Jungkook arabasını park ettiği an Gureum koltukta havlamaya başlamıştı bile. Taehyung ile konuşamamasıyla beraber bugünün cumartesi olduğunu fırsat bilerek Taehyung'a gelmiş, Gureum'u da getirmişti.
"Hmm, Taehyung'u mu özledin?"
Gureum, Taehyung'un ismiyle daha gür havlayamaya başladığında kahkaha atmaya başladı Jungkook. Gureum'u bu yüzden seviyordu sanırım, kendisine çok benziyordu.
''Hayır. En çok ben özledim.''
Genç, işaret parmağını köpeğine karşı onu uyarırmış gibi tuttuktan sonra kendine ait eşyalarla beraber arka koltuğa attığı abur cubur poşetini aldı. Gureum arabadan inme zamanının geldiğini anlayarak Jungkook'un kucağına atladığında Jungkook bunu beklemiyordu.
''Gureum! Tanrım...''
Jungkook sonunda kapıyı açtığında Gureum hızla yere atlamış ancak tasması yüzünden anca bir yere kadar gidebilmişti. Jungkook hâlâ elindekileri düzgünce tutmakla meşguldü. Ceplerine birkaç eşyasını koyduktan sonra poşeti tasmayı tuttuğu elinde alarak ayağı ile kapıyı kapatmış ve arabayı tek tuşla kitleyerek farların havalı bir şekilde yanıp sönmesine neden olmuştu.
Sokaktaki birkaç göz ona dönse de umursamadan Taehyung'un binasına girdi ki şansına kapı da açıktı. İlerleyerek beton merdivenlere ilerlediğinde Gureum ondan önce gitmeye çalışsa da bir noktada duruyordu hep. Gureum heyecanlı bir köpekti, evet, fakat Jungkook uzun zamandır onu bu kadar heyecanlı görüyordu.
Kendisini de öyle. En son Taehyung'un evine geldiğinde çok güzel bir uyku çektiğini hatırlıyordu. Oldukça eğlenmişti de. Taehyung'un yanında rahattı ve onun yanında olmak kalbini uçuruyor gibi olmaya başlamıştı.
Düşünceleriyle beraber Taehyung'un kapısının önüne geldiğinde mavi kot pantolonunun arka cebinde taşıdığı Armani marka kalem parfümününden biraz sıkıp beyaz basit tişörtü buruşuk mu diye kontrol ettikten sonra zili çalmıştı.
Çok zaman geçmeden Taehyung kapıyı açtığında şaşırmasına kalmadan Gureum ona koşmuştu. Halbuki Taehyung'un bütün ilgisi tam karşısında duran ve oldukça yakışıklı görünen Jungkook'taydı.
''Jungkook?'' diye fısıldayıp son bir kez Jungkook'u süzmüştü.
O sırada ise Jungkook Gureum'un tasmasını olduğu gibi bırakarak köpeğin eve girip istediği gibi dolaşmasına izin verdikten sonra Taehyung'a gülümseyerek elindeki poşeti göstermişti.
''En sevdiklerinden aldım. Müsait miydin?'' Jungkook içeri davet edilmeyi beklerken karşısında yataktan yeni kalkmış gibi buruşuk, kısa ayıcıklı şortu ve aynı ayıcığa sahip beyaz tişörtüyle beraber karışmış, çoktan kendi rengini gösteren akmış gri saçlarıyla duran Taehyung'u izledi bir süre.
Jungkook uzun bir süre bu görüntünün aklından silinmeyeceğini biliyordu. Hoş, bunu asla istemezdi zaten.
Taehyung, sonunda Jungkook'u beklettiğini anlayarak aptal bir yüz ifadesiyle geriye çekilip Jungkook'un girmesini sağlamıştı. O sırada Jungkook'un pahalı parfümü Taehyung'a ulaştığında kendi üstüne bakmadan edemedi. Bilseydi biraz ortalığı toparlar ve üstüne çekidüzen verirdi. Uyandığından beri sadece kahvaltı etmek için yataktan kalkmış, neredeyse bütün gününü yatıp video izleyerek, kitap okuyarak ya da Yeontan ile yatakta tembellik yaparak geçirmişti.
Jungkook direkt mutfağa geçtiğinde elindekileri masaya bıraktı. Taehyung'un da onu takip etmekten başka şansı yoktu zaten. Şimdiden Jungkook'a ne cevap vermesi gerektiğini düşünmeye başlamıştı bile. Asla kıskandığını söyleyemezdi.
