İyileş artık ya!

26 6 0
                                        

Beton, soğuk zemini tüm hücrelerimde hissediyordum. Soğuğu sevmezdim. Sıcak daha güzeldi.

İlk defa böyle olmuştu. Bugünün güzel geçeceğini umuyordum. Ama daha başından batırmıştım. Yanaklarımda kurumaya başlamış göz yaşlarına yenileri eklenirken ses çıkarmamak için ellerimle ağzımı kapatıyordum.

~

"Bu saate kadar uyuyup bir de üstüne bağırıp duruyorsun. Bizim sözümüzün hiç önemi yok tabii. Öyle değil mi Jisung?"

Boşluğa bakan genç onu duymamıştı. "Kime diyorum ben Jisung! Cevap ver." Oğlunun 'sözde' saygısızlığına dayanamayan baba, daha fazla beklemeden, acımadan çocuğuna el kaldırdı.

Tokadın etkisiyle ne yapacağını bilemeyen genç ne diyeceğini bilememiş aklına ilk gelenleri kısık sesle söylemeye çalışmıştı. "Baba ama telefonumu-"

"O telefonu kafanda parçalamadığıma dua et! İyice haddini aştın artık."

Genç babasının ona bir kez daha vuracağını düşünerek kollarını yüzüne siper etmişti. Ama oğlunun yakasını tutup sürüklemeye başlamıştı.

"Baba o bir şey yapmadı. Ben onu yere düşürdüğüm için bağırdı."

Peşlerinden gelen abiye aldırış etmeden ilerlemeye devam etmişlerdi.

"Baba... Özür dilerim. Çok özür dilerim. Gerçekten bir daha yapmayacağım." Jisung hıçkırıkları arasından özürlerini sıralasa da, kurtulmak için çırpınsa da adam ne duyuyordu, ne de istifini bozuyordu. Kardeşi için babasını engellemeye çalışan Chan en sonunda babasının kolundan tutmuştu. "Baba! Yapma. Bırak onu."

"Kendi evimizde görmezden geliniyor muşuz haberimiz yok." Diyerek büyük oğlunu da tüm gücüyle ittirip ondan uzaklaştı.

Evin içinde güneş görmeyen, kullanılmayan, pis odanın kapısını araladı. Yakasını bırakmadığı genci bir eşya gibi odanın içine fırlattı. Üstünden kapıyı da sertçe kapatıp kilitlemişti. Ağlayarak doğrulmaya çalışan genç, abisi ile babasının tartışmasını duyacak halde değildi.

~

Soğuk. Çok soğuk. Bir saati geçeli cok olmuştu tahminimce. Çünkü zaten karanlık olan oda da artık önümü dahi göremiyordum. Oda da bir tek köşe de, üst üste duran koliler vardı. Tamamen boş sayılırdı.

Babamı daha önce de cok sinirlendirmiştim. Hatta çoğunda da haklıydı. Ama şu an...

Bana vurmuştu.

Utanıyordum. Belkide ona göre suçluyum ama kendime yediremiyordum. Durmadan ağlayıp, durmadan gözlerimi siliyordum. Sırtımı yasladığım duvardan ayırıp yere uzandım.

Üşüyordum, titriyordum ama yüzüm, en çokta gözlerim yanıyordu.

Hem babama olan öfkemden, hem abime duyduğum üzüntüden, hem aşkımdan, hemde kahrolası bulunduğum durumdan içim yanıp kavruluyordu.

Ya da hasta hasta saatlerce soğukta durmaktan ateşim çıkmıştı.

Görüş açım bulanıklaşırken kulağıma kilidin ince sesi geldi. "Jisung! İyi misin?!"

Evet abi çok iyiyim. Yerde yatmış ay ışığında keyif yapıyorum.

Koşarak yanıma çökmüş, yerdeki kafamı dizlerine yatırmıştı. Konuşuyordu. Dudakları oynuyordu ama sesi cok uzaklardan geliyordu. Göz kapaklarım bana ihanet ederek düşmek istiyordu. Abim beni kucağına almaya çalışırken güvende hissederek gözlerimi kapadım.

~

Dört gün boyunca yaşam fonksiyonlarımı gerçekleştirmeye ara vermiştim. Ateşim öyle yükselmiş ki, bayılmışım. Tabii Chan bu yüzden kavga çıkartmıştı. Bence haklıydı da? Babam ise hasta olduğumu bilmediğini söyleyerek başından savusturmuştu. Annem... Annem hiç bir şey demedi sanırım. En son iki gün önce görmüştüm.

Canım ailem. Beni nasılda çok düşünürler.

Abim hep yanımdaydı ama. Geçen sene dersleri sallayıp mezuna kaldığı için bu sene evde çalışıyordu. Benimle hep ilgilenmiş, başımda durmuştu. Meleğime attığımız tek kelimelik mesajdan sonra onunda merhaba dediğini, bir kaç gün okula gelemeyeceğimi yazdığını, bunları abim olarak söylediğini söylemişti.

Bu adamı gerçekten seviyorum ya.

Yatağımda kitap okurken telefonum çalmıştı. Kalkıp masamın üstünde ki telefonu aldım ve geri yattım.

"Efendim Hyun?"

"Nasılsın Jisung? İyileş artık ya!"

"Duyduğun gibi sesim hala kısık, burnum desen sümük fışkırtıyor. Seni tanımasam beni özlediğini düşüneceğim."

"Aşk olsun kanka özlemez miyim. O kadar şerefsiz biri miyim ben?"

"Yalan söyleme davar, sıra sana kaldı diye sevinmediysen bir şey bilmiyorum."

"Şaka maka harbiden özledim seni Jisung. Zahmet olmazsa ne zaman geleceksin okula?"

Cevap vermeden önce, okulsuz geçen günlerimde kayan zaman algımı hatırlamak için tarihe baktım. "Bilmiyorum ki. Abim ne zaman izin verirse." Okulda olan saçma olayların özetini dinledikten sonra kapatmıştık telefonu.

Kitap okumanın verdiği uyku haliyle biraz uzmanıyım derken ipin ucununu kaçırıp uyuya kalmışım. Tam beş saat uyumuşum. Uyandığımda saat gece on birdi.

Telefona bakarken ekrana üstten bur bildirim düştü.

VioliVien sana bir mesaj gönderdi!

𝕊𝕚𝕝𝕖𝕟𝕥 ℂ𝕣𝕪Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin