Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
☆☆☆
Semih 5 Barış 7 yaşında,
Semih dizlerini karnına çekmiş, bir yandan gözlerinden usul usul akan yaşları silerken bir yandan da dişlerini dudaklarına geçirmiş ağlamamak için kendini sıkıyordu. Bu çabası karşılıksız kalıyor, beynine ve mantığına inat ağlıyordu. Ağlamak istemiyordu. Ağlamayı hiç sevmezdi ki o. Kendini sabah kalktığından beri hazırlıyor olmasına rağmen yaşadıkları kalbinin acımasına engel olamamıştı.
Bugün onlara teyzesi, dayısı, kuzenleri ve anneannesi gelmişti. Normalde geç ve şikayet ederek kalktığı yataktan erkenden kalkmış, odasını güzelce toplamış, annesine elinden geldiğince yardım etmiş, oyuncaklarının bir kısmını da kuzenleriyle paylaşmak için hazırlamıştı. Heyecanlı hissediyordu. Annesinin yaptığı lezzetli kurabiyeleri o süslemişti. Özenle seçtiği renklerden her bir kurabiyeye desenler çizmişti. Kurabiyeleri de annesine özel olarak yıldızlı yaptırmıştı. Çok güzel gözüküyorlardı.
Kendince herkesin onun ne kadar iyi olduğunu gösterip, sevmelerini sağlayacaktı. Güler yüzlü olacak, konuşmak isteyen akrabalarıyla tatlı tatlı konuşacaktı. Hatta normalde saçını sadece belli kişilere okşatırken şimdi eğer isteyen olursa zorluk çıkarmadan saçlarını okşatacaktı. Tüm bu çabası herkesin onu onaylaması ve sevmesi içindi.
Özellikle de anneannesi için. Semih anneannesini seviyordu. Anneannesi onu her ne kadar sevmese bile o, onu seviyordu. Hem onun kurabiyesine mavi yıldız çizmişti. İkisinin gözleri de maviydi.
Salonda uslu uslu otururken zil çalmış, annesinin peşinden kapıyı açmak için gitmişti. Heycandan ayakta kalamayacağını hissedince bir eliyle annesinin bacağına tutunmuştu. Annesi herkesle tek tek selamlaşıp, sarılırken kimse Semih'in yüzüne bakmamıştı. Orada yokmuş gibi davranmışlardı. Kuzenleri koşarak oyuncakların yanına gitmişti.
En son anneannesi içeri girmiş, kızına çok samimi olmayan bir biçimde sarılmıştı. Ardından Semih'e bakmıştı.
Ona bakan tek kişiydi. Bakışlarında ki nefret, Semih'in boğazının düğüm düğüm olmasını sağlamış, korkuyla bakışlarının kaçırmasına sebep olmuştu. Hep olduğu gibi. Gözlerinde sadece kendisine bakarken sevgiye dair hiç bir kırıntı olmazdı.