𐙚
I. Gözetim Altındaki Elbise
Tekin'in teklifini kabul ettiğim an, hayatım bir tiyatro sahnesine dönmüştü. Her hareketim, her sözüm, büyük bir yalanın parçasıydı. Olabildiğince sakin, itaatkâr ve zor durumdaki bir kız rolünü oynamalıydım.
Tekin, baloya birkaç gün kala, bana bir elbise göndermişti. Kapıya kadar getirilmiş, lüks bir kutu. Annem, bu kutuyu gördüğünde gözlerinde beliren şaşkınlık ve merak, kalbime bir iğne gibi batmıştı. Ona, "İşyerinden bir hediye," diye yalan söyledim.
Olmayan işyeri evet.
Kutuyu açtım. İçinden, gece mavisi, uzun, sırtı dekolteli bir elbise çıktı. Kumaşı, bir nehrin ipeksi akışını andırıyordu. Altın ve siyah detaylarla işlenmiş zarif bir maske de yanındaydı.
"Babama ne kadar benzediğini biliyor musun?" diye mırıldandım, aynadaki yansımama bakarak. Babam da hayatını yalanlarla ve lüksün maskelediği kötülüklerle süslemişti. Şimdi ben de, onun kirli mirasının bir parçası oluyordum.
O gece, Tekin'i aradım. Sesimdeki soğukluğu korumaya çalıştım.
"Elbise ulaştı. Nereden bilebilirdin, mavi en sevdiğim renktir."
"Tesadüf," dedi sesi, duygusuzdu.
"Öyle mi? Yoksa babamın ajandasından, hakkımdaki her şeyi öğrendin mi?"
Tekin bir an durdu. Ve konuşmadı.
Gerçekten bu detaya takılıp önem vermiş miydi?
Bu bilgi, zihnimi altüst etti. Babamın beni ne kadar sevdiğini biliyordum, ama Tekin'in bu detayı hatırlaması... Onu, Orhun Özer'in anlattığı gibi gaddar bir düşman pozisyonundan uzaklaştırıyordu.
Ayçin, dikkat et. O, seni manipüle ediyor. Kendi iç sesim, bir alarm gibi çalıyordu.
II. Gözlemler ve Şüpheler
Balodan önceki iki gün, Tekin sürekli benimle iletişimdeydi. Ama konularımız asla kişisel değildi; sadece görev, şifre, baloda nasıl davranmam gerektiği.
"Orada bir gözlemci olacaksın, Ayçin," demişti bir keresinde. "Herkes maskeli olacak, ama gözler yalan söylemez. Onların hareketlerini izle. Şifrenin ne zaman ve nerede belirleneceğini anlamaya çalış."
Ben de onu gözlemliyordum. Telefonla konuşurken sesi her zaman kısık ve dikkatliydi. Ona, "Neden sürekli yer değiştiriyorsun? Sürekli hareket halinde misin?" diye sordum.
"Gölge olmak zorundayım, Ayçin," dedi, sesi neredeyse felsefiydi.
"Neden özellikle bu ismi seçtin?" diye sordum, soruyu Orhun Özer'in iddialarını teyit etmek için sordum.
Tekin'in isminde yer aldığını bildiğimi bilmiyordu.
Tekin'in sesi gerildi. "Bu, senin bilmen gereken bir detay değil. Odaklanman gereken şey, görev. Senin baban, bu isimle bilinen bir adamın hayatını mahvetti. Şimdi, o isimle, bu pisliği temizleyeceğim."
Babanın hayatını mahvettiği adam... Osman Arslan.
Orhun Özer'in iddiaları zihnimde yeniden canlandı: 'Alperen Arslan, babanı öldüren adamın oğlu.' Tekin'in yalan söylediğine artık emindim. O, adaleti aramıyordu; intikam arıyordu. Ve benim masumiyetim, onun intikamının kalkanıydı.
III. Nergis'in Fısıltısı
Balodan bir gün önce, Tekin planın son detaylarını anlatmak için beni aradı.
"Baloda dikkat etmen gereken biri var," dedi sesi, ilk kez bu kadar gergin ve soğuktu. "Adı Nergis Tekin. Babanın kızı."
"Ne?" diye fısıldadım. Şaşkınlık, yalan söyleme yeteneğimi bile elimden almıştı. "Ben babamın tek çocuğuyum."
"Hayır, değilsin. Baban, her şeyi ajandasına not etmezdi. Nergis, babanın diğer kızı. O da bu yeraltı dünyasının içinde. Ve o, baloda olacak. Babanın yerini almak isteyenlerden biri. Ona yaklaşma. Onunla konuşma."
Tekin'in emri, benim için bir fırsattı. Orhun Özer, şifreye eklenen "bir kız" katmanından bahsetmişti. Nergis Tekin... babamın kızı... Bu kız, şifrenin kayıp parçası olabilir miydi?
"Anladım," dedim, sesimdeki kararlılık artık sahteydi. "Ondan uzak duracağım."
Telefonu kapattığımda, kalbim hızla çarpıyordu. Nergis Tekin. Babamın benden gizlediği kız kardeşim. O, bir düşman mıydı? Yoksa, babamın arkasındaki gerçeği bilen tek kişi mi?
Yatağımın altındaki sandığa baktım. Elbisem hazırdı. Maskem hazırdı. Ve ben, artık sadece annemi kurtarmayı değil, babamın ve bu yeraltı dünyasının tüm yalanlarını ortaya çıkarmayı istiyordum.
Tekin'e ihanet edecektim. Ama bu ihanet, hem onu hem de Orhun Özer'i alt etmek için olacaktı.
𐙚
Hikayelerin yarım kalmaması dileğiyle
