Taehyung
18.30
"Cidden hepsini yapmaya çalıştım Kook, neden inanmıyorsun bana!? Sen de olsaydın sen de yapamazdın." Dudaklarımı büzüp dizlerimi kendime çektiğimde çektim salondaki büyük koltukta. Jungkook hemen yanımda, bacaklarını açmış rahat bir şekilde oturup benimle alay ediyordu.
İlk başta eğlenceliydi ama bir yere kadardı çünkü söyledikleri deli etmeye başlamıştı beni. Bir günde fizik profesörü olmayacaktım ya!
"Taehyung aynı sınava girdik ve ben bütün soruları yaptım." Jungkook onu duyabilmem için kelimenin tam anlamıyla içime girmiş ve sesini kalınlaştırarak konuşmuştu. Jeon Jungkook'tan nefret ediyordum çünkü beni kendisine çekiyordu. Jeon Jungkook'tan nefret ediyordum çünkü aradığım her şeydi.
Bacaklarımı salıp dizlerimin üstünde yükseldikten sonra çok bilmiş ifadesine baktım. Elbette o soruların hepsini yapacaktı. Jungkook'un öğretmenler arasında 'Altın' olarak adlandırıldığını duymuştum bir keresinde. Haksız da sayılmazlardı. İnsan ister istemez imreniyordu.
O bakışımla bana daha da yaklaşıp gözlerimin içine bakmıştı. Eğlendiğini biliyordum, ben de eğleniyordum gerçi ama bunu bilmesine gerek yoktu.
Daha mutlu olamazdım. Bana söylediklerini hiçbir şeye değişmezdim. Etrafta dolaşıp birbirlerini yalayan iki delinin varlığını da aynı şekilde. Jungkook ne dediyse aynılarını ben de ona karşı hissediyordum. Hatta dahası, etkileniyordum işte.
"Ne yapayım bütün soruları yaptıysan? Aferin sana, bak bu da ödülün!" diyerek ona dil çıkardığımda burnumu sıktı ve kendisini geriye attı. Dudaklarını yalayıp sarhoşça gülümsemişti. "O zaman bütün sınavlarımdan tam not almalıyım."
''Öyle değil mi zaten?'' diye sordum, cevabını bilerek. ''Hayır tabii ki. Ev ekonomisi dersinde sınav test olacak diye çok çalışmamıştım. Kalmadım ama sonucum kötüydü.'' Jungkook çok normal bir şeymiş gibi açıkladığında, aslında pek de umurumda olmazdı böyle bir şey çünkü Jungkook benim için her zaman dört dörtlük olacaktı, ağzımı kapatıp daha önce hiç bu kadar şaşırmamışım gibi davrandım. ''Nee!?''
Ağzıma tuttuğum elimi bu sefer alnıma yapıştırdım dertleniyor gibi. ''Ne yani 'Altın' Jeon Jungkook ev ekonomisi dersinden neredeyse kalacak mıydı? İnanamıyorum yani, sana olan bütün güvenim gitti!'' Jungkook tabii ki dalga geçtiğimi biliyordu ama ciddileşerek doğruldu ve bana bakmaya başladı soru sormak üzere. ''Altın mı?''
Ben de onun gibi şakacı halimden uzaklaşarak ve koltukta bağdaş kurup yan oturarak ciddileştim. ''Hmm, bir ara öğretmenlerin senin için kullandıkları takma addan bahsediyorlardı. Ne kadar doğru bilmiyorum ama sana 'Altın' diyorlarmış.'' diye açıkladım. Haberi olmaması normaldi, belki de sadece bir söylentiydi ancak yine de ona uyuyordu.
''Daha önce hiç duymadım böyle bir şey. Öğretmenlerin beni bu kadar umursadıklarını düşünmüyorum.'' Tam ona cevap verecektim ki üzerime atlayan Yeontan ile yerde kalan Gureum'a baktım, Jungkook'un da ilgisi oraya döndü.
Yeontan sanki bir şeye kızmış gibi Gureum'a havlıyordu sanki iki saniye önce kendisini yalatan o değilmiş gibi. ''Hey, hey, neler oluyor?'' diye sorup hâlâ havlayan Yeontan'a baktım ama oralı bile değildi. Yeontan'nın yüzünü kendime çevirip tam ismiyle onu uyardığımda havlaması dinmişti.
Gureum ise zavallı, Yeontan'nın ilgisini bekliyordu sessizce. Muhtemelen Yeontan'ın aptallığı tutmuştu da bir anda soğuk davranası gelmişti. ''Tannie! Bu gece benimle yatamazsın yoksa bak!'' diye uyardığımda tamamen sakinleştiğini anlayıp kucağıma aldım tüylerini sevmeye devam ederek.
