Öğünlerim hem sayı hem de porsiyon olarak azaldı, tarzım bir anda değiştirildi. on dört yaşında en fazla kaç kilo olabilirsin ki? Elli? Elli beş? Ben Elli kiloydum ve bir ayda on iki kilo verdim. Her şey değişti, yüzüm çöktü, saçlarım dökülmeye başladı, her yerimde morluklar oluşmaya başladı. Anlayacağın, güzelleştirilmek isterken ben kötüleştim. Öleceğimi bile düşündüm."
Küçük çocuğun ağzından bir hıçkırık çıktığı zaman Jeongguk yumruğunu sıktı.
"Annen ne yapıyordu bunlar yaşanırken?"
"Annem bunların yaşanma sebebiydi."
Jeongguk gözlerini yumup derin bir nefes verdi.
"Annem bunların işe yaramadığını çok geç anladı, belki birkaç gün daha önce anlasaydı o gün hastanede olmazdım. On dört yaşındaki bir çocuğun yirmi yedi kiloya düştüğüne inanmak çok zor. Şimdi söylerken bile zorluyor. Biraz daha zorlarsa beni öldürecekti, doktor annemden şikayetçi olmamı bile söyledi ama on dört yaşındaydım Jeongguk. Bana kim bakacaktı? Annem beni eskisinden fazla beslemek zorunda kaldı. Sonra sağlığım düzeldi. Annem benden memnun elbette değildi ama en ufak bir şey bile bir anda sağlığımı ters düz ediyordu."
Jimin dolu gözlerini kırpıştırıp devam etti.
"Babalık dediğim adam ile annemin arası biraz açıldı. Birbirlerinin suratına bakmaz oldular, sonra o adamın annemi aldattığını öğrendim. Bunu annem bilmiyordu ve ne yapacağımı bilemedim. Annem bir evliliğinin daha bitişini kaldırabilir miydi? Ben aptal gibi sessiz kalmayı tercih ettim, sonra annem öğrendi ve o pislik anneme benim her şeyden haberimin olduğunu söylemiş. İlk defa o gün annemden bir tokat yemiştim. Sonrasında biz kendi evimize geri döndük, artık birbirimizin suratına bakmaz olduk."
Jeongguk ne diyebilirdi bilmiyordu, elinden sadece dinlemek geliyordu ve bu durum hoş değildi işte.
"Ve benim lise hayatım, burs kazandıktan sonra ilişkimiz çok daha kötü bir hal aldı. Annem beni göndermek istemedi ama hayallerimin okulundan yüzde yüzlük ve dört yıllık bir burs aldım. Gitmemezlik yapamazdım. Annemle tartışırken bana okulda kabul görmeyeceğimi çünkü benim onun altından geçinen ve onun parasını yiyen küçük bir çocuktan başka bir şey olmadığımı söylemişti. Nasıl tepki vereceğimi bilemedim o anda. O evden çıkıp gidince ilk aklıma gelen şey valiz hazırlamak ve elimdeki bütün para ile buraya gelmek vardı. Daha ironik olanı, annemin gittiğimi bir hafta sonra fark etmeseydi. Beni aradı, nerede olduğumu sordu ama umrunda olduğunu sanmıyorum bile. Yaşadıklarımı tarif edemiyorum, babamı çok özledim ama onun güzel bir ailesi, sağlıklı bir ilişkisi ve en önemlisi güzel bir kız çocuğu var."
Jimin tüm anlattıklarının sonunda ağlıyordu ve Jeongguk da fazla kötü hissediyordu.
"İnsanlar ailelerinden şiddet görüyor ve yine de onları çok seviyor. Bunu hep çok kıskandım. Ama ölme raddesine geldiğimi öğrendiğimden beri annemden uzak durmak için her şeyi yapıyorum. Babamın beni hatırladığından emin bile değilim."
Jeongguk, Jimin'in yanaklarından akan yaşları gördükçe daha da sinirleniyordu.
"Annemle artık görüşmüyoruz ama kafamın içine öyle bir yer etti ki. Yaptığım her şeyde onun laflarını duyuyorum. Bu yüzden sana konuşma şeklim farklı oluyor. Annem uyarıyor."
Jeongguk, hiç düşünmeden Jimin'e sıkıca sarıldığı zaman Jimin'in yanağından yaşlar bir daha akmaya başlamıştı.
"Anneni unut, artık ben varım ve hep de ben olacağım. İçinden ne geliyorsa öyle yap."
Jimin kafasını salladığı zaman Jeongguk tekrardan üstlerine örtü çekti.
"Saat çok geç oldu, yeniden uyumak ister misin yoksa film izleyebiliriz."
"Bana şarkı söyler misin?"
Jeongguk bunu beklememişti, kısa süre gözlerini kısıp baksa da kabul etti.
"Bayan Seung-wan, sesinizin çok güzel olduğunu geometri öğretmeni olmasaydınız kesinlikle müzik öğretmeni olabileceğinizi söylemişti."
Jeongguk kaşlarını hafifçe kaldırıp bir daha müzik öğretmenlerine güvenmemesi gerektiğini aklına yazmıştı.
Jimin göğsüne uzanıp gözlerini kapattığı zaman Jeongguk bir şeyler mırıldanmaya başladı.
"Sana görmek istediğini gösterebilir ve seni olmak istediğin yere götürebilirim."
"Gökyüzü düşse bile, güvende ve sağlam olacağımızı biliyorum.."
"Sana aşkı gösterebilirdim. Gelgitli bir gizem dalgasında, hala yanımda duruyor olacaksın.."
"Yerin altı fit altında olsak bile, güvende ve sağlam olacağımızı biliyorum.."
Jimin'in düzenli nefeslerini ve kendisini küçülttüğünü fark edince Jeongguk gülümseyip çocuğun saçlarını okşadı.
Jeongguk, Jimin'e iyi gelecekti.
Bu Jimin'den önce kendisine verdiği bir sözdü.
Ellerini Jimin'in beline sarıp o da gözlerini kapattı.
geçiş bölümü gibi düşünebiliriz.
jimin'in yaşadıklarını öğrendik işte.
fluff jungkook ve jimin'e bayılıyorum bu yüzden diğer bölümü de soft yapabilirim. kaos yazmayı pek berecemem ama bir şeyler deneyeceğiz bakalım.
seviyorum sizi.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
right nude, wrong dude
Jugendliteraturpark jimin, arkadaşına paylaşmalı mıyım diye merak ettiği fotoğrafı yanlışlıkla geometri öğretmeni jeon jeongguk'a atmıştı.
