11

489 52 52
                                        

Kapı açıldığında kollarımı boynuna saracakken durdum. Ellerimi yüzündeki yaralarda gezdirdim yavaşça.

"Anıl..."

Yüzünü elime yaslamıştı.

"Hm?"

"O adam mı yaptı?"

"Kim?"

"B-bilmiyorum. Ben uyanmadan önce gördüğüm rüyalarda bir adam s-seni dövüyordu. Ben çok korktum. Hiih Anıl! Karnına noldu?"

Elini indirmeye ve bakmaya çalıştım. Ama inatla çekmiyordu. Şimdi fark ediyordum ki iki büklüm duruyordu. Daha kim bilir nerelerinde yara vardı da bana göstermemeye çalışıyordu?

"Hah. Seni önemseyeceğini mi düşünüyorsun?"

"Dokunma!"

Ellerim havada kalmıştım öylece. Biliyordum o da benden tiksiniyordu, utanıyordu. Üzülmüştüm o yüzden kafamı çevirdim.

"B-ben özür dilerim. Gideyim o zaman. Daha fazla rahatsız etmeyim seni. Yanına gelmem bir daha da korkma. Neden beni seveceğini düşünmüştüm ki zaten?"

Sonlara doğru sesim kısılmıştı. Elimle önümü görmemi engelleyen yaşlarla kaplanmış gözlerimi hızlıca bi' sildim.

"Hayır yanlış anladın. Gitme. Seni seviyorum işte Kerem, seni önemsiyorum. Aptalsın Anıl!"

Koşarak uzaklaştım. Sanki ardımdan bana seslenmişti. Ah hayır sadece öyle umuyordum, bir kere öyle olsun istemiştim. Bir kere de birileri beni mutlu etmeye çalışsın, benim için çabalasın istemiştim.

Bencil miydim? Nereye gidiyordum? Neden bu kadar üzülmüştüm? Hep olmuyor muydu zaten? Bilmiyordum... Hiçbir şey bilmiyordum.

Boğazımda bir yumru, kalbimde bir ağrı ortaya çıkmıştı. Hasta oluyordum galiba. Bir ara doktora giderim Anıl'la. Ama Anıl beni istemiyordu. Ablamla giderdim o zaman. Zaten bir tek benim yanımda o olmuştu. O da bana acıdığı içindir zaten.

Aşağısı toprak yol olan bir yere gelmiştim. Kesin kaybolmuştum. Bank vardı, oraya oturdum.

"Benden ne istiyorsun hayat! Zorun ne benimle? Yetmedi mi yaptıkların? Annem yok, babam yok, arkadaşım yok! Anıl da gitti! Daha neyimi alacaksın? Beni de almak istiyorsun değil mi? Alamayacaksın! Sana inat yaşamaya devam edeceğim! Senin bu bok çukuru olan yerinde hayatta kalacağım! Bundan sonra üzemeyecek kimse beni!"

Anıl dışında..

Hıçkırarak ağlamaya başlamıştım. Boğazım ağrıyordu. Nefes alamıyordum. Muhtemelen sesim de kısılacaktı. Yorulmuştum artık mutluymuş gibi davranmaktan.

Atlasam ölür müydüm acaba? Ölsem kim üzülürdü? Belki yukarıdan izlerken öğrenirim. Denemeden bilemem ki sonuçta. Böyle öğretilmedi mi?

İyi okumalar 🎨

Atan Alır (bxb)Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin