|trés|

45 4 20
                                        

Uçtu, uçtu ve uçtu. Kondu en sonunda. Dal sandığı, cennet bahçelerini görüp iyi olacağını sandığı yere kondu. Güzelliklerin onu bulacağını sandı. Kapadı gözlerini yavaşça. Kapadı ve sıcak havayı çekti içine, kokladı solgun dumanı. Cennet bahçesinin dallarından sandığı yer şeytanın mızrağıydı aslında. Şeytan ile bir antlaşma yapmışlardı çoktan o fark etmeden. Onun mızrağından kurtulamadan ulaşamazdı cennetin güzel bahçelerine. Bilmediği tek şey ise şeytan onu kolay kolay bırakmayacaktı.

🪁

Şaşkınlıkla bakıyordu hâlâ karşısındaki siyah saçlı gence. Şaşkındı, böyle bir tesadüfü kesinlikle beklemiyordu. Hoş, kim beklerdi ki? Arkadaşlarının merak dolu bakışlarını hissediyordu. Çevirdi bakışlarını bu yüzden yanında oturan arkadaşlarına. Minho tek kaşını kaldırmış ortama yeni giren Hyunjin'e ve yakın arkadaşı arasında gezdiriyordu bakışlarını.

"Siz ikiniz daha önce tanışıyor musunuz?"

Arkadaşlarının aklındaki soruyu sormuştu Jisung ikiliyi göstererek. Jeongin başını sağa sola salladı olumsuz anlamda. Hyunjin ise gülümseyerek üzerindeki siyah trençkotunu çıkardı ve boştaki koltuğun üzerine koyup oturdu koltuğa. Yüzüne en sıcak gülümsemesini yerleştirip Jisung'a baktı.

"Hayır, birkaç gün önce kitapçıda karşılaşmıştık. Çok ufak bir sohbetimiz olmuştu. Onu tekrar göreceğimi düşünmez iken burada görmek açıkçası şaşırttı."

"Vay be tesadüfe bak."

"Kesinlikle çok garip bir tesadüf."

Üzerindeki şaşkınlığı atıp arkasına yaslandı Jeongin. Sadece birkaç saat daha burada durar ve giderlerdi. Öyle düşünüyordu en azından. Fakat bir yandan arkadaşlarının biraz önceki konuşmalarına bakarak burada durmak isteyeceklerini anlayabiliyordu. Düşünmedi daha fazla, derin bir nefes alıp bakışlarını arkadaşlarının yüzüne çıkardı.

Kimse ne diyeceğini bilemez şekilde beklerken Chan ve Felix elleri dolu şekilde girdiler odaya. Hemen ayağa kalktı Hyunjin ve Minho. İkiliye yardım etmeye başladılar. Yakın arkadaşının bu hallerine bakıp gülümsedi Jeongin. Böyleydi hep, her zaman herkese yardım etmek için ilk ayağa o kalkardı. Yine aynısını yapmıştı.

"Ne içeceğinizi pek bilmediğim için birkaç bir şey getirdim. Eğer beğenmediğiniz olursa hemen tekel bayiden alıp gelebiliriz."

"Hiç zahmete gerek yok hyung, sadece Jeongin yabancı olduğu ortamlarda alkol kullanmaz onun da şu an sıkıntı edeceğini sanmıyorum."

Changbin'di bu sefer konuşan ve haklıydı da. Sadece arkadaşlarının yanında tüketirdi alkolü. Burada onlar içerken tabii ki o içmeyecekti. Seungmin ve Changbin'e güvenmiyordu ilk başta. Eğer dozu kaçırırlarsa diye Minho dışında ayık kalması gereken birisi daha olması iyi olurdu hem.

🪁

Yaklaşık bir saattir muhabbet ediyorlardı. İyice kaynaşmışlardı birbirlerine. Gülüp eğleniyorlar, beraber içiyorlardı. Jeongin pek dahil olmasa da arada sohbete katılıyor, gülümsemekle yetiniyordu. Chan çok içten ve samimi gelmişti gözüne. Gelen misafirlerin hepsiyle tek tek ilgileniyor, ortamın susmasına asla izin vermiyordu. Buna kuzeni Felix de katılıyordu. İkisi o kadar samimi ve tatlılardı ki karşıdan birisi görse daha birkaç saat önce değil de yıllardır hep beraberlermiş sanırdı.

Tiny Kite | HyuninHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin