4. Bölüm

63 10 1
                                    

Eve geldiğimde Nicolas odasında yatıyordu. Onu hiç rahatsız etmeden mutfağa gidip, anneme yemek yaparken yardım ettim. Babam bir kaç gündür eve gelmiyordu. Salgın varmış. Annem öyle söyledi fakat üzgün gibiydi. Pek üstelemedim.

Yemeğimizi yedikten sonra, yarın okulun son günü olacağı için kıyafetlerimle boğuştum. Yarın okulda bir parti vardı ve kıyafetlerimin hiçbiri buna uygun değil. Saate baktığımda 8'e geliyordu. Daha mağazalar kapanmamıştır diye AVM'ye gitmek için, Nicolas'ı da peşimden sürükledim. Sıkılmıştı ve eğlenmemiz gerekliydi.

Bir kaç mağaza gezmiştik ki hiç güzel kıyafet yoktu. Nicolas'ta bıkmadan bana kıyafet bakıyordu.
" Beste, bu sana göre. Muhteşem olur. Bunu dene! " Kıyafete baktığımda kırmızı ulta kısa bir elbiseydi. ( Multimedia ) Fakat harikaydı ve saçlarıma da uyardı.
" Ah evet bu güzel. Teşekkürler. " dedim ve en sıcak gülsememi yolladım.

Eve geldiğimizde yorgunluktan ölüyordum. Nicolas'a teşekkür edip, direk yattım.

Sabah kalktığımda banyoya gidip duş aldım. Ve okulda giyeceğim kıyafetlerimi giyip kahvaltıya oturdum. Evet, bu yılda takdir alıyordum. Nicolas kahvaltısını bitirince okula koyulduk. Herkeste bir telaş vardı. Sanırım balo içindi fakat bu kadar telaş yapacak ne vardı?

