Bu sabah neden ve kimi unutmak için gittiğimi bilmediğim Macaristan'nın memorias dele'si vücudumu o kadar yormuştu ki kendimi nasıl eve attım ve uyudum bilmiyordum bile.
Akşam vaktine aldığım uçak biletim sebebiyle yatağımdan yavaşça kalkmış bavulumu hazırlamaya başlamıştım.
Sadece ihtiyacım olan eşyalarımı alıyor hızlıca buradan gitmek istiyordum omegam büyük bir korku ile içime sinmiş ülkesine gitmek istiyordu.
Buraya geldiğimde henüz yirmi yaşındaydım üniversitemi okuyup dönmek planlarımdaydı, ama hayat asla düşündüğümüz gibi ilerlemez... Gelişimin birinci ayı bittiğinde arkadaşlarımın ısrarı nedeniyle gittiğim partide büyük bir olay olmuştu ne olduğunu hatırlamıyorum köklü bir değişim yaşamıştım sanırım
Kurdum bu olayları gerçekten hatırlamak istemiyor düşünmeye başladıkça nefes alamıyorum nerdeyse
Bavulumu alıp kapının önüne koydum evim temizdi üzerlerini çarşaflar örtüp gidecek bir daha asla buraya dönmeyecektim.
__________________
"Evet Jennie zamanında geldim. Bir saattir buradayım şimdi uçağa bineceğim indiğimde seni arayacağım."
Telefonu kapatmanın ardınan derin bir nefes verdim belki içimdeki heyecanı da nefesimle atardım neden bu kadar heycanlandığımı bilemiyorum bile sadece hızlıca buradan tüymek istiyordum
"Jungkook!"
Hızla arkama dönmüş kalbim daha da çarpabilirmiş gibi korkuyla çarpmış sesin geldiği yöne bakmıştım. Siyah saçlı,esmer teni, keskin yüz hatları ve yüzüne renk katan yeşil gözleri bana öfkeye bakıyordu. Neden bu kadar öfkeyle bakıyordu?
"Beni nasıl unutursun sana söz vermiştim! Sensiz bir hayatım olmayacak! Bunu hep söyledi-"
Öfkeyle üzerime yürüyen adam hosteslerin durumu anlamasıyla etkisiz hale gelmişti. Ben korkuyla feromon salgılıyor çevreye rahatsızlık veriyordum. Yanımdaki adam beni sakinleştirmek için özel feromonlarını yayıyor sakin olmamı söylüyordu, işe yarıyordu daha az titriyor daldığım yerden kafamı çevirip karşımdaki kişiye bakabiliyordum
Siyah saçı, biri tek biri çift olan göz kapakları, kahverengi gözü, pek keskin olmayan çene hattı ve pek de koreli birinde olmayacak şekilde esmer teni o kadar güzeldi ki gözlerimi çekemiyor yüzünü daha dikkatli izliyordum; özenle serpiştirilmiş benleri öpülesiydi, burnu küçük ve tombuldu ısırma isteğimi uyandırıyordu, dudakları pembe bazı yerleri kahverengiydi belli ki sigara içiyordu... Öpmek istedim.
"Siz iyi misiniz?"
Sorunun ardından nezaketen değen ellerimiz ikimizin gözlerinin renk değiştirmesine sebep olmuş, tenimizi yakmıştı sanki kaynar suya elim değmiş gibiydi ne kadar canım acısa da asla elimi çekmiyor daha sıkı tutuyordum
Yeşil gözleri pırıl pırıldı hafif şaşkın bakıyordu halinden memnundu bunu anlayabiliyordum
"Omegam sonunda buldun beni"
Kurdu kurduma güzel sözler söylüyor müptelası oluyordum sözlerinin. Sonra hostes geldi yanımıza, kemerimizi bağlamamızı söyledi, bizim için uyarıları ikinci defa üstünden geçti, o kadar birbirimize dalmıştık ki tüm uyarıları kaçırmış üstüne hostesin yanımıza gelerek ikinci defa anlatmasına sebebiyet vermiştik.
Şimdi ben utançtan tabletimden işimin taslaklarını hallediyor o ise elinde ki kitabını okuyordu. Neden hiçbir şey yaşanmamış gibi davranıyordu.
'Çarpmıyor muydu benim gibi kalbi! Heyecanlanmıyor muydu? Kokumu mu sevmedi? incir ve mandalina ağacı kokum, bazen insanların hoşuna gitmezdi, bazıları çok severdi ortası asla yoktu!'
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Memorias Dele| Taekook
Fanfiction|Omegaverse| omegaJungkook alfaTaehyung Eski sevgilisi/eşinden ayrılan Jungkook tüm anılarını unutmak için gittiği klinikte küçük aksaklık çıkar bunun farkında olmadan ülkesine dönmeye çalışan Jungkook uçakta ruh eşi ile tanışır Acemiliğime kurban g...
