Perdenin ardındakiler-Ankarayla bozuşuruz
"Uzun zaman oldu, hanbin."
O zamanlar hala umutları vardı.
Jiwoong ve gunwook ile buluştuğunda ve hala haodan bir haberleri olmadığını öğrendiğinde dahil vardı. O kadar emindi ki, sonuçta hao en fazla ne kadar uzağa gidebilir?
Başka türlüsünü düşünemedi.
Önce tüm arkadaşlarıyla tekrar buluştu.
Hanbine sarıldılar, matthew ve gyuvin ağladı.
Belki de birbirlerinden uzaktaydılar ama görüşmeye devam edeceklerine dair söz verdiler.
Gunwook, jiwoong ve taerae hala korede olduğundan genelde onlarla görüşüyordu. Hatta her gün gunwook ve jiwoong ile takılıyordu.
Tekrar tanıştılar. Hanbine hatırlamadığı her şeyi anlattılar.
Fakat haodan çok bahsetmiyorlardı. Sanırım hakkı olmadıklarını ve hao tarafından duymasının daha doğru olduğunu düşündüklerindendi.
Hanbin onlara çok kısa sürede alıştı ve neden hanbinin onlarla yakın arkadaş olduğunu çok iyi anladı. Hepsi çok iyi insanlardı ve hanbine çok değer veriyorlardı.
Hanbin seule geldikten 1,5 ay sonra, henüz grubuyla görüşmemişken babası şüphelenmeye başladı. Hanbinin eve dönmemesinden kaynaklanıyordu.
Fakat uzun sürmedi.
Hanbin babasına tazminat davası açtı.
Hanbin reşitti ama hafızasını kaybettiği için ve babası yalan söyleyip onu annesinden ve kardeşinden sakladığı için dava açma hakkı vardı.
Dava uzun sürmedi ve sonuçlar kesinleşti.
Babası kısa bir hapis cezasına çarptırıldı.
Daha sonra hanbin annesinin ve kardeşinin yanına döndü.
Annesi hanbinin bir şeyler hatırlaması için eski eve geri dönmeye karar verdi.
Eski eve geri döndüler. Annesi evi olabildiğince hanbinin hatırlaması için eski haline çevirdi.
Tabii ki işe yaramadı. Hanbin hala bir şey hatırlamıyordu.
Sadece bazenleri rüyalarına giriyordu.
Hatırlıyordu ama küçük anılar, henüz tamamen hafızası yerine gelmemişti.
"Neler yapıyorsun orada? Sen en son buraya geleli 1 ay oldu!"
Hanbin, telefonun karşısından sızlanan jimine sanki görebilirmiş gibi göz devirdi.
Telefonu kulağındayken bir yandan odasının camındaki gardenyaları suluyordu.
"Bi kaç aydır çok sık geliyorum bu gidişle uçak ve otobüs parasından batacağım."
Arkadan jaehyunun sesi geldi,
"Ne zaman döneceksin? Hanbin bu kafe sensiz çekilmiyor. Jimin tüm işleri bana yaptırıyor!"
Arkadan jimin jaehyuna bağırdı.
Hanbin tartışmalarına kıkırdadı ve yatağına uzandı.
"Neyse jimin kapatıyorum ben. Hastane ziyareti yapacağım."
"Ne hastanesi birine bir şey mi oldu?"
Hanbin kıkırdadı.
"Jiwoongu ziyaret edeceğim salak. Ayrıca geri gelmemi istiyorsunuz da siz gelin bir kere de. Gunwook seni görmek için can atıyor."
"Yaz yaklaşıyor sizin gelmeniz lazım. Bu sefer anneannem anahtarı bize verecek incheona annemlerin yanına gideceklermiş. Yani yazlık bize kaldı hahaha"
"Ah bak bu fikre bayılacaklar. Ama anneannenin yemeklerini özleyeceğim."
"Cidden yemek işini nasıl halledeceğiz? Ben yapmayı bilmiyorum salak minjeongda bilmiyor jaehyun ve patron da"
"Sen onu dert etme-"
Konuşmaya o kadar dalmıştı ki jiwoongun yanına urayacağını tamamen unutmuştu. Aklına gelmesiyle hızla jimine veda etti ve hazırlanıp hastanenin yolunu aldı.
—
"Ah hanbin, kimleri görüyorum?"
Jiwoong kapının tıklanmasıyla arkasını döndü ve odaya giren kişiye baktı. Tabii ki de kapıyı bile çalmadan girebilecek tek kişi hanbindi.
"Yazın jiminlerin yazlığına gidiyoruz boşmuş. Hastaneden izin alabilir misin?"
"Bakarım ona ben boşver sen. Bi otur."
Hanbin jiwoongun elini uzattığı koltuğa oturdu. Jiwoongda karşısındaki koltuğa oturdu.
"sen nasılsın?"
Hanbin bir kaç saniye jiwoongun yüzüne baktı. Daha sonra gözlerini yavaşça ellerine indirdi.
"İyiyim hyung."
Jiwoong hanbinin neredeyse duyulmayacak kadar sessizce söylediği sözle bir kaç saniye durdu. Dudaklarını yaladı.
"Geri dönecek misin?"
"...bilmiyorum hyung."
Zamanın nasıl geçtiğini anlamamışlardı bile. Jiwoong oturduğu yerden kendini düzeltti ve öksürüp devam etti.
"Böyle aylak aylak dolaşamazsın. İşine geri dön ya da seulde bir iş bul."
Hanbin derin nefes aldı.
"İstemiyorum, hyung."
Jiwoong daha hanbin sözünü bitirmeden çıkıştı.
"Onu unutman ve hayatına devam etmen gerekiyor, hanbin."
Hanbinin gözleri jiwoonga döndü.
"...bu şekilde gerçeklikten kaçamazsın."
Jiwoong her zaman hanbinle sert konuşurdu. Ama hanbin onun iyiliği için böyle konuştuğunu biliyordu. Jiwoong onu çok fazla düşünüyordu ve değer veriyordu.
Yine de duygularına söz geçiremiyordu ve jiwoongun gerçekleri konuşması canını acıtıyordu.
"İstemiyorum hyung. Hayatıma karışma."
"Böyle mutlu değilsin. İyiliğin için söylüyorum."
"İyiliğimi düşünme. İhtiyacım yok. Sanki çok basitmiş gibi konuşuyorsun ama ne kadar zor olduğundan haberin bile yok-"
"Hanbin 4 sene oldu! Onu hatırlamıyorsun bile!"
Hanbin bir anda dondu. Kelimeler boğazında kaldı. Jiwoongun sesini yükseltmesiyle sadece ona bakabildi.
"4 koca yıl... O geri gelmeyecek."
Canını en çok acıtan sözlerdi bunlar.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Gardenya|haobin
FanfictionHerşeyin ardından hanbin, bazanın altında anı defterini bulur. "gardenya kadar sıradan ama bir o kadarda güzel kokulu sevdiğime" yazan bir yazı. Hanbin İçin anlamsızdı. -tamamlandı-