Nicolas sessiz bir tipti. Zaten hep dalgındı fakat bu sefer bakışları yere çevrilmiş susuyordu. Gözlerindeki çığlığı duyabiliyordum, oysa günah biçilmiş bir acı gibi susuyordu. Anlatsa rahatlardı belki ama, anlatmaya kıyamadığı bir acıydı bu. İçinde ne yaşıyor bilemiyorum ama bunu bana belli etmemekte iyi değildi.

~~~

Okul bitene kadar hep bahçede oturmuştuk. Ne o konuşmuştu ne ben. Sanki konuşmak günah, susmak sevaptı bize. Karneler alındıktan sonra uçar gibi eve gitmiştik. Çünkü hazırlanmam gerekti ve Nicolas'a eziyet etmek istemiyordum.

Kıyafetlerimi giydikten sonra saçlarıma hafif bir maşa yaptım ve ince bir eyeliner sürdüm. Ben buydum. Böyleydim.

Aşağı indiğimde Nicolas bana, ben Nicolas'a ağzı açık bir şekilde bakıyorduk. Konuşmayı ben başlattım ve
" Harika olmuşsun." dedim. Gülümsedi, gülümsedim.
"Adam dövmeyecektim fakat senin yüzünden bir kaçını dövebilirim, güzelim." Mutluluk kaynağım.

Balo salonunun kapısından içeri girerken tüm gözler olmasada, çoğu göz bize dönmüştü. Aslında bu balo her yıl yapılan, hoşçakalın konu başlığı altında yapılan saçmalık daniskasıydı. Herkes karaoke yapmak, ve dans etmek zorundaydı. Benim şarkım hazırdı!

Selin ve çetesi bizi süzerken hiçte rahatsız olmamıştım. Alıştım bir kaç günde. Gece ilerlerken ben ve Nicolas geleneği bozmayıp sessizce oturuyorduk. 'Suskunlar'ı oynuyorduk. Kimi kandırıyorum?

Karaoke sırası Nicolas'a geldiğinde sahneye çıktı ve şarkıyı bana bakarak söylemeye başladı.

You're the light, you're the night
Sen gündüzüm, gecem
You're the color of my blood
sen kanımın rengi
You're the cure, you're the pain
Sen ilacım, hastalığım
You're the only thing I wanna touch
Sen dokunmak istediğim tek şey
Never knew that it could mean so much, so much
Asla bilemedim bunun bu kadar manidar olacağını
You're the fear, I don't care
Sen korkumsun, umrumda değil
Cause I've never been so high
Çünkü hiç böyle olmamıştım
Follow me to the dark
Karanlığa kadar takip et beni
Let me take you past our satellites
Seni uydularımızdan uzağa çıkarmama izin ver
You can see the world you brought to life, to life
Yaşamaya geldiğin dünyayı görebilirsin

So love me like you do, love me like you do
Öyleyse sevdiğin gibi sev beni
Love me like you do, love me like you do
Sevdiğin gibi sev beni
Touch me like you do, touch me like you do
Dokunduğun gibi dokun bana
What are you waiting for?
Neyi bekliyorsun?
Fading in, fading out
Bi' görünüp bi kayboluyorsun
On the edge of paradise
Cennetin kıyısında
Every inch of your skin is a holy grail I've got to find
Vücudunun her yeri bulduğum bir kutsal yer
Only you can set my heart on fire, on fire
Yalnız sen kalbimi ateşe verebilirsin
Yeah, I'll let you set the pace
Evet, bunu yapmana izin vereceğim
Cause I'm not thinking straight
Çünkü normal düşünmüyorum
My head spinning around I can't see clear no more
Başım dönüyor, daha fazla net göremiyorum
What are you waiting for?
Neyi bekliyorsun?
Love me like you do, love me like you do
Sevdiğin gibi sev beni
Love me like you do, love me like you do
Sevdiğin gibi sev beni
Touch me like you do, touch me like you do
Dokunduğun gibi dokun bana
What are you waiting for?
Neyi bekliyorsun?
Love me like you do, love me like you do
Sevdiğin gibi sev beni
Love me like you do, love me like you do
Sevdiğin gibi sev beni
Touch me like you do, touch me like you do
Dokunduğun gibi dokun bana
What are you waiting for?
Neyi bekliyorsun?

Bunu bana bakarak söylemişti. Herkesin gözleri bendeydi. Ne oluyor?
"Hadi Beste, sıra sende." dedi Selin piç smile yaparak. Sahneye çıktım ve

Sen bir aşkın kıyısında
Güneşin doğuşunda
Bana doğru sen
Çok yalnızdım biliyormusun
Attığım adımları duyuyormusun
Hayat birşey işte
Hiç açık etmez sırrını
Umudum yoktu ama
Aniden buldum cevabını
Oda Sen ...
Bir aşkın kıyısında
Güneşin Doğuşunda
Ne güzel gülüyorsun
Benim aklımda ruhumda sen
İçimde büyürken
Ayak seslerin zamanı durdurdum
Cevabını buldum sen
Sen bir aşkın kıyısında
Bana doğru sen
Yazdığım hikayeyi biliyormusun
Ben bıraktığın yerdeyim
Geri dönüyormusun
Hayat böyle birşey işte
Hiç açık etmez sırrını
Umudum yoktu ama
Aniden buldum cevabını
Oda Sen ...
Bir aşkın kıyısında
Güneşin Doğuşunda
Ne güzel gülüyorsun
Benim aklımda ruhumda sen
İçimde büyürken
Ayak seslerin zamanı durdurdum
Cevabını buldum sen
Sen bir aşkın kıyısında
Bana doğru sen

Şarkım bittiğinde herkes alkışlıyordu. Selin dışında. Şarkıyı gözlerim kapalı söylemiştim çünkü.. utanıyordum.

Gecenin ilerleyen saatlerinde Nicolas beni terasa çıkarttı. Uzun bir süre yıldızları izledik. Sonra konuşmaya başladı.
"Bak Beste. Ben kimi sevdiysem, ya sürtük çıktı ya da beni sevmedi. Sende sevmiyorsun, emin değilim ama... öyle. Beste, sen saçının her teline ayrı sevdalandığım tek kızsın. Kısa sürede güvendiğim.. Ya işte bilmiyorum. Sende bir şey var ve başka kimsede yok. Sen o kadar güzel kalplisin ki, yaram olduğunda sana sığınmak istiyorum. Sen ilk gün bana bir gülümsedin, o an kör oldum ben papatya gülüşlüm. Beste, sen en güzel şiirlerin kuramadığı kafiyesin. Sen kendimi bulduğum yersin be güzelim. Beni sevmiyorsan, lütfen başkasını sevme. Sana şunu sormak istiyorum. Gülüşünü, gülüşüme katar mısın?"

~~~

Evet. Bu bölümün sonuna geldik okuyucularım. Okuma sayısı arttı. Teşekkürler. Bir voteyi eksik görmeyin lütfen. Teşekkürler..

İNTİKAMHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin