Episodio 12

130 17 5
                                        

Yorumlarınızı bekliyorum.

"I hold on to this pride because this days it's all I have." Hoparlörden çalan şarkı ile masalardan birine yedili oturmuş gülüşüyorlardı. Daha doğrusu altılı. Jimin geldiklerinden beri sinirle Hoseok'a bakıyordu.

"Sen hangi üniversiteden mezunsan şikayet etmeyen şerefsiz Bay Kim." Jin'in sarhoşlukla Taehyung'a bağırmasıyla Taehyung kafasını salladı. Elini havaya kaldırdı çakması için.

"Beraber edelim, çak!" Jin çakarken Namjoon yaşlı kadın garsona göz kırpıyordu. Beyaz saçlı kadınsa durumdan memnun gibiydi. Hoseok vurdu Namjoon'un kafasına.

"Lan seriye bağladın durmadan göz kırpıp durma. Ürkütürsün böyle naif bir hanımefendiyi." Jungkook da buna gülerken önündeki içki bardağını dikti kafaya.

Yanında oturan bedenin gözleri ona dönse de geri Hoseok'a gitti.

"Hadi ama Jimin, sinirli durma. Eğlenmeye geldik." Hoseok yüksek seste ona bağırırken Jimin kollarını açarak eğildi.

"Sinirliyim çünkü. Bana hala yalan söylüyorsun. Sen benim en yakın arkadaşımsın, gözümün içine baka baka onu da Jungkook'u da tanımadığını söyledin." Sarı saçlı olanın elini hafifçe masaya vurması diğerlerinin dikkatini çekmese de Hoseok sessizce geri çekilmişti.

Jimin solunda oturan adamın dudaklarına götürdüğü bardağı alarak masaya koydu.

"Yeter sen de içme." Jungkook'un nasıl bu kadar içtiğini veya nasıl şuanda iyi olduğunu anlaymamıştı.

Siyah saçlı olan bir elini sandalyeye koyarak ona eğildi. Ses çoktu.

"Girdiğimizden beri suratıma bakmıyorsun, sinirliysen konuşalım." Jungkook'un yakın olduğu çok insan yoktu. Fakat Jin ve Yoongi sadece onun birini sevdiğinde nasıl sevdiğini bilirdi.

Jimin'in aklı Sheila'nın geldiği ana geldi. Veya Jungkook'un ondan bahsedişi. Jungkook onu gerçekten sevmişti.

Namjoon'un söylediğini hatırladı.

"Jungkook bir kere aşık olmuş. Tüm bu kitaplar o kişi hakkında. Bu yüzden ilk kez farklı bir konuda yazıyor ve bunun ucu bile ona dokunuyor.İlk ve sondu diyor. Yaşanmışlık büyük ve imrendirici."

"Sana sinirlenme veya bağırıp çağırma hakkım yok, ama ona var." Jimin'in kolları birleşmiş bir şekilde tekrar Hoseok'a dönerken Jungkook ayaklandı.

"Gel." Jimin'i kolundan tutup dışarı çıkartırken yeşil gözlü olan sessizce gitmişti.

Mekandan çıkıp hemen yanındaki ara sokağa girerlerken Jimin Jungkook'un sarhoş olduğunu anlayabiliyordu. Düzgün durmadığı için dokunmak istemedi rahatsız olduğunu biliyordu.

"Jimin, Hoseok Hyung'a böyle davranma. Gerçekten özel sebeplerimiz var, anlatamayacağımız şeyler." Jungkook'un şuan konuşurken bile boğazının düğümleneceği şeylerdi. Derin bir nefes alarak havaya baktı. Bu konuşmayı sadece Hoseok için yapıyordu.

"Derin ve özel bir mevzu. Konusu dahi açılmayacak bir mevzu, üstüne konuşulacak bir şey değil ısrar etme. Onun da üstüne gitme." Cümlesi bitince tekrar derin bir nefes alırken Jimin atak geçirdiğini düşündü.

"Üzgünüm, iyi misin? Nefes mi alamıyorsun?" Elini Jungkook'un koluna götürürken siyah saçlı olan kafasını geriye yaslamış duvara yaslıydı.

