NJ

36 7 13
                                        

"bir şeyler bulabildin mi hyung?"

"hayır. Sanki yer yarıldıda içine girdiler..." Namjoon sinirle yerdeki teneke kutuya vurdu.

Sungjin, Jae, Young K ve Dowoon ortalıkta yoktu. Wonpil, Namjoon'un yanına gelmiş ve olanları anlatmıştı. Bir nevi yardım istemişti ondan. Oda geri çevirmemişti.

Şimdiyse Joon, Seokjin'den yardım istiyordu. Bilgisayarlardan iyi anlıyordu. Güvenlik kameralarına girebilir, telefon konuşmalarını tespit edebilirdi. Ve daha bir çok şey.... Fakat şuan Jin'in de eli kolu bağlıydı.

"ne zamandan beri kayıp demiştin?"

"baya olmuş aslında. Zaten 2-3 haftalığına bir yere gitmeleri gerekiyormuş. O zamandan beri yoklar işte" Namjoon sıkkınlıkla siyah deri koltuğa attı kendini.

"en son kimle görüş-" gelen kapı sesi ile Jin sözünü yarıda kesmek zorunda kalmıştı.

"bir şeyler var mı Joon?" Wonpil odaya adımlamış ve Namjoon'un yanına kendini atarken sormuştu.

"yok..."

"en son ne zaman konuştun her biriyle?" Jin sandalyede onların tarafına dönüp sormuştu. Wonpil ise onun odadaki varlığını yeni tespit etmişti.

Sıkkınlıkla dirseklerini dizlerine dayayıp, şakaklarına hafif masajlar yapmaya başladı. Ve düşündü...

"Dowoon ile 2 hafta önce telefondan konuşmuştum... Jae'ye ise, ordaki durumları bana iletmesini istemek için yazmıştım. Sungjin ile, Dowoon'u görüntülü aradığımda görüşmüştüm."

"Peki ya Brian?" Wonpil duyduğu isim ile küçükçe gülümsemişti. Young K burada olsaydı. 'Brian kim? Ben Young K' im' derdi...

"Young K ,  Jae'ye yazdığım gün onada yazmıştım... Nerdeler aklım almıyor. Bu kadar uzun sürmezdi. En fazla 2 hafta olurdu habersizliğimiz. Dowoon bile mesajlarıma dönmedi, vede aramalarıma" Namjoon ve Seokjin merakla kaşlarını kaldırdılar

"Dowoon bile derken?"

"Y-ani şöyle en çok onunla konuşurumda. O yüzden" kimse bilmemeliydi sevgililiklerini...

"ne a-" Namjoon'un sözünü kesen şey cebindeki telefonun titreşimi olmuştu.

"Bir şey mi oldu Joon?"

Namjoon eline telefonu alırken başını olumsuzca salladı. Wonpil ve Jin hala konuşuyorlardı.

Bilinmeyen numara

-Kim Namjoon
-Benimle bir oyuna var mısın?

-what?

-İngilizce showlarını bırak bir kenara
-hem, merak etme
-bu oyun senin oyunların kadar değil. Ama üzülerek söylemeliyim ki, seninkiler kadar da eğlenceli değil...

-açık konuşsana, yoksa gelip ben mi açayım o ağzı?

-doğruya, sen bunda iyisin :)
-her neyse... Sırlarına karşılık olarak benimle bir oyun oyna

-neden sana inanayım?

-en uğraştırıcı sen çıktın...
-her neyse, istersen izle ve gör kabul etmeyenlere ne olacağını
-bir hafta zamanın var
-iyi geceler Kim Namjoon

-Ne demessin orospu kılıklı pezevenk

Namjoon kasılan çenesiyle telefonu arka cebine attı. Sinirleri bozulmuştu.

"bir sorun mu var?" Wonpil soruyu sorduğunda ona dönmüştü.

"yok hayır. Siz konuşmaya devam edin. Ben dinliyorum"

Dinlememiş, sadece saatlerce aynı noktaya bakmıştı...

][][][][][][][][][

İvittt. Bu kadardı bu da...
Yavaş yavaş ana konulara, olaylara geçelim. Değil mi?

Brian olayı ise şu, izleyin (8.saniye ve 14.saniye arası)

Diğer bölüm görüşürüz ama bence alttaki fotolara bakın~

Diğer bölüm görüşürüz ama bence alttaki fotolara bakın~

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

Vay başımıza gelenler vayyy...

Abi ben boşuna bu adama düşmeyrum hchrjuyc

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

Abi ben boşuna bu adama düşmeyrum hchrjuyc

Abi ben boşuna bu adama düşmeyrum hchrjuyc

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

Arkadaşlar o karartı dövme di mi...

Secrets GameHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin