Yeni bir bölümün vakti gelmişti bence..:D ilk 4 bölümü çok hızlı yayınladım. Düzenli okur sayım son bölüme bakılacak olursa 4 kişi. İnşallah artar. Biraz dalgalı bi' anlatımım var. Yani belli bir doğrultuda değilim galiba. Büyük ihtimalle de o yüzden kaybediyorum. Her neyse. İnşallah bu bölümü beğenirsiniz sevgili okurlarım. Yorum bırakmayı, oy vermeyi lütfen unutmayın..:)
Serhat dargındı babasına. Hem de çok. Cemal Bey oğlu için çok önemli bir idoldü. Oğlu kadar zeki, oğlu kadar bilgiliydi. Hatta Serhat'a göre bir artısı vardı; tecrübe. Onun da denek yaptığı insanlar vardı ve bu konuda Serhat'a tur bindirmişti bile. Yine de Serhat daha iyiydi. Çok çok iyi bir sistemin çok daha iyi bir yeni sürümü gibiydi.
Serhat tepesinden şemsiyesi alınmış, bu yüzden de kızarmış tavuğa dönmüş bir turist gibi hissediyordu kendini. Koruyucu kalkanı yoktu sanki. Sanki bir mezarlıkta yürüyordu ve el fenerini kaybetmişti. Korkuyordu ve yalnızdı. Çok yalnızdı..
Serhat'ın annesi, Nurgül Hanım, ortalamanın üstünde bir zekaya sahip olsa da Cemal Bey konusunda yeterli değildi. Kocası hakkında bilmediği, bilse de akıl sır erdiremediği o kadar çok konu başlığı vardı ki... Bilinmezliğin içinde olmaktan yorulmuştu, lakin tam tükeneceği anda gelen Serhat, annesinin hayatına adeta bundan sonraki tüm zamanlarda yapacaklarının haberini verircesine kurtarıcı el olarak girmişti. Daha doğarken başlattığı ''kurtarış''ı hayatı boyunca devam ettirecekti, bilerek veya bilmeyerek..
-----
Serhat eve geldi ve sırt çantasını yatağının ayağına dayadı. Üstüne rahat bir şeyler giyip çantasından çıkardığı bilgisayarını açtı. Paraya kıyılıp 2 tane bilgisayar alınmıştı ona, Serhat'ın isteği doğrultusunda. İkisi de dizüstüydü. Biri oyun için, ağır ve donanımlı; diğeri hafif ve hızlı, hani şu oyun yüklenmeyenlerden.. İnternet araştırmalarını bununla yapıyor, belgelerini bunda topluyor, çantasında dosya niyetine bunu taşıyordu. İnternete girip biraz gezdi; haberler, EGM (Emniyet Genel Müdürlüğü), yabancı bilim sayfaları vs. Ayrıca DeepWeb'de 4.Katmana inebiliyor ve oradaki gizli araştırmaları, deneyleri takip ediyordu. Bunlar internet rutinleriydi. Her gün en az 1 kere yapardı. Fire verdiği çok nadirdi.
Yine ilgi çekici bir şey yoktu. Emniyet'e gidip polislerle konuşmaya karar verdi. Polisler onu pek sevmezdi ama işlerine birkaç kez yaradığı için izin veriyorlardı Serhat'a. Dosya paylaşımı, kanıtların sunumu gibi şeyler her ne kadar yasal olmasa da Serhat onlara ulaşabiliyordu. Kimi zaman polisler bilerek odadan çıkıyor, kimi zaman ''yanlışlıkla'' dosyayı açık bırakıyor, kimi zaman panoya doğru gezintiye çıkarıyorlardı Serhat'ı ve polislerin bu yardımları onlara Serhat'ın dehası olarak dönüyordu.
Serhat küçük bir şehirde yaşıyordu. Bu yüzden çok nadir çıkıyordu çözülmeyen vukuatlar. O da verilmiş kararları gözden geçiriyordu yanlış bir hüküm verilmiş mi diye. Haksız hapisten kurtardığı birçok adam vardı Serhat'a minnet duyup her türlü yardımını ondan esirgemeyen.
Küçük yerde bir ''Sherlock'' olmak iyi oluyor. Her sokakta bir tanıdık; ya hapisten kurtarılmış, ya kızının katili hapse tıktırılmış ya da çalınmış arabası bulunmuş Serhat tarafından.
Serhat bir konuda daha babasına teşekkür ediyordu; çayı ona babası sevdirmişti, hem de ''acil durumlar için'' diyerek. Bu sayede her sokağa çıkışında kendisine teklif edilen çayları kabul edip içebiliyor, böylece hem insanların kalbini kırmamış oluyor hem de onlarla deney yapabilecek kadar zaman elde edebiliyordu. Normalde kalp kırmamayı pek önemsemese de iş mağdurlara geldi mi onları ayırıyordu. Çünkü onların en çaresiz hallerini görmüş, yardımdan sonraki minnetlerini hissetmişti. Serhat'ta vicdan vardı. Her şeyden önce o bir Müslüman ve de Türk'tü. Onu insan yapan bazı değerleri vardı Sherlock'un aksine ve Sherlock'tan farklı yönleri arasında da en gurur duyduğu yönü buydu.
Arkadaşlar bu bölüm de bu kadar. Son olarak birkaç şey hatırlatmak/belirtmek istiyorum. Bu bölümde de söylediğim gibi Serhat küçük bir şehirde yaşıyor ve çok fazla vukuat olmuyor. O yüzden polisiye dizi gibi her bölümde farklı bir vaka veya çok yüksek tempolu bir dava vs olmayacak. Yani aslında öyle yüksek tempolu, koşuşturmalı, karışık olay örgüsüne sahip bölümler elbette olacak lakin dediğim gibi vaka sayısı pek fazla olmayacak. Daha çok Serhat'ın sosyal hayatında yaşadıklarına odaklanmamız gerekecek bu ilk bölümlerde. Ayrıca uzun uzun bölümler yazıp bekletmektense böyle kısa kısa, tam bir sonu olmayan bölümleri sık sık yayınlamayı tercih ediyorum. Zaten hu ilk bölümler daha çok hayatını, kişiliğini, ailrsini vs tanımakla geçecek. Büyük ihtimalle sıkılıyorsunuz ama bir yere bağlanacak, merak etmeyin..:D hatta kafamda çok güzel bir plan var aklımda. Kurgusunu ayarlamaya çalışıyorum. Takipte kalın. Oylamayı ve yorumlamayı lütfen unutmayın ki desteğinizi hissedebileyim..:D çok teşekkürler şimdiden. İyi okumalar..:)

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Serhat Halis
Teen FictionPesimist, dahi, aşık ve Türk bir Sherlock Holmes. Ve Sherlock'luğun gerektirdiği üzere takıntılı, kendini beğenmiş, asosyal bir tip. Karşınızda Serhat Halis; üstünde hiç çıkarmadığı trençkotu, cebinde çok sevdiği telefonu, başında binbir türlü bela...