''Belki de kızı severim?''
''Belki de kızı severim?''
''Belki de kızı severim?''
Ben, Gölge. Bugün kelimelerin topraktan daha mezar olduğunu öğrendim.
Bugüne kadar bana yapılan ne varsa hepsine şükrettim çünkü onun başka birini sevebileceği düşüncesi..
Saçlarımı çekiştirdim. Avazım çıktığı kadar bağırdım. Kırıp döktüm. Hayır yapamazdı. Sevemezdi. Durmayan gözyaşlarım bana nefes aldırmıyordu. Elim boğazıma gitti. Dayanamıyordum.
Evin bahçesine attım kendimi ayakta duramadım daha fazla. Hafif yağmur çiseliyordu. Fakat hala nefes alamıyordum.
''Gölge?''
''Tunç, nefes,'' devamını getiremedim çünkü hala konuşamıyordum. Kimdi boğazıma bıçakları saplayan?
Tunç, yanıma çöktü. ''Şşh, bak bana. Ne yapıyorduk nefes al,'' zor da olsa kesik kesik nefes aldım. ''Tut,'' tuttum. ''Ver şimdi.'' verdim. Bunu birkaç kez tekrarladık. Titriyordum.
''N'oldu sana böyle?''
''Buğra.''
''Gel içeri girelim, üşüyeceksin.''
Kollarımdan beni tutup kaldırdı ama yürüyecek halim olmadığını anladığında kucaklayıp odama götürdü.
''Yaralandın mı? Aşağısı kırık dolu? Bakiyim bir dur.''
Duruyordum zaten. Ne yapabilirdim ki? Sadece duruyordum.
''Gölge ayakların,'' dedi endişeyle.
''Ne ayaklarım?''
''Ayaklarının altına cam batmış hep acımıyor mu?''
Hissetmiyordum ki acısın.
''Bekle ilk yardım çantasını alıp geleceğim.''
Bekliyorum. Ben hep bekledim zaten.
Tunç, çantayı alıp geldi. ''Neyse ki derin değil halledebileceğim bir şey. Yoksa tıpış tıpış hastaneye,''
''Hayır. Sus.''
''Bak bunu aşmalısın tamam mı? Her hastane o yer değil.''
''Önlüklü insan görmek istemiyorum.''
''Gölge, bitti. Yemin ederim ki bitti. Bak dışardasın, artık mesleğini de yapıyorsun.''
Ayaklarıma pansuman yaptı.
''Buğra sana ne dedi?''
''Başka biri,'' devamını söyleyemedim çünkü dilim varmadı. Tekrar krize girmek istemiyordum. Tekrar aklımı kaybetmek istemiyordum.
''Sikerim belasını ne demek başka biri amına koyayım?''
Tunç'a sarılıp ağlamaya başladım. ''Nasıl dayanırım Tunç?''
''Şşh tamam yok bir şey.'' saçlarımı okşadı. Saçlarımı okşadı.
Kimse benim saçımı okşamazdı.
Buğra dışında.
Ağlamam şiddetlendi.
Nolur sevme benden başkasını. Ben ölürüm yoksa.
''Gölge, bak sen onu buldun tamam mı? Yaşıyor da hem.''
''Neden kendi yaşarken beni öldürüyor o zaman?''
''Daha seni tanımıyor.''
''Nasıl tanımaz Tunç. Benim. Benim işte.''
Biraz da olsun sakinleşmiştim. Yine de kafam hala allak bullaktı.
Nolur başkasını sevme.
Kafamda sürekli dönüp duruyordu. İstemiyordum sussundu.
''Kafamın içini sustur Tunç yalvarırım.''
''Güzelim benim. Bunu sadece sen yapabilirsin, biliyorsun. Yapıyordun da.''
''Yapamıyorum. Olmuyor işte yapamıyorum yardım et.''
''Elimden bir şey gelse keşke.''
İstemiyordum. Tüm bunları istemiyorum. Tüm bunları ben seçmemiştim.
Ben zorlanmıştım her şeye. Kabullendirilmiştim.
"İyisin değil mi? Ayağın çok acır şimdi duruşmaya nasıl gideceksin?"
"Yarına kadar geçer. Uyurum geçer. Uyursam geçer."
Yatağa uzandım ve örtüyü üstüme çektim.
"Yemek yeseydin biraz?"
"İstemiyorum, hem sen bu saatte napıyorsun burada?"
"Gölge saat dört."
O kadar olmuş muydu sahi?
Buğra hala yazmamıştı.
Neyse.
Uyursam geçer.
Uyursam geçer.
##############
Tamam yargilanmaliyim tamam tamam
Ama sizi seviyorum 💚
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Git Başımdan | Texting
Teen FictionBuğra; Git başımdan ya. Bir de seninle mi uğraşacağım? 05*********: Egoya bak lan. Sen niye benimle uğraşasın oğlum? Ben uğraşacağım seninle. Buğra: Cidden bir sen eksiktin. 05*********: Eksiktim şimdi tamamlanmış oldun işte daha ne olsun? Yetişkin...
