"Büyüleyici." Ağzımdan çıkan kelime ile güldüğünü işittim. Beni getirdiği yer bir dağ eviydi lakin manzarası dediğim gibi büyüleyiciydi. "Burası senin mi?" Merakla sorduğum soruya hafif bir baş sallama ile onay verdi. Tekrar manzaraya dönüp ileriye doğru birkaç adım attım. Etrafta bu evden başka ev yoktu. Sessiz sakin ve huzur veren bir yerdi kesinlikle.
"Yatak odasının manzarasını görmeye ne dersin?" Ses tınısındaki eğlenceli ton ile kıkırdadım. Onun yönlendirmesi ile eve girdikten sonra etrafıma baka baka takip ettim. Büyük bir salon ve amerikan tarzı mutfak vardı bu katta sadece. O ise üst kata yönelmişti. Ufak adımlarla peşinden ilerledim ve üst kata kavuştum onun ardından. Bu kat harikaydı. Ağzım açık incelerken çenemde hissettiğim parmaklar dudaklarımı birbirine değdirdi. "Kapat tatlı ağzını. Beni azdırıyorsun." Açık sözlülüğü gülmeme sebep olmuştu.
Odanın köşesinde duran bir L koltuk ve karşısındaki kocaman televizyon ile yatak odasına dahildi. Küçük bir buzdolabı da vardı onun yanındaysa iki kapı. Banyo ve giyinme odası olmalıydı tahminimce. "İçeride jakuzi var." Muzip sesi ile ellerimi omuzlarına yerleştirip parmak uçlarıma yükseldim. "Bunu denemeliyiz bence." Onayladı beni birkaç mırıltıyla. Büyük elleri ince belimi iki yanından tutup sararken dudaklarıma masum bir öpücük kondurdu. "Deneriz tatlı kızım. Önce biraz dinlenmeliyiz." Beni havaya kaldırır kaldırmaz bacaklarımı hızla beline doladım. "Aniden yapma, korkuyorum." Gülumseyerek onayladı dediklerimi. "Umarım uykun vardır." Konuşmasının ardından yatağa uzanmış ve beni de üstüne yatırmıştı. Başım göğsüne düşünce yutkundum. Kalp atışlarım istemsizce hızlanıyordu.
"Unutmamalısın babacık. Bir Anastasia Kaitlyn her zaman uykuya muhtaçtır." Kıkırdadı sessizce. Gözlerimi yumdum. Yorgunluğum fiziksel değildi. Mutsuzdum. Belli edemiyordum ve bu beni yıpratıyordu. "Tatlı uykular güzel bebeğim." Ufak bir iyi dilek mırıldandım ben de ona. Ardında uykuya daldım, unutmak adına. ■■■ "Anastasia! Uyan benim tatlı kızım. Kabus görüyorsun!" Kulağıma dolan bir uğultudan farksız ses ile sıçrayarak yerimden doğrulurken yanaklarımın ıslaklığını hissediyordum. Eldon ensemden tutup başımı göğsüne çekince hıçkırıklarımı tutamamıştım. Çenesini başıma yaslayıp mırıldandı usul usul.
"Neyin var yavrum? Nedir seni yıpratan?" Cevap vermek yerine iç çektim. Derin derin aldığım nefesler beni sakinleştiriyordu. "Eldon.." kısık sesimi duyar duymaz kollarını daha çok sardı. Kucağına çekti iyice beni. "Söyle güzelim," sustum bir süre. Sabırla bekledi konuşmamı. Dakikalar geçti, belki de saat doldu ben konuşana kadar. Lakin kıpırdamadı bile saçlarımı sevdi, yanaklarımı okşadı beni rahatlatmak adına.
"Gerçekten merak ediyor musun benim hayatımı?" Sustukça içime kaçan sesim oldukça boğuk çıkmıştı. Beklemeden cevap verdi. "Ediyorum. Hayatına dahil olmadan önce kim olduğunu merak ediyorum." Başımı kaldırdım usulca. Gözlerime baktı kızarmış gözleriyle. "Sevişelim." Kaşları havalandı hafifçe. Tekrar dudaklarımı araladım. "Unutmak istiyorum." Ellerimi yanaklarına yerleştir yerleştirmez onu beklemeden dudaklarına yapıştım. Saçımdaki eli kalçama kayarken ben iyice kucağına yerleştirip sırtını yatağın başlığına yasladı.
Tutkulu öpüşümüz soluk soluğa son bulunca başını eğip boynumu öptü. Birçok öpücük bıraktıktan sonra durdu. Derin derin soluklandığını hissediyordum. "Bunu şuan yapmayacağız." Başını çekip gözlerime baktı. "Anlat bana. Ne istersen onu anlat. Bir masal da olabilir yaşadıkların da..." Şefkati karşısında gözlerim dolmuştu. "Masal dinlemeyi sever misin?" Gülümsedi sorduğum soruyla. "Severim." Onayını aldığımda derin bir nefes alıp başımı göğsüne yasladım. "Bir varmış bir yokmuş.." mırıltım ikimizi de güldürdü. Merakla dinlediğine emindim. Çünkü benim kadar o da biliyordu ki bu masalın baş kahramanı ben olacaktım.
. . .
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
Ay gecis bolumu olsun
Anastasiam da anastasiam
Bu kurguyu biraz dramatize etmek istiyorum ya aglamali gulmeli