Episodio 16

44 7 1
                                        

"Bay Park. Müdürümüzün isteğiyle konuşmayı siz yapacaksınız." Jimin kafasını sallayarak adımlarını okuldan dışarı çıkartmıştı. Birkaç gün sonraki davetten bahsediyorlardı.

Sheila topuklu ayakkabılarıyla Jimin'e yetişmeye çalışırken Jimin de adımlarını okul çıkışına götürdü. Gözleri beklemediği ama kapının önünde arabasıyla bekleyen bedene gitmişti.

Sheila okul kapısında kalırken Jimin adımlarını telefonuna bakan ama henüz onu farketmemiş Jungkook'a götürmüştü.

"Geleceğini söylemedin." Jungkook gözlerini telefondan çekerek yeşil gözlü olana çevirdi. Üstünde beyaz uzun bir palto aynı renkte bir kazak vardı.

"Araban var da ben mi bilmiyorum?" Jungkook gülümseyerek kollarını Jimin beline dolamıştı. Jimin onun söylediğine güldü.

Siyah saçlı olan tamamen kendini teslim etmişti. İleride ne kadar problem yaşayacaklarını düşünmedi hiç.

Sarıldığı bedenden hafifçe gözlerini kapıdaki bedenden  götürürken Sheila'yı görebiliyordu. Uzun tutmadı bakışlarını onda.

"Gidelim." Arabaya bindiklerinde Jimin'in içindeki küçük bir rahatsızlık vardı.

Hoseok ve diğerleri daha hiçbir şey olmadan ona bir süre problem sıralamışlardı neden Jungkookla beraber olmaması gerektiği hakkında.

Sadece akışına bırakmak istiyordu. Öyle de yaptı.

//

"Sana inanmıyorum." Banyoya gülerek giren bedenle küvetteki de gülmüştü.

Jungkook Jimin'in boş küvette elindeki şarapla uyuduğunu görmüştü. Jungkook'un sesini duyunca gözlerini açtı.

"Buranın manzarası çok güzel." Jungkook onun hafif sarhoşluğuna gülmüştü. Adımlarını küvetin yanına götürüp oturdu.

"Terasınki de öyle. Gel." Siyah saçlı olan küvete eğilirken belinden tuttuğu bedeni dışarı çıkartmıştı. Jimin adımlarını ilerletirken konuştu.

"Koskoca Jeon Jungkook'un dolabında alkol olması beni şaşırttı. Yoksa içinde meyve suyu mu var?"

"Zehir var, ek iş olarak seri katilim. Birazdan da bu geceki hedefimi değiştirip seni öldürmem üzereyim." Jimin onun da katılmasıyla gülerek çıkmıştı terasa.

"Beni hafife alma bir bakmışsın, tahtalı köydesin." Adımlarını en kenara götürürken Jungkook da kenardaki kadehleri aldı.

"Çok korktum. Elim ayağım titriyor." Yeşil gözlünün yanına geçerken Jimin de kadehlere şarabı koymuştu.

Bıraktığı şişeyle eline aldı kadehi.

"Hayranların senin nasıl biri olduğunu görse kitaplarınla seni yakarlar." Jimin Jungkookla zamanın nasıl geçtiğini anlamıyordu.

Jungkooksa Jiminle mutlu oluyordu.

"Bilmem şuan yanımdakine sormalı, hm?" Jungkook yüzüne hafif yaklaştırırken dudakları Jimin'in dudaklarıyla buluşmuştu. Çalan telefonla gülerek ayrıldı Jimin.

"Polis arıyor olmalı. İhbar etmiştim seni." Jungkook adımlarını sehpadaki telefona götürürken kafasını olumsuzca salladı.

"Senin. Hoseok hyung arıyor." O an Jimin'in yüzündeki dehşet ifadesi de Jungkook'u güldürmüştü.

"Açayım mı?" Yaptığı minik şakayla koşarak üstüne atlayan Jiminden telefonu havaya kaldırarak kaçırdı.

"Hayır hayır. Jungkook verir misin? Jungkook, açma!" Jungkook gülerek içeri kaçarken Jimin de koşmuştu.

Telefonu açmaya kalkan siyah saçlının üstüne atlayarak ikisini de kanepeden yere yuvarlarken telefon yere düşmüştü.

Altındaki bedeni umursamadan telefona uzandı ve açtı.

"Efendim hyung?" Telefonu açtığı anda Jungkook yetlerini değiştirerek onu aşağıya almıştı.

Nerdesin Jim?

Jimin yerine Jungkook cevaplayacakken Jimin yerlerini değiştirip ağzını kapatmıştı.

"Dışarıdayım." Jungkook o istemiyorsa problem çıkartmayacaktı. Jimin'in üstüne gittiklerini biliyordu. Ama uğraşmaktan zevk alıyordu.

Belinden kendine yaklaştırdığı bedenin dudaklarına bastırdı dudaklarını.

Tamam da nerdesin? Bir şey bırakmam lazım.

Jimin Jungkook'a karşılık verirken onun gülmesiyle ayrıldı. Kafasını karıştırıyordu.

"Anlamadım, ne dedin hyung?"

Jimin dinliyor musun? Sana uğramam lazım nerdesin?

Jungkook uzun süre yerde olmalarının nedeniyle öksürmeye başlarken doğrulmuştu. Jimin gözlerini büyültürken hem sıçtığını anlamış hem de Jungkook'un sırtına vurmaya başlamıştı.

Kimlesin sen?

"Kimseyle." Jungkook hala öksürürken gülüyordu. Hoseok onun yalan söyleyemeyişiyle anladı.

Jungkooklasın. İnanmıyorum sana. Geliyorum.

Telefon kapanırken yeşil gözlü olanın surat ifadesi Jungkook'un da eğlenmeyi bırakmasını sağlamıştı.

"Of mahvolduk." Jungkook Hoseok'un anlamasına şaşırmıştı.

"Nasıl anladı o öksürükten? Dedektif gibi yemin ediyorum."

"Jungkook ya." Siyah saçlı olan ellerini sarı saçlının beline koyarken ciddileşmişti.

"Hoseok sana kıyamaz. Merak etme."

" Sen öyle san."

Yayımlanan bölümlerin sonuna geldiniz.

⏰ Son güncelleme: Jul 02, 2025 ⏰

Yeni bölümlerden haberdar olmak için bu hikayeyi Kütüphanenize ekleyin!

coney islandBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin