2.bölüm

41 3 0
                                        

Gizemli mesaj

Hava aydınlanmıştı ve güneşin ışığı yüzüme vuruyordu.
Dünün aksine bu gün daha iyi hissediyordum.
Usulca yataktan kalktım ve yüzümü yıkamaya gittim, saçlarımı toparlamaya çalışırken aklıma bir anda dün gece uykumu mahveden o bildirim geldi ve aniden havluyu elimden fırlatıp telefonumu almak için odama doğru yöneldim.

" Kahretsin! Şarjım bitmişti... "

Telefonu şarja taktım ve bir an duraksadım,
ne yapacağımı bilmiyordum fakat bir şeyler yapmam gerekiyordu.
Duş alırsam iyi gelir diye düşündüm ve duşa girdim.
Yaklaşık 20 dakika boyunca öylece suyun altında durarak vücudumun gevşemesini bekledim, kemiklerim birbirine kenetlenmiş gibi hissediyordum...

Duştan çıktığımda saat yaklaşık 09.17 gibiydi, acele ederek aynı zamanda özen li bir şekilde kıyafetlerimi giyindim.
Hava sıcaktı ama hafiften esiyordu mevsimlerden ilk bahardı.
Tamamen hazırlandıktan sonra
telefonumu alıp dışarı çıkmak için kapıya yöneldim.
Ayakkabılarımı giymek için eğildiğim sırada başım dönmeye başladı, o anda ilaçlarımı içmediğimi hatırladım.
Ciddi bir hastalığım yoktu fakat fiziksel olarak zayıftım bu yüzden çeşitli vitamin takviyeleri kullanıyordum.

Sonunda ilaçlarımı içip kendimi apartmandan dışarı attığım için bir anlığına mutlu hissettim...
Sokağa adımımı attığım anda sağımdan önüne bakmadan gelen bir adamla çarpıştım.

" Önüne baksana!!! " diyerek bağırdım.
Gerçekten çok sinir olmuştum...

" Pardon çok özür dilerim... Dalgınlığıma verin lütfen. " dedi.

Gözlerimin tam içine, göz bebeğime bakmıştı bunu söylerken, fazla samimiyet kurmadan öylece yoluna devam etti.
Benden bir kaç santim uzun fakat yaş olarak benden daha küçük gösteriyordu.
Saçları gözlerini kapatıyordu, buna rağmen yüzü çok parlak ve pürüzsüzdü.
Çok bakımlı ve düzgün bir görünüşe sahipti.
Bir saniyeliğine " kızmı acaba " diye düşündüm.
90'lardan çıkma gibi bir giyim tarzı vardı fakat kötü durmuyordu aksine çok çekici bir görünüm kazandırmıştı kendi karakterine...
Sadece sokakta çarpıştığım biriydi neden bu kadar yakından incelemiştim onu?
Arkasından bakmayı bıraktım ve onun gittiği yolun tersine doğru yürümeye devam ettim.

İş bakmak için dışarı çıkmıştım bu yüzden duvarları ve otobüs duraklarını kontrol ediyordum yürürken.
Bir anda neden internetten İş ilanlarına bakmıyorum diye düşündüm.
Bu zamanlarda her şey internet ile olduğu için sokakta gezerek İş bakmak gerçekten saçma bir durumdu.
Şarjım vardı ama telefonum hala kapalıydı açmaya üşendim ve cebime geri koydum.
İş bakmak yerine bu günü kendime ayırmaya karar verdim ve akşama kadar sokaktan sokağa öylece yürüdüm...

Havanın sıcakla soğuk arası olan o tatlı esintisi yüzüme değdikçe ruhum ferahlıyordu...
Evden çok uzaklaşmıştım ve nerede olduğum hakkında hiçbir fikrim yoktu.
Oturduğum semti tam anlamıyla tanımıyordum, öyleyse neden bu kadar çok uzaklaştım evimden?

Olduğum yerde durdum ve etrafıma baktım, hava kararmak üzereydi fakat dükkanlar ve şehrin ışıkları o kadar parlaktı ki sanki hala gündüz gibi hissettiriyordu.
Cadde boydan boya çeşitli dükkanlar ile doluydu.
Restoranlar, kıyafetler, takılar, seyyar satıcılar, barlar, insanlar, içki, şarap, bira....
Ufak bir içki bar gözüme takıldı ve içeri girdim, içeride tamamen benim yaşımda ve benden büyük insanlar vardı çünkü 20 yaşından küçüklerin içeri girmesi yasaktı.
Dükkanın derinlerine doğru sol tarafta en sonda boş bir masa gördüm, masanın konumu ön tarafların aksine çok sakin ve korunaklı gibiydi.
Sandalyeyi çektim ve oturdum daha doğrusu yığıldım.
Ayaklarım fazla yürümekten su toplamış gibiydi fakat aldırmadım, şu an tek istediğim şey kocaman bir kadeh alkol almak ve kafayı bulmaktı...
Siparişi verir vermez yaklaşık 10 dakika içinde istediğim kadehe sahip oldum ve durmaksızın bir dikişte bitirdim.
Bardağı masaya bırakırken gözüm bir an etrafa kaydı, birde ne göreyim...?

Depressed lives - [Teagi & yoonmin]Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin