Müzik: One Republic- Ordinary Human
~Fabien~
Aynanın karşısındaki görüntüme baktım. Hafif uzun olan saçlarımı geriye attım. Heyecanlıydım. Ne kadar bunu baş belası kardeşlerime göstermek istemesemde öyleydim. Yatağımın yanındaki küçük kanepeye konulmuş kıyafetlerde göz gezdirdim. Hepsi ütülüydü. Ütülü kıyafetler pek giymezdim. Salaş takılmayı seviyordum. Ama annem her zaman düzgün giyinmem için beni uyarırdı. Sanırım ailedeki erkek olmanın dezavantajlarındandı bu. Üvey kardeşimi saymazsak tabi..
Kıyafetleri alıp giyindim. Mavi gömlek mavi gözlerimle uyum sağlamıştı. Genede rahat hissetmiyordum. Hadi ama! Ben gömlek giymezdim. Hazırlandıktan sonra aşağıya, kahvaltıya indim. Herkes ciddi bir şekilde kahvaltısını yapıyordu . Aslında şimdiye çoktan kız kardeşlerimin kavgaya tutuşmuş olması gerekirdi. Onlarda en az ben kadar heyecanlı olmalılardı. Masanın başında oturan anneme baktım. Tanrım. Gerçekten güzel bir anneye sahiptim. Sarı saçları omuzlarına dökülüyordu. Benimkinden daha koyu olan gözleri deniz mavisiydi. Dudakları inceydi. Benimkinin aksine. Güzeldi işte. Onun karşı tarafında, masanın diğer ucunda üvey babam Licoln oturuyordu. Değişik bir adı vardı. Kız kardeşlerim genelde bu ad ile dalga geçerlerdi. Licoln bizi sevmezdi. Annem ile sadece oğlunu başa getirmek amacıyla konuşurdu. Bunu hep dile getirir ve Licoln'un hatalarını söylerdim . Ama annem konuşmama izin vermezdi. Saygılı olmaya çalışıyordum işte .
Oturduğum yerin karşı tarafında kız kardeşlerim oturuyordu. Dört tane baş belası. Daisy ve Clementine benim öz ve öz kardeşlerimdi. Annemizde , babamızda aynıydı yani. Üstüne üstün Clementine cadısı benim ikizimdi. Üçümüzde mavi göz , sarı saç kalıbına uyuyorduk. Annem bizim babamız öldükten sonra bu Licoln ile evlenmek zorunda kalmıştı. Biz Clementine ile iki yaşındaydık o zaman. Daisy ise dört yaşında anca vardı . Daisy bizden büyüktü. O yüzden şu masada en heyecansız olan o olmalıydı. Daisy ve Clementine'nin yanındaki diğer iki kız kardeşime baktım. Pyper ve Arya. Pyper sanırım ailemizdeki en güzel kızdı. Çünkü tek koyu saç ona aitti. Siyah saçları şaşırtıcı degildi. Pyper ve Arya, Licoln ve annemden olan kardeşlerimdi. Ama mavi göz geleneği Pyperdada değişmemişti işte. Pyper en az anneminki kadar koyu maviliklere sahipti. Gerçekten herkesi büyülüyordu. Arya ise en küçüğümüzdü. Onun farklılığı ise kahverengi gözleriydi . Sarı saçlarıyla tatlıydı. Tanrım. Ailemiz resmen karmadan oluşmuştu.
Ve son olarak sağımda oturan adama baktım. Licoln'un oğlu Toni. Tanrı bendeki tüm eksiklikleri ona vermiş olmalıydı. Siyah üstü uzun kenarları kısa karizmatik saçları vardı. Gözleri masmaviydi. Benimki gibi açıktı ama bende bulunan yeşil karışımlar onda yoktu. Keskin çene hatları ve iri kaslı vucuduyla tüm kızları kendine hayran bırakıyordu. Benden sadece bir yaş büyük olmasına rağmen sanki yirmilerinin ortasında gibiydi. Ben ise yanında çocuk gibi kalıyordum. Yakışıklıydım. Ama Toni yanımda durunca tüm özgüvenim gidiyordu. Annem annesi değildi. Ama sanki annemde olan ve bende olmayan tüm özellikler Toni'de mevcuttu. Kahretsin. Kıskanıyordum işte. Soğuk bi tipti. Pek konuşmaz , pek gülmezdi. Ben ise yeri geldi mi konuşur , sürekli gülerdim . Tek başıma takılmazdım. Kız kardeşlerimle eğlenirdim. Aileme bağlıydım. Toni aynı babasıydı. Yakışıklı , soğuk ve güçlü. Ama ailemizdeki en renksiz kişi Licoln'du. Siyaj saç , kahve gözler. Tanrım. Onları gerçekten kıskanıyordum.
