(Günümüz)
-Minho'nun ağzından-
Okul kapısının önüne geldiğimde durdum.Bugün Seungmin ile konuşacaktım ve fazla gergindim.Dün gece Seungmin son sözlerini söyleyip evimden gitmişti,ben daha ne olduğunu anlayamadan hem de.
O gece çok düşünüp her şeyi hatırlamıştım.Evet belki gözüm kararmıştı ve bayılacak gibi olmuştum ama hiçbirinin önemi yoktu.Seungmin hepsinden daha önemliydi,sevgilim her şeyden ve herkesten daha önemliydi benim için.
Okul bahçesine girdiğimde gözlerimle onu aradım,ne kadar erken konuşsam o kadar iyiydi.Onu gördüğümde gülümsedim,okul binasına doğru yürüyordu.Titreyen bacaklarımı umursamadan ona doğru koşmaya başladım.
"Seungmin!"
Ona seslendikten sonra hafifçe eğildim ve nefesimi düzenlemeye çalıştım.Koşmayı kesinlikle sevmiyordum.
Sadece Seungmin değil,bahçedeki herkes bana bakımaya başlamıştı.Fakat ben Seungmin hariç kimseyi umursamıyordum.Üstümdeki o kadar gözden sadece iki tanesi dikkatimi çekiyordu.
Ona doğru biraz daha yaklaştım ve ona bakmaya başladım.Sadece bahçenin ortasında öylece bakışıyorduk.Ne o konuşuyordu ne ben.Aslında konuşması gereken benken sessizliği o bozdu.
"Dünden bahsedeceksen eğer üzgünüm,kafam iyi değildi ve senin evine gelmişim.Umarım çok sacmalamamışımdır.Söylediklerime kulak asma."
Güldüm,hala beni aptal yerine koyuyordu.
"Seni aldattığıma nasıl inanabildin?"
"Ne?"
"Delireceğim Seungmin,seni aldattığımı nasıl düşünebildin?Senin için her şeyi yapacağımı biliyordun,sana deli gibi aşık olduğumu biliyordun.Nasıl düşünebildin bunu?"
Ciddi kalmaya çalışıyordum ama dolan gözlerim ve titreyen sesim bana yardımcı olmuyordu.
Seungmin ise anlamıştı sanırım.Bir şeyleri hatırladığımı anlamıştı.Daha doğrusu,her şeyi.
"Sen...nasıl-"
"Dün bana bizi anlattın Seungmin,bana bizi hatırlattın.Beni aldattın dedin bana,seni hala seviyorum dedin."
Seungmin'in fazla şaşkın olduğu belliydi,konuşamıyordu.Parmaklarını saçlarının arasından geçirdi ve bana baktı.
"Aklım almıyor Minho,neden şimdi hatırladın?"
"Çünkü bana yeni söyledin aptal!Bu zamana kadar kaçmak yerine bana kendini hatırlatabilirdin."
"Beni aldattın tamam mı!Nasıl karşına çıkıp ben senin sevgilinim dememi bekliyorsun?"
"Seni aldattığıma gerçekten inandın mı?"
Seungmin cevap veremeden arkadan Hyunjin gelip elini Seungmin'in omzuna koydu.
"Ne oluyor Seung-"
Seungmin,Hyunjin'in elini omzundan ittirdi ve bana bakmaya devam etti.
"Bu ne sikimdi Seungmin?"
"Beni aldattığını bilmediğimi falan mı sanıyorsun Hyunjin?"
"Ne?"
İkilinin konuşmasının arasına girdim ve varlığımı belli ettim,bunu yapmam gerekiyordu.
"O gün Jeongin geldi yanıma Seungmin,bana eğer beni öpmezse Hyunjin'in onunla arkadaşlığını bitireceğini söyledi.Sırf biz ayrılalım diye de sen geldiğinde öptü beni.Hyunjin'in sana takıntılı olduğunu bilmiyormuşsun gibi davranma.Jeongin zaten Hyunjin için her şeyi yapan biri,buna rağmen olayı bana sormadan çekip gittin."
Hyunjin gözünü büyütmüş bana bakıyordu.Benim geçmişi hatırladığımı anlayınca sertçe yutkundu ve Seungmin'e baktı.
"Seungmin ben-"
"Hyunjin,gider misin?"
Hyunjin hiçbir şey demeden çekip gitti,utanmış olmalıydı.Utanması gerekiyordu zaten.Bir şeyleri inkar etmemesi beni sevindirmişti.Her şey açığa çıkmıştı zaten.inkar etmenin ve daha fazla ezik durumuna düşmenin bir anlamı yoktu.
"Bir şey demeyecek misin Seungmin?Hala inanmıyor musun bana?"
Seungmin ağzını bile açmadan arkasını döndü ve yürümeye başladı.O an hissettiğim acı o kadar fazlaydı ki.Hala bana güvenmiyor muydu cidden?Bu muyduk biz?Birbirine 8 yıla rağmen güvenemeyen iki aptal mıydık?
Göz yaşlarım yanaklarıma hücum ederken sadece bir şey söyleyebildim.Seungmin'in hatırlamasını umarak tek bir cümle söyleyebildim.
"8 yıl 8 dakikada çöp olacaksa niye yaşadık Seungmin?"
ŞİMDİ OKUDUĞUN
because we are enemies,right? // 2min
Romansa"seni seviyorum ama sevmemeliyim Seungmin.Çünkü biz düşmanız,değil mi?"
