Saat dörttü ve dağ başındaki bu güzel barda kimse yoktu Minho, Seungmin, Jisung ve barista dışında. Jisung ayaklarını rahat bir pozisyonda bar tezgahına koymuş etrafı seyrediyordu. Ancak yüzünde donuk bir yüz ifadesi vardı. Seungmin de düşünceli bir şekilde ellerini bacakları üzerine koymuş başı eğik bir şekilde tezgaha bakıyordu. Minho onları neşelendirmek istiyordu ancak kendisi de pek iyi hissetmiyordu.
Barista elindeki bardağı kurularken Jisung'un karşısına geçti tezgah içerisinde. "Hey, naber?"
Jisung saniyeler sonra bakışlarını baristaya çevirdi. Ayaklarını tezgahtan indirip dik bir şekilde durdu ve kollarını tezgaha yasladı. "İyi," Dedi hafifçe gülümserken, bu buruk bir gülümsemeydi. "Senden ne haber?"
"İyi ama seni biraz durgun gördüm. Yüzün gülseydi daha iyi olabilirdim."
Duyduğu şey ile başını eğdi Jisung. Bu barista ile birkaç kez ilişkisi olmuştu bu yüzden birbirlerine karşı samimilerdi. Başı eğik bir şekilde gülümserken kafasını kaldırıp tezgaha yaklaştı, "Beni gülümsettin, şimdi mutlu musun?"
Barista elindeki bardağı bırakıp Jisung'a uzandı. "Öyleyim," dedikten sonra dudaklarını öptü Jisung'un.
Jisung hala durgundu ama belli etmek istemiyordu. Geriye çekildi. "Biz yukarıya çıkalım en iyisi. Ne dersin?"
Kafasını çevirip Minho'ya baktı barista. O döner dönmez konuştu Minho, "Çıkabilirsin." İkili üst kattaki odalardan birine giderken Minho koca mekanda yalnız kaldığı sevgilisine yaklaştı biraz. Öteki taraftaki omzunu tutarak onu sardı. Dudaklarını yanağına bastırdı sevgilisinin. "Üzülme artık."
Saatler önce yapılan bir yarışmada dakikalarca durgun duran üçlü yarışa büyük bir hevesle katılmış ve derece yapacak kadar iyi yarışmışlardı. Ancak bir çocuk da vardı aralarında. Birinci olan kişi hariç hepsini geçmişti. Arabadan indiğinde Seungmin birinci olmasına rağmen onu tebrik etmeye gittiğinde çocuk kazanamadığından öfkeyle çantasını fırlatmıştı. Seungmin boş verip gidecekken gözleri çantasından savrulan kimliğe takılmıştı, kimlikte bir kız fotoğrafı vardı.
Daha sonra yarışan çocuğun kız olduğunu ve henüz on altı yaşında olduğunu, yetim olup yetimhanede kaçtığını ve yarışı beraber yaptığı arabayı da çaldığını öğrenmişlerdi. Kız yalnızca para kazanıp kendisine bakabilmek için yeteneğini kullanmak istemişti. Ancak kendisini ele vermişti öfkesi yüzünden. Bu olay yarışçılar arasında patlayınca polisi arayanlar olmuştu. Yaptıkları birçok yarış illegal olduğu için de burada yarış yapan bazı yarışçılar ve kız karakola götürülmüştü. Üçlü kaçmayı başarmıştı ancak bencil ve iğrenç hissediyorlardı, özellikle Seungmin. Çünkü özel bir polis olup illegal işler yaptığı için en çok kendisi korkmuştu polislerden. Bu yüzden bencillik ettiğini düşünüyordu onlardan kaçarken.
Kollarını bedenine sardı Seungmin. Minho ona sarılacakken geriledi Seungmin, "Kıyafetlerin.."
Minho kafasını aşağı yukarı salladı. Üzerindekini hızla çıkardı. Havanın soğuk olmasını ve üzerinde sadece tişört kalmasını umursamadı. Üç kat giyinmişti ve en altta kalan kıyafet hiçbir yere değmediği için Seungmin temiz hissedecekti bunu. Minho ayağa kalkıp bar taburesinde oturan sevgilisini arkadan sardı. "Çok renkli bir hayatımız yok mu güzelim?"
Dudakları büzülüydü Seungmin'in. "Bilmiyorum."
"Öyle elbette bebeğim."
Kendisine sarılan kolları tuttu Seungmin. "Üşüyeceksin."
"Umurumda değil."
"Ben kendimi düşünüyorum, sen hasta olursan ben de olurum. Dayanamayız birbirimize dokunmamaya. Üzerini giy çabuk."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
free guy | 2min
Hayran KurguSeungmin işinden dolayı katıldığı bir araba yarışında kendisine gerçek bir rakip bulur. O rakip ise Seungmin'i yenene kadar yakasından düşmemeye kararlıdır. - minmin - tamamlandı - angst 120824 220125