Masadaki sessizlik beni rahatsız etmeye devam etti. Taki annem konuşmaya başlayıncaya kadar.
"Bugün hepiniz için heyecanlı birgün olduğunun farkındayım. "
Masadaki yüzler anneme döndü. Biran onun o güzel yüzüne bakmalarını istemedim. Sadece kısa bir an.
"Arya hariç hepiniz bugün egitiminize başlıyorsunuz."
"Aslında ben çoktan başlamıştım." dedi Daisy. Bizden büyük olduğunu herzaman dile getirmeyi seviyordu. Pyper bana baktı ve Daisy'e göz devirdi. Bu hareketi beni gülümsetmişti. Annem onu umursamadan devam etti.
"Bir şekilde hepinizin yaşını aynı göstermeyi başardım. Birlikte olmanızı istiyorum. Daisy ve Arya hariç" dedi bu sefer Daisy'e bakarak.
"Egitiminizin sonunda kendiniz için dogru olanı seçeceğinizi biliyorum ve hepinizi çok seviyorum. Geri döndüğünüzde belki yollarımız ayrılacak. Hatta belki düşman bile olacağız ama hepiniz benim için değerlisiniz. Bunu unutmayın. "Clementine'nin gözleri dolmaya başlamıştı bile. Ikizim duygularını anında yaşayıp yansıtırdı. Bir an aklım annemin söylediğine takıldı. Onunla düşman olmak istemiyordum. Onu herşeyden çok seviyordum. Yapamazdım.
"Dışarıda arabalarınız hazırlandı. Sanırım artık vedalaşma zamanı. "Hepimiz ayağa kalktık ve bekledik.
"Hepiniz belkide hayatınızın insanını bulup bağ kuracaksınız. Umarım mutlu olursunuz."dedigi anda Licoln ayağa kalktı ve sinirli bir şekilde odayı terketti. Annemin hala babamla bağlı olmasını kaldıramıyordu. Bağ dedikleri tam olarak nasıl olur bilmiyordum. Annem hep bunun çok güzel hissettirdiğini söylerdi. Daisy bu konuyu egitimde anlattıklarını ve öğreneceğimizi söylemişti. Önemli bişey olmalıydı. Çünkü ne zaman bu konu açılsa Licoln sinirleniyordu. Annem boğazını temizledi ve tekrar ilgiyi üzerine çekti.
"Daisy"diyip onu yanına çağırdı. Daisy gri eteği ve mavi çiçekli gömleğinin içinde hoş görünüyordu. Sarı saçlarını salmıştı. Yavaşça anneme yaklaştı ve ona sarıldı.
"Sen seçimini yaptın ve benim yanımı tercih ettin. Umarım bu sene özel yeteneklerini bulur ve biriyle bağını kurarsın benim canım kızım. Dikkat et ve kardeşlerini koru" diyip Daisy'nin alnından öptü annem. Daisy hafifçe gülümsedi.
"Seni hayal kırıklığına uğratmayacağım anneciğim" dedi. Sıra Clementine'deydi. Süslü ikizim açık mavi kısa bir elbise giymişti.
"Cler" dedi annem gülümseyerek . Bu kısaltmayı Pyper bulmuştu. Bazen Clementine demek gerçekten zor oluyordu. Kısaltması işe yarıyordu aslında.
"Ne seçim yaparsan yap seni çok seviyorum bebeğim"dedi annem. Cler çoktan ağlamaya başlamıştı bile. Sıkıca sarıldılar. Sıra Pyper'a geldiğinde annem onun yüzünü ellerinin arasına aldı ve alnından öptü. Pyper sarılmayı sevmezdi çünkü.
