Öyle bir sövdünüz ki tekrar yazdım...
Neden bilmiyorum ama, şu an karşımda pislik Mehmet piçi verken benim sinirlerim tepeme atıyor. Ben hayatımda böyle saçma sebep görmedim ya. Benim hiç bir suçum olmamasına rağmen beni kovuyor ki bu gerizekalı?
"Şimdi... anlamadım. Müşteri, 3 kere üst üste yaptığım çizimi beğenmedi diye beni temelli işten mı kovuyorsunuz?" ayn öyle demiştim.
"Kızım, odanın tavanına ayna koymak nedir allah aşkına?" diyerek bana baktı.
"Bunu müşteri istemişti?"
"Müşteri mi dedi sana aynaya tavana koy diye!"
"Evet?"
"Peki. Hadi anladım aynayı tavana astık. Peki mutfağa yüz tane yastık koymak nedir?"
"Oda bunu istedi."
Sanır diler gibi bana baktı ve önüme bir kâğıt parçası koydu. "Bunları imzala ve sonra defol git."
"Siz beni kovmadınız. Ben şahsiyen istifa ediyorum." dedim ve hızla çıktım odadan. Bizimde bir gururumuz var herhalde?
Hızla ofisime geçtim ve hızla bana dönen kafaları aldırmadan hepsini topladım ve küçük bir kutuya koyarak tam çıkacakken karşında iki manyak ikiz gelmişti. Ne güzel! "Nereye?" dedi Önder. "Yine mi işten kovuldun?" dedi Ender.
"Yine mi?"
"Hatırlatırsam her müdür değiştiğinde kovuluyorsun ve tekrar işe alınıyorsun. Yada müdür kızar sana kovar ve tekrar hatasını anlar ve seni geri alır işe?"
Tam omzundan geçerek gidecektim ki, "Beni bekle evde. Görüşeceğimiz konular var." denişti Sema ve arkasında ağlak gelmişti.
Yağmur, "Beni yine bırakıp gidiyor musun yani?" dedi.
"Evet?"
Tekrar ağlayınca, "Hayır! Sadece küçük bir ara diyelim. Yeterki ağlamasın.
Gülümseyerek bana baktı ve hızla bana sarıldı. Saçının kokusunu alabiliyordum; çilek.
Uzun bir ayrılmadan sonra eve geldim ve hızla kendimi yatağa attım. Yalnız büyük müdür gelirse görür gününü o paçoz!
Kapı çaldığında bunun Sema olduğunu anladım. Annesiyle kavga etmişti benle kalabilsin diye tabiki. Her zamanki hali.
Pijamalarımızı giymiştik ve beni sorguya çeker gibi koltuğa oturdu ve başladı soru sormaya.
"Noldu ayrıldınız mı? Ayrıldın mı o piçle? Ayrılmadan önce bacaklarının arasına bir tane yapıltırdın mı!"
"Ayrıldık ve hayır, vurmadım. Kısır mı kalsın adam?"
"Amaç ta o ya zaten." dedi çiğdemleri çatlatırken.
Sonra neden ne oldu bilmiyorum ama ağlamaya başlamıştım. Hıçkırarak mahvettiğim hayatıma ağlıyordum... değmeyecek biri için niye ömrümü yemiştim ki? Pislikti. "Ben sana değmeyen biri için ağlama demedim mi?" dedi ve beni kollarının arasına aldı. Ailem hep uzakta olduğu için o hep bana anne gibi bakıyordu... hep. Tekrar hıçkırarak ağlamaya başlıyordum. Ağladım... ağladım... ve ağladım. Sema sıkılmış vaziyette, "Ben rahatlamadım valla. Onun bacaklarının arasına senin yerine ben vurayım mı?" dedi ve beni güldürmüştü. "Bak sana tavsiye.. her gördüğün insan senin iyiliğini düşünmüyordur... ama her insanında bir acısı vardır. O yüzden o acıya basa basa kalkacaksın buradan. Demek istediğim yeni birini bulabilirsin... toksik olmayan birini mesela. Ben bulcan o kişiyi sana valla he."
Uzun uzun dedikodu yaptıktan sonra kapı çalmıştı ve koşarak oraya gittim. Kapıdaki kişi Aren bey olduğunu görünce hızla yüzüne kapattım... ve üstüme başıma bir düşündüm... of! Tekrar açtım ve pek korkmuş gibi bir hali yoktu. Getirdiği tabağa bakınca, açlıktan mı bilmem ama midem gururladı.
"Yine ağlamışsın. O yüzden moral olsun diye sana bunu getirdim. Bol bol yersin." dedi gülümseyerek ve benim tabağı almamı bekledi. "Çok özür dilerim yine..." dedim mahcup bir sesle. Şu çeneni kapatamadın gitti Leyla!
Adam arkamdaki Semayı görünce başını hafifçe eğdi ve selam versede o sadece ona bakıyordu. Arkama bakınca Sema, eline bıçağı almış Arene doğru sallıyordu. Bu adam niye korkadı arkadaş! Tırsmadı bile... o ölümcül bakışlardan kim korkmaz ki?
Yavaşça gülümsemişti ve gitmişti.
Ve geçeyi "7 Koğuştaki Mucize" izledik. Zaten zırlarken daha çok zırladım çok şükür.
(...)
"Ne yani. Ben tekrar mı alındım işe!" dedim sevinçle. Bu bizim büyük müdür tanıştırayım. 50ler yaşlarında olmasına rağmen hala bir karizmatik durması... açıkçası zaten bu şirketteki herkes ona bayılıyordu.
"Yani... müşteri bunların kendi isteği olduğunu itiraf edince. Bunun senin suçun olmadığını ortaya çıktı. Böyle bir sebepten işinden mahrum kalamazsın. Ve benim bildiğim üzere bu aralar iş bulmak çok zordur. O yüzden evet, geri alındınız."
Ben mutlulukla gülerken, "Ama." diyince yüzüm düştü.
"Performansını çok beğendim o yüzden bir sonraki projede yeğenimle yapmanı isterim." dedi.
Kabul etmiştim tabiki ve bir çay içerken onun burada olduğunu ve hatta şimdi tanıştırmak istediğini söyleyince gülümseyerek onaylamıştım. Tabiki bügünde kovulmayalım diye.
Ama içeriye giren kişiyi görünce nutkum tutulmuştu... O... Aren miydi?!
Hatırladığım kadarını yazdım.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Leylam
HumorNediyim 'abimin arkadaşı, iş arkadaşı, komşu ve yalandan sevgili rölü.' Hepsi bir arada toplanmış bu hikayede yer alıyor. Yakışıklı iki abide biriyle oluyorlar onların hikayesi de olacak zaten. Yabancılardan, arkadaşa. Arkadaştan, anlaşmalı evlilik...