Mayda Demir
Gözlerimi açarken sabah olmak üzereydi. Abimgil hâlâ uyuyorken yavaşça ayağa kalktım. Odada bulunan banyoya girerken elimi yüzümü iyice yıkadım. Havlulara dokunmadan banyodan çıktım ve odadan kendimi dışarı attım.
Merdivenleri inerken mutfağa geçtim. Herkes uyuyorken kahvaltı hazırlasam çok iyi olacaktı. Mutfakta bulunan kilere girerken gördüğüm patates çuvalıyla gülümsedim. Kızartma ve menemen yapsam iyi olurdu değil mi?
Çuvalın ağzını açarken mutfağa geçerek büyük bir çukur tas aldım. Kilere geçerken patatesleri koyup mutfağa geri geçtim. Patatesleri soymadan önce de hemen çay suyu koydum. Patatesleri çekmeceden aldığım bıçakla soymaya başlarken ensemde hissettiğim sıcaklıkla hızla arkamı döndüm.
Ayaz komutanla göz göze gelirken derin bir nefes verdim. Lan, asıl bu adamdan korkmam lazım benim. Çenesinde derin bir morluk kendini belli etmeye başlıyordu. Sanırım Atay abinin eseriydi.
"Günaydın."
"Şey, günaydın." dedim gergince.
Yanıma geçerken bende önüme dönüp patatesleri elimdeki bıçakla soymaya başladım. Beni öylece izlerken şuan abimin veya Atay abimin gelmesini diliyordum. Turanlardan birisi şuan gelmeliydi.
"Erken kalkmışsınız, uyuyun isterseniz?"
Bir nevi 'git amk' demeye çalışırken iyice geriliyordum.
"Ne zamandır buradasın?" dedi elini çenesine yaslarken.
"Çok olmadı, yeni geldim."
Tam ağzını açacağı sırada yanımda beliren bedenle yerimden sıçradım.
"Yok ol Ayaz,"
Atay abi sinirle konuşurken Ayaz komutan bana göz kırptı.
"Göktürk'ün kardeşinin böyle güzel olduğunu daha önce bilseydim aramı onunla hiç bozmazdım."
Sırıttığı esnada Atay abi üzerine yürümeye başladı. Korkuyla önüne geçerken göz göze geldik.
"Hadi biz kahvaltıyı hazırlayalım. Ayaz komutan rica etsem odanıza gider misiniz? Kahvaltı vaktine daha çok var."
Konuşmamla Ayaz bana tekrar sırıtıp mutfaktan çıktı. Derin bir nefes alırken patatesleri soyma işine kaldığım yerden devam ettim.
"Bunları öldürmek farz oldu!"
Sinirle çayı demleyip yanıma geldi. Elimdeki bıçağı alırken kaşlarımı çatarak ona baktım.
"Ben hallederim."
Başını iki yana sallarken kalçasıyla beni ittirdi.
"La havle!"
Söylene söylene buz dolabına gittim ve içinden domates poşetini çıkarttım. Çekmeceden rendeyi çıkartıp diğer bölmede olan büyük tavayı elime aldım. Domatesleri bıçak yardımıyla bölüp tavaya rendeledim. İşim biterken tuz, biber vs. atarak domatesi ocağa verdim. Atay abi de çoktan patatesleri kızartmaya başlarken tezgahı temizleyip üstüne oturdum. Atay abi patatesleri attıktan sonra yanıma yaklaştı. Ellerini iki yanıma koyarken yüzlerimiz eşitti.
"Biz yokken uslu dur Mayda."
Konuşur konuşmaz göz devirmeden edemedim. Ben hep usluyum bir kere!
"Ben hep uslu bir kız oldum Atay a-"
Elini dudağımın üstüne kapatırken sabır çekti.
"Allah'ım sen konuyu biliyorsun." derken elini çekti.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
GADASINI ALDIĞIM
Ficțiune generală-TAMAMLANDI- "Göğsünün altındaki ufacık ve yorgun yüreğin beni hiç mi sevemez gadasını aldığım?" - Yüzbaşı Atay Han Bozkurt ve kalp hastası Mayda Demir'in hikayesidir.