"Pyper asiliğini bir yere bırak ve herkesle iyi anlaş tatlım. Sen çok güçlü bir kızsın. Doğru seçimi yap. Sana güveniyorum. "Pyper başını salladı. Üzgündü. Oda ne kadar belli etmesede annemi çok seviyordu. Pyper aramızdaki en cesur olanımızdı belkide. Hırçındı. Ama bazen duygularını belli ediyordu. Kızlar Arya ile vedalaşırken annem Toni'yi çağırdı. Toni annemi severdi. Hatta babasından çok. Çünkü annem onu bizden hiç ayırmadan çocuğu gibi büyütmüştü. Annemle sarıldılar.
"Kardeşlerine dikkat et" dedi annem Toni'ye. Başka bişey demedi. Onlar bakışlarıyla anlaşabiliyorlardı. Bu özelliği çok kıskanıyordum. Daha fazla onlara bakmamayı tercih ettim. Arya'ya sarılıp ağlayan Clementine'ne bakmak daha cazipti çünkü.
"Fabien" diyen annemin sesini duydum ve ona ilerledim. Arya ile vedalaşan kızlar arabalara binmişlerdi. Daisy ve Cler aynı arabaya binmiş bizi bekliyorlardı. Cler araba sürmeyi bir türlü öğrenememiş , her deneyimde heyecanlanıp yapamıyordu. Pyper ise asla arabasına bizleri almazdı. Arabası herşeyden değerliydi onun için. Onlara bakmayı kesip anneme odaklandım.
"Eğer kardeşlerine dikkat et diyeceksen bunu yapamıyacağımı bilmelisin" dedim. Anneme kızgındım. O adamı ailemize soktuğu için hala kızıyordum. Bu yüzden annemle aramız hep mesafeli olmuştu. Bu beni üzüyordu. Çünkü onu çok seviyordum. Annem kollarımdan tutup hafifçe sıktı.
"Sana böyle birşey asla demem oğlum. Çünkü sen kardeşlerine değil, kendine dikkat edeceksin" bu konuda annem çok haklıydı. Dikkatsizliğim yüzünden başıma birçok kaza gelmişti.
"Fabien sen her zaman hislerine güvenen bir çocuktun. Hislerine güven ve seçimini öyle yap. Sana her zaman güvendim ve güveniyorum. Her ne olursa olsun seni çok seviyorum"dedi ve sarıldı. Sımsıkı sardı beni. Onu özleyecektim. Başını ellerimin arasına alıp alnından öptüm. Sonra kızarmış gözleriyle bana bakan Arya'nın yanına gittim. Bizden çok küçük değildi. On altı yaşında mükemmel güzellikte biriydi.
"Fabie"diyip sarıldı. Gözyaşları gömleğimi ıslattı.
"Anneme iyi bak" diyip onunda alnından öptüm. Arabamın yanına giderken içim buruktu. Yan tarafta duran Pyper arabanın camından bişeyler söylüyordu. Camı açtım ve ne dediğine odaklandım.
"Yarışa var mısın Fabie?"dedi Arya'yı taklit ederek. Bana sadece Arya böyle diyordu. Pek hoşuma gitmesede ona kıyamıyordum. Tabi benim diğer cadı kardeşlerim bununla dalga geçiyordu.
"Kapa çeneni"diyip güldüm . Gaza hızla basıp Pyper'ı geçtim. Beklemiyordu. Toni'nin başını iki yana salladığını gördüm. Bunlar uslanmaz der gibiydi. Ama yarışımıza oda katıldı ve bizi geçti. En arkada Daisygil kaldı. Ama Daisy istesede hız yapamazdı. Çünkü Clementine korkardı ve korktuğunda hiç susmuyordu. İnanın Cler'in çenesini dinleyeceğinize ölmeyi tercih edersiniz.
Heyecanlıydım. Ama korkmuyordum. Ne seçicem, neyi seçicem bilmiyordum. Ve sadece yola devam ettim.
~~~

ŞİMDİ OKUDUĞUN
FABİEN☆
Fantasía"Ateş , su , toprak ve hava. Bizi oluşturan bunlardı. İçimizde öfkenin ateşi, kibirin havası, masumluğun duruluğu, toprağın can veren özelliği vardı. Adam kadını sevdi. Kadının öyle bir gücü vardı ki adamın içinde ateşi aynı zamanda su ile küle dö...