- 25 -

53 8 9
                                        

Duygularından dolayı zamanın nasıl aktığını farkında olmayan Minho bacaklarını iki yana ayırmış, kollarını bacaklarına yaslamış, elindeki bira şişesinin kapağına bakıyordu. Düşüncelerinden sıyrılmak adına kafasını kaldırıp oturduğu deri koltuğun karşısındaki duvarda asılı televizyona baktı. Normalde televizyonda yarışlar olduğunda bütün dikkatini oraya toplardı hemencecik ama şu an yapamıyordu. Aciz hissediyordu.

"Hey,"

Jisung adamın oturduğu koltuğa oturmuş ve koltukta bir hareketlenmeye sebep olmuştu. "Yakışıklı eleman, baksana."

Burukça gülümsedi Minho Jisung'un gelişiyle. Ona döndü, "Hiçbir kaygı kırıntısı görmüyorum. Harikasın."

"Neye kaygılanacağım ya?" Dedi Jisung umursamaz bir tavırla. "Biz ölümle çok kez burun buruna geldiğimiz için alıştık. Bir şekilde kurtuluyoruz işte. Endişe edecek bir durum değil. Daha önce de peşimize çok fazla kişi takıldı yani." Yine de Minho'nun gerginliğini yok etmeye yeterli olmamıştı cümleleri. Bir nefes verip sordu, "Bana planını anlat hadi."

"Bir yarışçı numarası aslında. Uçuruma doğru sürdürüp küçük bir numarayla aşağı uçmasını sağlayacağız. Böyle bir şey düşünmüştüm."

"Ölmelerini mi istiyorsun?"

"Çok güzel olurdu."

Dirseğini koltuğun sırt kısmının üzerine koyup vücudunu Minho'ya çevirdi Jisung. Elini de kafasına yasladı ve konuşmaya başladı, "Peşine birilerini takabilirler. Bu daha kötü olur. Ayrıca bizim gibi eğitim almadığın için oluşabilecek başka bir durumda ne yapacağını bilemeyebilirsin. Bu yalnızca araba kullanabilip kullanamamakla alakalı bir durum değil." Bir nefes verdi. "Onu ne kadar sevdiğini ve korumayı ne kadar çok istediğini anlayabiliyorum Minho ama.. Dediğim şekilde. Bu çok tehlikeli."

Kafasını iki yana salladı Minho, "Ne kadar tehlikeli olduğu umurumda değil. Resmen Seungmin'i öldürmek için bir operasyon düzenlemişler."

"Bana anlattığın gibiyse.." Düşündü Jisung. "Onları tuvaletteyken duyman biraz fazla.. Saçma. Onlar da ajan sonuç olarak ve.. Eğer birini öldürmeyi planlıyorlarsa bunu geçip de tuvalette işlerini görürlerken konuşamazlar. Yapmazlar."

"Beni kandırdılar mı yani?"

"O seçenek daha mantıklı okuyor düşündüğümüzde."

"Sanmıyorum. Arabalarında gördüm silahlarını."

"Her ajanın arabasında silah olur Minho."

Kafasını iki yana salladı Minho yeniden. "Güven vermiyor Jisung."

Dudaklarını birbirine bastırdı Jisung düşünceli bir şekilde. Önündeki bedeni süzdükten sonra kafasını kaldırıp ahşap tavana baktı. "Sana istediğini yap da diyemiyorum. Yapma da diyemiyorum. Bilmiyorum açıkçası ne demem gerektiğini."

"Yapmam gerektiğini düşünüyorum."

"Ama bence yapmamalısın Minho. Özellikle Seungmin'in haberi yokken. Eğer biri onun hakkında böyle bir şey planlıyorsa ve sen bunu öğrendiysen senin yapman gereken tek şey bunu ona söylemek. Kahramanlık yapmak değil. O ne yapacağını bilir. O şirketimizin en iyilerinden."

Bir nefes verdi, "Ona söylersem eğer-" Jisung'un telefonuna arka arkaya gelen mesajlarla Minho sustu. "Baksana kimmiş."

Jisung telefonunu eline aldı, "Sen devam e-" Kaşlarını çattı mesaj atanın Seungmin olduğunu görünce. "Ya da etme. Sanırım dışarıda çünkü."

-

"Ve?"

Minho üzerinde oturan sevgilisinden dolayı kesik kesik nefesler alırken konuşmaya devam etti. "Ve.. Böyle bir planları olduğunu öğrenip onları öldürebileceğim bir plan düşündüm."

free guy | 2min Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin