Okula gelir gelmez ilk işim dövülen arkadaşımı görmek için ders programına baktım. Benim dersimin olduğu kattaydı ikinci dersi. Saatlerimiz kesişiyor gibiydi. Onu görmek istiyorsam biraz acele etmeliydim ve tam da onu yapıyordum zaten. Kata ulaştıktan sonra dersinin olduğu amfiye girmiştim. Tam da tahmin ettiğim gibi önlerde yer tutmuştu. Yani başta tanıyamamıştım onu. İçimden bir kez daha Yoongi'ye sinirlenirken yanına doğru ilerledim.
"Selam Alex." Çantamı yanıma bırakıp oturdum. "Nasılsın? İyi misin?" Elimi gözünün altında ki morluğa yaklaştırıp yavaşça dokunduğumda canı yanmıştı. Ah Yoongi ah! "İyiyim Hoseok. Yanımda olduğun için daha iyiyim." Gülümsemeye çalışmıştı. "Benim kimseyle de bir husumetim yok. Neden dövdüler?" Üzgün olduğu her halinden belliydi. Benim yanımda iyiymiş gibi davranıyordu sadece. "Ben sana bunu kimin yaptığını biliyorum." Diyerek yutkundum. Yoongi'den utanıyordum.
"Kim peki? Kim bunu bana neden yaptı?" Öyle masumdu ki gözlerinin önünde ezilip büzülüyordum ama bunu söylemek zorundaydım. Bilmesi gerekiyordu. Hakkıydı.
"Hoseok! Aşkım bir bakar mısın?" Yoongi'nin sesini duyduğumda kafamı kapıya çevirdim. Koşturmuş olmalıydı. Saçı başı dağılmıştı. "Gelemem Yoongi." Alex'e döndüğümde "Lütfen sevgilim. 2 dakika sadece." Dedi. "Yoongi önemli bir şey diyecek herhalde. Biz sonra konuşuruz." Telefonumdan saati kontrol edip ayaklandım. Alex'in dersi birazdan başlayacak ve benim derslerimden önce bitip evine gidecekti. Onu gün içerisinde görmem mümkün değildi ve Yoongi de elinden geldiğince engelleyecekti. "Ben onunla sonra da konuşurum."
"Sevgilim? Çok önemli. Lütfen!" İçeride ki insanların ona bakması pek de umurunda gibi değildi. "Hayatım biz sonra da konuşuruz. Sen Yoongi'nin yanına git." Diyerek gülümseyen Alex beni daha çok üzüyordu. Yoongi'nin yaptıkları yüzünden arkadaşımla aram bozulacaktı. "Peki tamam." Çantamı alıp ona kısaca el salladıktan sonra Yoongi'yle amfiden uzaklaşmıştık. "Neden geldin?" Dedim düz bir şekilde.
"Alex'e mi anlatacaksın her şeyi?" Kafamı aşağı yukarı salladım. "Yapma."
"Neden? Alex'ten mi korkuyorsun?" Dedim. "Kim? Ben mi?" Şu an beni alaya mı alıyordu? "O zaman neden söylememe izin vermiyorsun?" Sinirli olduğumu gösterebilmek için kaşlarımı çatabildiğim kadar çatmıştım. "Sen bunu gidip söylersen mutlu olacak çünkü. Bizim ayrıldığımızı düşünerek zafer kutlayacak." Kollarımı birbirine bağladım. "Yoongi biz zaten ayrıldık."
"Ayrıldık mı?" Dedi şaşkın bir şekilde. Ne olacağını zannediyordu ki? Aferin deyip alkışlayacak mıydım? "Papağan gibi dediklerimi tekrarlama Yoongi." Omuzlarıma ellerini koyup duvarla az bir mesafesi kalan sırtımın tamamen duvara yaslanmasını sağlamıştı. "Hayır, buna izin vermem. Benden ayrılamazsın."
"Bunu Alex'i dövmeden önce düşünecektin. Bitti Yoongi. Bitti." Bileklerini tuttum. "Şimdi beni rahat bırak." Dediğimde daha sıkı tutmuştu omuzlarını. "Hayır, bir yere gidemezsin."
"Dersim var. Geç kalacağım."
"Daha 15 dakika var. Hiçbir yere gidemezsin." Yakın olan yüzlerimiz bana daha çok rahatsızlık veriyordu. Kafamı başka yöne çevirdiğimde bize aşkla bakan kızları görmemle sinir sayım 2 katına çıkmıştı. "Ne bakıyorsunuz? Dizi mi çekiyoruz burada?" Kafamı tekrardan Yoongi'ye çevirdim. "Sen de beni rahat bırak. Yüzünü bile görmek istemiyorum."
"Aşkım beni yanlış anlıyorsun. Ben hak ettiği için dövdüm. Yoksa döver miyim?" Delirmek üzereydim. "Yoongi sürekli aynı şeyi yapıyorsun. Sana arkadaşımla aramı bozma dedim ama sen beni dinlemiyorsun. O çocuğun sana ne zararı dokundu ya? Sana ne yapmış olabilir? Biz her tartıştığımızda o beni sana karşı yumuşattı. Ben onun sayesinde seninle bir araya geldim."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Seven |Sope✔
FanfictionYoongi'nin açısından çok da kötü bir şey olmamıştı. O yaptığından pişman değildi. Hatta iyi bile yapmıştı fakat Hoseok ona çok kızgındı ve affetmeyecekti. Bu da son kararıydı. Peki Yoongi pes edecek miydi? Asla!
