Bölüm - 8 | Suç Ortağı

533 13 9
                                    

Multimedya: Akyüzler Konağı

Ben daha yaşadıklarımın etkisinden çıkamamışken, burada, babamın katili ile, onun evinde ne işim olduğunu sorgulamaya biraz olsun hakkım vardı.

Elim kolum bağlı, şaşkın bir biçimde ona bakıyorken o belimden tutarak beni evin girişine doğru geçirdi.

Evin girişi için oldukça sade yapılar tercih edilmişti. Her şey o kadar siyahtı ki insanın burada çok geçmeden ruhu bunalırdı.

Geldiğimizi gören hizmetliler direkt dışarı çıkarak ciddi bir ifade ile Bora'yı karşılamışlardı. Bir adam ceketini ve araba anahtarını ondan teslim almıştı.

Bu evin sınırları içindeki insanların bile yüzü hiç gülmüyordu. Bu bölge tıpkı unutulmuş, boğuk bir yer havası veriyordu. Ruhu sıkan bir şeyler vardı burada...

Bora tekrar bana dönüp beni içeri götürürken hizmetlilerin de çoğu kez bana dönüp beni süzdüğünü hisseder oldum. Özellikle siyah, dalgalı saçlı, uzun boylu ve diğer hizmetlilerden biraz daha bakımlı bir kadın dikkatimi çekmişti.

Hakkımda çok az şey biliyor olmalıydılar, eminim bu yaşadıklarımın yarısını yaşamak için cesaretleri olmazdı.

Sonunda eve ayak bastığımızda bizi kıvrılan büyük bir merdiven karşılıyordu. Tavandan yükselen her bir avize başımı döndürüyordu. Tekrar düşecek gibi olduğumda Bora yeniden belimden destek verip beni kendine yasladı.

"İyi değilsin."

Geri çekilip yüzüne baktığımda mide bulantımın arttığını hissetmiştim.

"İyiyim ben."

"Kızım değilsin diyorsam öylesin işte. Bak şu hâline, önce sana güzelce sakin bir duş aldırmakla başlayalım. Ne diyorsun?"

Bunu söylediğinde dudakları hafifçe yana kıvrılmıştı.

Ben de burdan hızlı bir kaçış şansımın olmayacağını anlayarak iple bağlı olan ellerimi ümitsizce ona doğru uzattım ve cevap verdim.

"Önce bunları çözmekle başlayalım bence, ne diyorsun?"

Bu dediğimden sonra yüzündeki o ifade silindi ve karşısındaki hâlime mi acımıştı bilmiyorum, başını salladı ve ellerimi saran ipleri çözmeye başladı. Ben de derin bir nefes alarak kendimi biraz daha rahatlatmaya çalıştım. Çözmeye devam ederken lafa giren ilk kişi oydu:

"Sakın bu iyiliği fırsat bilip bir haltlar yemeye kalkışma, seni kimselere bırakmam, ben öldürürüm. Anlıyor musun?"

Bu sefer gözlerinde capcanlı, taze nefret kırıntıları belirerek bitirmişti cümlesini.

Korktuğumu falan mı sanıyordu gerçekten?!

Babam ölmüşken, sevdiğim çoğu kişi gitmişken ben ölümden korkacak kadar aptal mıydım?

Bu evden çıkıp seni ele vereceğim gün de gelecek Akyüz! Hepiniz yaptıklarınızı bulacaksınız. Hani zaman her şeyin ilacı derlerdi ya... Zamanı geldiğinde her şeyin bedeli ödenecek!

Hem... Bu adamın bipolarlık gibi bir hastalığı olup olmamasından da şüpheleniyordum artık. Gerçi her türlü hastaydı zaten. Kafası yerinde diyebileceğimiz türden bir insana benzemiyordu kendisi.

Beni tekrar dürtüp yaşama geri döndürdüğünde tekrar etti:

"Anlaşıldı mı?!"

Kafa sallayarak cevap verdim ben de.

Çözme işi tamamlandığında ben bileklerimi yeniden kontrol edebiliyor oluşumun verdiği hazzı yaşıyorken o biraz uzaklaşmış, az önce gördüğüm siyah saçlı hizmetli kadın ile konuşuyordu.

BEDEL (Mafya Zoraki Evlilik)Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin