"Sensiz birinci haftam Min.Yarışmaya 2 hafta kaldı,ayrıca seni deli gibi özledim.Artık gelir misin?Senin en sevdiğin sayı 8.Bu yüzden yarın gelmeni umuyorum.Bekliyor olacağım Seungmin.Ayrıca Hyunjin yokluğunu hiç önemsemiyor.Hala okul kenarlarında Jeongin ile yiyişmekle meşgul.Seni düşünmeye zamanı olduğunu sanmıyorum.Jeongin ile konuştuklarını duydum,Hyunjin'e kafa dinleyeceğini söylemişsin.Artık kafa dinlemedin mi?Bir hafta oldu,bence artık gelmelisin.Artık gel ve beni mutlu et.Artık gel ve Hyunjin'i şaşırt.Artık gel ve birlikte dans edelim.Ayrıca neden bana değil de seni aldatan sevgiline haber veriyorsun?Ah,doğru ya.Çünkü biz..."
Tam yazmaya devam edecekken kırılan ucum yüzünden durmak zorunda kaldım.Artık aynı cümleyi yazmamdan kalemim bile sıkılmıştı.Ne güzel.
Oflayarak başımı geriye attım.Onu çok özlemiştim ama o gelmiyordu,duydukları ona ağır gelmiş olmalıydı.
Tam bir haftadır onu bekliyordum.Bana yumruk atmasını bile özlemiştim.Sahi,ne zaman gelecekti?Artık gelmesi gerekmiyor muydu?
Düşüncelerimle boğuşurken cama atılan taşla irkildim.Ne sikimdi şimdi bu?Kaçıncı devirdeyiz hala cama taş mı atılıyor cidden?
Hızlı adımlarla cama yöneldim ve seri hareketlerle önce perdeyi sonra camı açtım.Camdan dışarı baktığımda koskoca sokakta sadece bir kişi vardı.
Bana sırıtarak bakan bir kişi.
Parlak,koyu kahve saçları 'ben seungminim' diye bağırıyordu.Ağzım,yaşadığım şoktan ötürü titreyen bedenime meydan okuyordu.Ne söylediğimi bilmiyordum ama konuşuyordum işte.
"Senin bu saatte ne işin var burda?Git sevgilinin kapısına."
"Benim sevgilim sensin Minho.Hyunjin Jeongin'in sevgilisi."
Tanrım,ne diyordu bu aptal?Şuanda kalbimin deli gibi çarpmasına sebep olmuştu son dediği.Ne demek benim sevgilim sensin?Bu bir şaka değil mi?
"Ne diyorsun Seungmin,kafayı mı yedin?Evine git çabuk."
"Evime geldim işte."
"Ne?"
"Benim evim sensin minho,anlayamadın mı?"
"Tanrım,biraz daha konuşursan dayanamayıp seni evime alacağım.Bu yüzden siktir git."
"Bebeğim,lütfen...İçeri gelmeme izin ver."
Bebeğim mi?Kimin bebeği?Seungmin'in mi?Çığlık atmama ramak kalmıştı.Ne diyordu bu aptal?Büyük ihtimalle şaka yapıyordu ve eğer kanarsam benimle dalga geçecekti.Klasik zorba Kim Seungmin.
Evimin kapısının önüne yaklaştığını görünce hemen aşağı kata indim ve sinirle kapıya doğru yürümeye başladım.Şimdi ağzına sıçacaktım işte.Her şeyi yapabilirdi ama duygularımla oynamasını kaldıramazdım.Kapıyı açabildiğim kadar set bir şekilde açtım.
"Ne istiyorsun Seung-"
Belime dolanan kollarla cümlemi devam ettiremedim.Kollarını belime doladı ve başka bir hamle yapmadı. Vücudum yanmaya başlamıştı,Kim Seungmin'in küçücük bir teması bile beni deli ederken şimdi belime sarılıyordu.
Kafasını omzuma gömdü ve bir süre de öyle kaldık.Omzumun ıslanmaya başladığını hissettiğimde ağladığını anladım.
Yüzünü avuçlarımın arasına aldım ve gözyaşlarını sildim.Dağılmış bir haldeydi.Göz altları mosmordu,saçları dağılmıştı ve evet,ağzından içki kokusu geliyordu.Tahmin etmiştim,bunları yapması için ya sarhoş olması ya da kafayı yemiş olması gerekiyordu.O ise sarhoş olmayı tercih etmişti.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
because we are enemies,right? // 2min
Romance"seni seviyorum ama sevmemeliyim Seungmin.Çünkü biz düşmanız,değil mi?"
