DOLUNAY( PİSKİYATRİ OKULU)

16 4 0
                                    

Bilincim yavaş yavaş kendine gelmeye başlamıştı. Gözlerimi araladığımda ilk başta nerede olduğumu anlayamadım bir az daha kendime geldiğimde bulunduğum odanın benim odam olmadığını anladım ama şaşırtıcı olan ise buranın çok tanıdık gelmediydi. Bir az etrafı incelediğimde gözlerime gördükleri için lanetler yağdırdım.

Bu oda eskiden Dolunay' da kullandığım odaydı. Üç bölümden oluşuyordu kütüphane banyo ve yatak odası. Yataktan kalkıp amaçsızca ilerlemeye başladım. Eski sade siyah çalışma masama doğru ilerledim ve çekmeceleri kurcalamaya başladım. İlk çekmecede eskiden aldığım notları görünce bu odayı benden başka kimseye vermediklerini anladım.

Yatak odası bölümünde pek birşey yoktu bir yatak,çalışma masası, bir siyah dolap ve bir boy aynasından oluşuyordu. Şimdi ise eskiden burada en çok sevdiğim yere doğru ilerledim ve kapıyı açtığımda gördüklerim beni mutlu etti çünkü burada yaptığım küçük değişiklikleri değiştirmemişlerdi.

7 büyük kitaplıktan oluşan kütüphanem koyu kahve tonlarındaydı bu odanın bir duvarı ful içeriyi göstermeyen camla kaplıydı ve o camın önünde iki tane puf vardı ve ortalarında bir sehpa. Kitaplıkların arasında dolaşıyordum birden kapı tıkırtısıyla yatak odasına geçtim kapıyı açtığımda karşımda beklediğim bir kişi çıkmıştı o yüzden hiç şaşırmamıştım.

Kızıl saçlı yeni tıraş olmuş yeşil gözlü uzun boylu adamı gördüğümde biden eski günlere gidip gelmiştim." Vur Ceren durma devam et." Bunu o da fark etmiş olmalı ki bana dik dik bakmaya başlamıştı. İçeri hiç izin almadan bir şekilde girmişti ve bu beni deli eden bir özelliğiydi . Karşımda duran kişi eski eğitmenim Burak Doğan ' dan başkası değildi.

Herkes burayı piskoloji ile ilgilendiğini sanıyordu lakin burda küçük yaştaki çocuklar dövüş silah kullanma ve bir çok şey daha öğretiyorlar işin kötüsü çocuk neden eğitildiğini de bilmiyor ve bunu büyüyüncede söylemiyorlar. Saygısız eğitmenim çalışma masamın sandalyesini çekmiş bana doğru her zaman ki oturuşunu sergilemiş ve her zaman ki gibi siyah giyinmişti. Birden aklımda bana söylediği bir şey canlandı.
"Bizim rengimiz siyah Ceren."
"Neden?" Demiştim bir çocuğun olabileceği en masum şekilde o ise bana cevap vermemişti.

Yine donup kaldığımı fark edince artık dayanamadı ve alaylı bir tonda konuşmaya başladı.

-" Neden bana öyle bakıyorsun?"

-" Nasıl bakıyorum?"

-" Yiyecekmiş gibi şimdiden hatırlatim senin için çok büyüğüm kızım."

Yatağa doğru ilerledim ve üzerinde bağdaj kurarak oturdum o ne yapmaya çalıştığıma bakarken ben oturduğum yerde dik bir şekilde durarak konuşmaya başladım.

-" Yıllar sizden çok şey götürmüş."

-" Ne gibi mesela?"

-" Ciddiyetinizi kaybetmişsiniz."

-" Yıllar sendende çok şey götürmüş."

-" Ne götürmüş? "

-" Masumiyetini götürmüş."

-" O gitmedi ki hayla bu binanın bir yerlerinde geziniyor o hep burdaydı sizinleydi çünkü dışarıda pek ihtiyacım olmadı."

Bu konuyu konuşmaktan sıkılmış olmalı ki konuyu hemen başka bir yere çekti.

-" Neyse asıl konuya geçelim. Beni buraya kurallar hakkında bilgi vermek için gönderdiler..."

Demişti ki alay ederek lafını böldüm.

-" Sanki hiç bilmiyormuşum gibi."

-" Birazını unutmuşsun."

-" Bundan nasıl bu kadar emin olabiliyorsunuz?"

GECE Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin