Kısa süren yol boyunca arkada aheste aheste yürümüş ve çocukluk anılarını düşünmüştü Yusuf. Ancak kafeye yaklaşınca kendini düşüncelerinden uzaklaştırmış ve gözlerini kafenin içine çevirmişti. Bakışları kardeşini bulmakta zorlanmamıştı çünkü kardeşi ayakta durmuş tedirgin bir şekilde karşısındaki Egemen'e bakıyordu. Bunu görünce istemsizce kaşlarını çattı Yusuf. Adımlarını hızlandırıp diğerlerinin önüne geçti ve herkesten önce kafenin kapısından içeriye girdi.
Poyraz, Egemen ve Ceren'i böyle gergin bir şekilde görünce şüphelenmeden edememişti. Aceleyle ilerleyen Yusuf'a yaklaştı. "Beklesene Yusuf!"
Yusuf onu dinlemedi. Bir şey olduğuna emindi. Kardeşi hiç sakin görünmüyordu ayrıca etraftaki herkesin bakışları da Egemen ve Ceren'in üzerindeydi.
Yusuf ikilinin yanına ulaşır ulaşmaz hemen kardeşinin karşısına geçti. "Ceren,"deyip kısa bir an kardeşinin gözlerine bakmasını bekledi. "İyi misin, bir sorun mu var?" Yusuf kardeşinin bu tedirgin bakışlarına alışık değildi. Onun için endişelenmişti.
"Yok abi,"derken bile sesi titreyen Ceren abisine hiç inandırıcı gelmedi. "Bir şey yok, iyiyim."
Yusuf kardeşinden bir şey öğrenemeyince yönünü Egemen'e çevirdi. Egemen'in bakışları Ceren'in üstündeydi. Öylesine bir bakış değildi bu, sanki bir tek Ceren'i görüyor gibiydi. Yusuf'un kaşları mümkünmüş gibi daha fazla çatıldı. "Egemen!" Yusuf'u duymadı Egemen. Çok yanlış bir anda takılıp kalmıştı sevdiğine.
Yusuf bu defa daha yüksek bir şekilde seslendi. "Egemen sana diyorum lan!"
Durumun vehametini anlayan Poyraz, Egemen'i çaktırmadan dürtüp boğazını temizledi. Kaşlarıyla Egemen'e Yusuf'u işaret etti. Sanki olanları yeni fark ediyormuş gibi kendine gelen Egemen Yusuf'a öylece baktı. Her şey o kadar âni gelişmişti ki daha sevildiğini hazmedemeden Yusuf'a yakalanmışlardı.
"Bir şey yok Yusuf, ne olacak?!" Yüz ifadesini sıradan bir hâle getirmeye çalıştı. Gülmemesi gerekiyordu ama az önce sevdiği kadının da kendisini sevdiğini öğrenmişti...Bu durumda nasıl gülümsemeden durabilirdi?
"Lan o zaman niye herkes film izler gibi sizi izliyor?!" Yusuf bunu söyleyince istemsizce etrafına bakındılar. Gerçekten çoğu kişinin bakışları onların üzerindeydi.
Egemen durumu nasıl kurtaracağını bilmiyordu. Ceren'i sevdiğini Yusuf'tan saklamayacaktı ama en azından şimdi öğrenmemeliydi. Henüz Ceren'le doğru dürüst konuşamamıştı bile!
"Senin bu kardeşinin yüzünden!" Ceren'i işaret ederken bulabildiği tek bahaneye sığındı Egemen. Şu an aklına başka hiçbir şey gelmiyordu. "Nasıl içeriye girdiyse artık bir kedi gelmiş, bizim masanın altına girmiş. Ceren'in kediden ne kadar korktuğunu hepiniz biliyorsunuz zaten. Kediyi görünce bastı çığlığı." Kendi kendine uydurduğu hikayeyi inandırıcı bir şekilde anlatmaya çalışırken gözleri Ceren'e değdi. Ceren kocaman olmuş gözlerle Egemen'e bakıyordu.
"Ondan herkes bize bakıyordur, olan bu." Rahat bir tavırla kollarını göğsünde birleştirdi Egemen. Bu hikayeye hiç inanmayan Poyraz bile Egemen'in rahat tavrıyla kısa bir an acaba gerçek mi diye şüphelenmişti.
"Ona korkmamasını söyledim ama beni dinlemiyor. O kediden korktu, çığlığını duyan kedi de ondan zaten." Bu kadar hikayenin yeterli olacağını düşünerek sustu. İyi ki de susmuştu çünkü Ceren ona kötü kötü bakmaya başlamıştı. Ayaküstü uydurduğu şeylere inanamıyordu. Kedilerden korkuyordu ama yine de insan içinde çığlık atıp kaçacak kadar değildi!
"Eh be kızım!" Şefkatle kardeşine bakan Yusuf'un yüzü yumuşamıştı. "Bir türlü alışamadın şu kedilere!"
Egemen tehlikeyi atlattığı için rahatlamıştı. Üstündeki gerginlik azalırken sesli bir nefes verdi. Tam zamanında gelmişlerdi(!) Şimdi Ceren'le nasıl konuşacaktı?
ŞİMDİ OKUDUĞUN
PAMUK ŞEKER (Mahalle Kurgusu)
Roman pour Adolescents"Şu anda bile bana abi diyorsun!"diye söylendi biraz sinirle. Kirpiklerim titreşti, sadece bakakaldım."Canım yanıyor,yapma." Ellerini iki koluma yerleştirip yaklaştı. Bakışları gözlerime kilitlenmişken "Hâlâ anlamadın mı Defne?"diye mırıldandı. "San...