Jungkook gözlerini açarak kafa salladı sadece. Gözleri Jimin'in yeşil gözlerindeydi ikisi de konuşmuyordu.

Jungkook bir anda gülümseyince çıkan gamzeleri Jimin'i de güldürdü. Gök gürüldemesiyle gözleri yukarı çıkmıştı.

"Yağmur yağarsa kaçıcak yerin yok sanırım." Jimin'in dalga geçmesiyle güldü.

"Islanmaktan korkmuyorum."

"Hani şemsiyesi olanlar felsefesi?" Jungkook kendi lafının kendisine kullanılmasıyla dilini yanağına bastırdı.

"Dün ıslanmaktan korkmuş bir halim mi vardı?" Jimin onun ıslanmış halini hatırladı.

"Hafif sarhoş musun sanki?" Yeşil gözlü olan onun bu halinden eğleniyordu. Siniri anında geçmişti. Jungkook'un tatlı bir şekilde kafasını olumsuzca sallamasıyla sesli bir şekilde güldü.

Jungkook onun neşesiyle konuşmuştu.

"Sen gül ben sarhoş olurum." Kısık sesi sarı saçlı olana tam ulaşmadı.

"Ne dedin?" Jimin kafasını hafifçe Jungkook'a yaklaştırırken Jungkook olumsuzca salladı kafasını.

"Ben bir şeyi bir defa söylerim. Bu arada sana kitaplarını geri verdim. O borcum kapandı, geriye bir tane kaldı." Kaşlarını çatan bu sefer Jimindi.

"Neymiş o?" Sorduğu sorudan saniyeler sonra belinde çekilip etrafına dolanan kollar ile şaşırdı. Jungkook sarılıyordu ona.

Ne değişmişti? Çok şey. Jungkook bir kere kendine duvar inşa etmemişti. Jimin'in hastanede onun için endişelenmesi, evde geçirdikleri zaman, okulda sanki Sheila onu üzecekmiş gibi onları muhattap ettirmek istememesi... Jungkook ilk kez böyle bir insanla karşılaşmıştı.

Jimin Jungkook'a hayrandı fakat onunla tanıştıktan sonra onunla örtüşmeyen fikirlerini açıkça söylüyordu.

Birkaç saniye sonra sarı saçlının elleri de Jungkook'un boynundaydı. Jungkook onun parmak uçlarında olmasına hafifçe güldü.

Ne olacağını bilmiyordu fakat ya bu adama kendini bırakacaktı ya da şimdi kaçması gerekiyordu. Normalde gitmiş olacak Jungkook ise şuan hala ona sarılıyordu.

//

Cehennem zebanileri
Katılımcılar: Jimin, Taehyung, Namjoon, Hoseok

Teahyung:
Ulan, sen hayırdır?

Hoseok:
Kimden bahsettiğini söylemeni bekliyoruz.

Jimin:
Kimden bahsedecek, senden.
Seninle konuşmamız gerek Hoseok, ciddi anlamda.

Namjoon:
Noluyor size?
Epilasyon merkezi kapanmış şirinler kasabası gibisiniz.

Taehyung:
Metaforunun noktasını düdüklesinler.
👉🏻🌂👆🏻👍🏻

Hoseok:
Tae kimden bahsediyorsun?

Taehyung:
Jimin tabii ki.
Ben dün Bay Kimden kurtulayım bir nefes alayım, IQ seviyem yükselsin diye dışarı çıktım.
Sokakta bir sigara içeyim diye.
Bir de ne göreyim?

Namjoon:
Elinin körünü?

Jimin:
Aynısına oyumu basıyorum.

Taehyung:
Jiminle Jungkook sarmaş dolaş görmeniz lazım.
Evet Jimincim bize söylemek istediğin bir şey.

Jimin:
Sadece sarıldım Tae.
Gitmem lazım şimdi, sonra konuşuruz.

1 hafta sonra.

Hoseok:
Öğleden sonra saat 6'da herkes atacağım konuma gelebilir mi?
Ciddi bir konu.

EVLENİYORUZ
Katılımcılar: Jin, Yoongi, Hoseok, Jungkook, Yugyeom(Kişi silinmiştir)

Hoseok:
Saat 6da ağacın oraya gelin.

coney islandBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin