2-

31 6 0
                                        

"Son 10 ayda çok şey değişti. Hiçbir şey hatırlamadığın hayatında yani."
Hava kararmaya başlamıştı. Otobüs durağında oturuyorlardı.
"Bana güvenmiyorsan seni nasıl evimize götürebilirim?"
"Taşındık demedin mi sen? Eve nasıl gireceksin?"
"Kendi evim tabii ki anahtarı bende var. Evimdi yani"
Hanbin doğruldu ve yujine döndü.
"Peki, anlat bakalım benim hayatımı."
Yujinde doğruldu. Boğazını temizleyip konuşmaya başladı.
"Nasıl başlayabilirim? Hmm... babamla annem. İkisi de mükemmel insanlardı. 2 katlı güzel bir evde yaşıyorduk. Komşuluğumuz, arkadaş çevremiz vardı. Çoğu şeyimiz de ortaktı"
"Nasıl oldu da babam yalan söyleyip sizi terk etti? İnandırıcı ol biraz."
"Bende bilmiyorum... garip geliyor bu davranışları. Gerçi aylardır görmüyorum onu ama."
"Herneyse... üniversitede hukuk okuyordun. Küçüklüğümüzden beri beraber olduğumuz arkadaş grubumuz gyuvin, matthew, ricky, taerae, jiwoong, gunwook ve.... Ve hao hyung. kim bilir seni ne kadar özlemişlerdir..."
"Sen konuşmuyor musun hala?"
"Sen komaya girdiğinde ortalık biraz karıştı. Daha sonra biz taşınınca işlerden vesaire aramız açıldı. Numaraları var ama aramaya cesaret edemiyorum... arasam da senin sesini duysalar nasıl şaşırırlar kim bilir hahahahah"
"Güzel fikirmiş. Babam bunlara hanbin öldü bile demiş olabilir hahahahah"
İkiside gülmeye başlayınca yujin durdu.
"Seninle böyle gülmeyeli neredeyse bir sene oldu. Şu an tamamen başka bir hanbinle konuşuyorum ama bu da iyidir..."
"Şöyle söyleyip durma. Kafam yeterince karışık zaten..."
"Haklısın. Üzgünüm hyung."
——
"Hanbin hyung. Artık gidelim mi?"
"Sana güvenmeli miyim?"
"Hadi ama. Seni kaçıramam ya."
Hanbin iç çekip ayaklandı
"Tamam. Gidelim."
Yujin burukça gülümsedi. Oda ayağa kalktı ve gelen otobüse bindiler.

Yol boyunca yujin anlatmaya devam etti. Hanbin kendi hayatını dinlerken ne kadar güzel bi hayatı olduğunu fark etti. İster istemez üzüldü, herşey mahvolmuştu sonuçta.

İkili eve vardı. Saat çok geçti.
Normalde bu saatte uyurdu ama şu an gram uykusu yoktu. Annesini merak ediyordu.

"Annemin haberi yok. Seni görünce kalpten gidebilir..."
Yujin heyecanla kapıyı çaldı. Hanbin boğazını temizledi heyecanlıydı ve elleri terliyordu. Ellerini üstüne silip kendine çeki düzen verdi.
Kapıyı hizmetçi olduğunu düşündüğü önlüklü bir kadın açtı. Kadın muhtemelen hanbini tanıyordu çünkü onu görünce gözleri fal taşı gibi açıldı.
"H-hanbin.. sen.."
"Hşş teyze sessiz ol. Anneme evde mi?"
"Evde... hanbin. Oğlum nasıl oldu da kurtuldun o adamdan?"
"Henüz kurtulamadık teyze. Hanbinle hastanede karşılaştım. Tutup buraya getirdim hemen. Babasının haberi yok telefonundan bulmasın yerimizi diye telefonunu kırdık."
"Anladım yavrum. Hanbincim. Muhtemelen beni hatırlamıyorsun... ben küçüklüğünüzden beri sizleyim. Beni çok severdin. Sarılsam yabancılık çeker misin?"
Hanbin çekinerekten, "s-sıkıntı olmaz.."
Kadının gözleri doldu ve hanbine sımsıkı sarıldı.
"Neyse ben sizi daha fazla tutmayayım. Hadi içeri geçin."

"Yarın sabah eski eve gideceğiz. Annemde bir görsün seni."
Hanbin başını salladı. Kendi öz annesini görücekti ve şuan kimseyi tanımasa da duygusal hissediyordu.
Salona giriş yaptıklarında kanepenin köşesinde oturan annesini gördü.
"Ah yujincim döndün m-"
Anneleri dönüp hanbini görünce şoke oldu. Ayağa kalktı. Gözlerine inanamıyordu. Hanbine doğru ilerlemeye başladı
"Hanbin oğlum... nasılsın? İyi misin? Senden hiç haber alamadık. Ne kadar korktum biliyor musun sen?"
Annesi ağlayarak hanbine sarıldı. bu görüntüye ister istemez o da üzüldü. Gözleri doldu. Annesi geri çekildi. Hanbinin akan göz yaşlarını sildi.
"Güzel oğlum benim. Nasıl kurtuldun babandan? Hafızan yerinde değil gelir gelmez seni soru yağmuruna tutmak istemiyorum."
"Henüz babamdan kurtulmadım. Ama haberi yok burada olduğumdan. İki gün sonra gideceğim yanına"
"Anladım... dediğim gibi sıkmak istemiyorum seni. Yukarı çıkıp uyuyun yarın konuşuruz tamam mı?"
Yujin araya girdi
"Annecim yarın abimi eski eve götüreceğim. Dönünce konuşuruz."
"Tamam yavrum. Siz dinlenin tamam mı?"
"Tamam"

——

Hanbin, misafir odasında yatakta oturmuş halde duvara bakıyordu.
Bu eve hanbin yokken geldikleri için kendi odası yoktu.
Uyuyamayacağını fark edince yujinin odasına gitmeye karar verdi.

"Yujin"
Kapıyı tıktıklayıp içeri girdi.
Yujinde uyanıktı.
"Gel hyung otur"
Hanbin yanına oturup derin bi iç çekti.
"Hala bilmediğim şeyler var mı? Hayatımla ilgili."
"Hepsini benden öğrenmemelisin."
"Hmm demek ki var"
"Tabii ki... hayatında en çok önem verdiğin bir şey."
"Ne acaba..?"
"Ah... bir gün onun hakkında böyle konuşcağın aklımın ucundan geçmezdi."
"Yani o bir kişi değil mi?"
"Evet. Hayatta en çok değer verdiğin kişi. Hafızanı kaybettiğinde sadece onu hatırlarsın sanmıştım ama onu bile unutmuşsun sen"
"Nasıl hatırlayabilirim? Kaç aydır tedavi görmeme rağmen hiçbir şey hatırlamıyorum. Ama... ama sanırım vücudum hissediyor. Beynim anlayamıyor ama diğer duyularım hissediyor. Öyle hissediyorum. Anneme sarıldığımda tüylerim diken diken oldu..."
Yujinin gözleri doldu. Abisini bu halde görmeyi hayal dahi edemezdi. Daha dün beraber gülüşüp sarılmışlardı gibi hissediyordu. O 10 ay bir kaç gün önceymiş gibi hissettiriyordu.

Umarım herşeyi hatırlar, hatırlar da herşey eski haline döner, Diye düşündü yujin.

Gardenya|haobinHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin