- 26F -

99 10 35
                                        

Yine bir araba içerisinde yan yanalardı iki arkadaş bir dağ yolunda. Ancak içlerinden biri yine gergindi. Hep gergin olurdu zaten. Sebebini bile bilmeden geriliyordu. Kollarını birbirine kavuşturmuş doğrudan yola bakarken arkadaşı da arabayı sürüyordu. Aslında arkadaşı da gergin hissediyordu, kafasını güzel ve sevdiği şeylerle doldurmaya çalışıyordu. Gerginliğin kimseye faydası yoktu ne de olsa, değil mi?

"Şurada bir yerde McDonald's yok muydu ya? İki tane menü alsak ne olur ki?"

Kafasını iki yana salladı Seungmin, "Bıkmayacaksın değil mi onları yemekten?"

"Hadi ama," Dedi Jisung. "Özledim. Uzun zamandır yiyemiyorum."

"Daha geçen hafta yedin."

"Uzun zaman işte!" Diye isyan etti Jisung. "Ayrıca en önemlisi senin arabanda yemeyeli oldu epey bir."

"Son görevimizde yedin Jisung." Seungmin'in onu bozan cümleleriyle dudaklarını büzerek önüne döndü Jisung. Daha sonra devam etti Seungmin. "Tamam üzülme, ben hatırlıyorum. Yaklaşık yirmi dakika sonra bir tane olacak bu yol üzerinde."

Gözleri parladı resmen Jisung'un, "Ciddi misin? Ama Minho'ya yetişemeyebiliriz."

"Sıra yoktur. Paket yaptırırız. Sonra direksiyona ben geçerim."

"Ah tamam o zaman." İçtenlikle gülümsüyordu. Yola bakarak konuştu, "Aslında Minho'yu bekletmek istemezdim ama biraz gergin hissediyorum, bilirsin... Kendimi sakinleştirecek bir şey güzel olurdu."

"Anladım anladım, sorun değil." Bir nefes verdi, "Sorun ne peki?"

Dudaklarını kapalı tuttu Jisung. Bu konu hakkında Seungmin'e bir şey söylemek istemiyordu. Günler önce oldukça gökdelenin üst katlardaki dairesinde masa başında oturmuş arkadaşı Seungmin ve Minho için onları takip eden kişi hakkında araştırma yapmış ve birçok bilgiye ulaşmıştı. Aynı zamanda barda görüp hoşlandığı çocukları uzaktan her bir bilgilerini öğrenme gibi bir alışkanlığı vardı Jisung'un. Şirketin de kendisine verdiği bilgisayar dersleri ile de kendisi hacker olma yolunda epey bir ilerleme kaydetmişti. Bundan dolayı onları takip eden kişiler hakkında büyük bilgilere ulaşmıştı hatta onların mesajlarına kadar gitmişti.

Araştırma yaptığı son gece büyük boy cold americano bardağını elinde tutarken pipeti dişleri ile sıkıştırmış ve kahvesini ağzına çekmişti. Adamların birinin bilgisayarının ekranını kendi bilgisayar ekranına yansıtan Jisung şu an arkadaşları ile Seungmin için düzenledikleri suikast hakkında konuşan adamın mesajlarını bir texting okurcasına okuyordu. Bilgisayarının yanındaki karışık jelibon kasesine ulaşıp ağzına üç küçük jelibon attı. "Siktim sizi orospu çocukları."

"Biliyorum, arabamda yemek yemeni sevmiyorum ama senin mutlu bir şekilde benim yerimde vakit geçirmen hoşuma gidiyor.. Yani bunu yeni fark ettim.. Benim için cidden değerli."

Düşüncelere dalan Jisung gülümsedi arkadaşını dinledikten sonra, "Bunu duyduğuma sevindim çünkü ilk başlarda cidden çok geriliyordum. Her ne kadar rahat görünüyor olsam da çok gerilmiştim ilk görev yanında olduğumda."

"Gergindin ve McDonald's mı yedin?"

"Ama şimdi şöyle.. Ben çok açtım."

"Evet," Önüne döndü Seungmin. "Geçerli bir neden. Kabul ettim."

"Senden çok çekiniyordum ilk başta."

"Bu çok olası."

"Evet, senden herkes çekiniyor."

Jisung dönüp kısa bir bakış attı Seungmin'e. Önüne döndüğünde uzun bir iç çekmişti.  Seungmin sordu ona, "Ne oldu?"

"Yüzün çok güzel." Gülümsüyordu hala. "Ve o dudakların çok öpülesi."

free guy | 2min Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin