Neden?

172 15 6
                                        

-Bir daha benden başkasına yalvarırsan günlerce sana bunu yaparım, anladın mı bebeğim? Söyle bana kimsin sen?

Diyerek Jeonghan’ın ağzındaki havluyu indirirken Jeonghan korku ile kekeleyerek konuştu.

-Choi Sa-sangwoo’nun zevk sü-sürtüğüyüm.

diyerek her an yıkılacakken Sangwoo’nun bırakmasıyla olduğu yere yığıldı. Beyin fonksiyonları uyanık kalamayacak kadar acı içindeydi çünkü. Sangwoo baygınlık geçiren oğlana zevk ile bakarken çalan telefonu ile oğlanı orada bırakıp adliyeye gitmek için evden ayrıldı…

…..
2 Hafta Sonra

Haekyeon elindeki yemek tepsisi ile odanın kapsını açarken arkasından Sangwoo yavaş adımlarla odaya adımladı. İçeride ağır bir koku vardı ve insan içeriye adım atar atmaz bunun farkına varıyordu. Haekyeon patronuna yer verip geri çekilirken Sangwoo zeminde yankı yapan ayakkabılarıyla odada bulunana büyük bir korku verdi. Kravatını yavaşça gevşetirken yer yatağında eli kolu bağlı olan çocuğa adımladı. Jeonghan gözlerinin önünde duran ayakkabılara korku ile bakarken gözünün önünü kapatan saçlarıyla biraz şanslı olduğunu düşünüyordu. Sangwoo yerdeki manzaraya bakarken ister istemez keyiflendi. Onu bir haftadır görmemişti ve şimdi her zamanki gibi yarı çıplak görmesi onu yine tahrik etmişti.

Jeonghan’ın üzerinde geçen haftadan beri var olan siyah askılı geceliği vardı. Şort ve askılıdan oluşan kısa ve ipek takım onu evdeki vahşi yaratıklar için daha da cezbedici kılmıştı. Ayrıca evde özellikle Seungcheol olduğundan ve Jeonghan yakaladığı her fırsatta kaçmaya çalıştığı için ellerini ve ayaklarını bağlanmış sesi çıkmasın diye de ağzını bile kapatmışlardı. Jeonghan yüz üstü elleri arkasından bağlı ve ayakları ellerine bağlı kayışlarla bağlandığından bükülmüş bir şekilde zoraki nefes alarak dünyaya yani hapishanesine terk edilmişti. Sangwoo yatakta çıplak bacakları ve beliyle onu davet eden güzel vücudun üstüne eğilip elini Jeonghan’ın kalçasına koyup yavaşça sıktı. Alayla karışık

-Jeonghan, güzel bebeğim, beni özledin mi?

diyerek elini ucu dantelli şortun içine soktu. Jeonghan vücuduna yüklenen panik dalgasıyla titrerken bağlı ağzıyla yapmaması için bağırdı ama sadece küçük mırıltıları odada duyuldu. Sangwoo onun bu kıvranışına alayla bakarken aniden tekrar sarıya boyattığı saçları kökünden tutup şiddetle geri çekti ve Jeonghan oturur pozisyona geldi. Acı ve dolmuş gözleri ile Sangwoo’ya bakarken duvar dibine sığındı. Sangwoo zavallı çocuğun beyaz yatağına ayakkabı ile basarak köşeye sıkışan çocuğun üzerine yürüyüp ağzındaki bezi aşağı indirdi ve yanağını okşayarak konuştu.

-Sevgilim, yoksa seni böyle bağlattığım için bana küstün mü? Hım?

Diyerek Jeonghan’ın zayıflamış yüz hatlarını okşarken korkudan cevap veremeyen çocuğa karşı sabrı tükendi ve elini kaldırdığı gibi sert bir tokadı Jeonghan’ın yüzüne indirdi. Jeonghan yediği tokatla yan tarafa devrilirken bağlı olduğu için doğrulamadı da ve çaresizce ağlamaya başladı. Sangwoo yerde ağlayan çocuğa bakıp iç çekerken ayağa kalkıp her zamanki koltuğuna oturdu.

Senaryo yine aynıydı. Haekyeon elindeki yemek tepsisini kenara bırakıp bağlı çocuğu çözerek Sangwoo’nun ayaklarının altına attı ve eğlenceyi uzaktan izlemeye başladı. Jeonghan Sangwoo’nun ayakları ile bakışırken duyduğu ses ile kafasını yavaşça kaldırdı. Sangwoo ona emrederek kafasını kaldırmasını istemişti ve Jeonghan yapmazsa ne olacağını en ince ayrıntısına kadar biliyordu. Kafasını kaldırıp yaşlı sapığın gözlerine bakarken yanağındaki yaşlar parıldamaya başladı ve bu avukatın en sevdiği anlardan biriydi. Sadist kişiliği bazen o kadar çok sapıtıyordu ki zavallı Jeonghan’ı oyuncak bebekten ileri görmüyor ve her tarafını yaralıyordu. Jeonghan, Sangwoo ile bakışırken avukat pis pis sırıtarak

MetresBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin