4

73 15 2
                                    

Yolda yürüyüp bunları düşünürken omzumun dirtiklendiğini hissettim. Arkamı dödüğümde dünyada erkekler arasında en iyi anlaştığım dostum ve platonik aşkım olan Henry Phellps'i gördüm. Hızla boynuna sarıldım.
Henry: 
   'Heyy ! Ağır ol bakalım anakonda. Boynumu sıkarak beni nefessiz bırakıp öldürmeyi mi planladın ilk günden.'Diyerek sırıttı.
    Gülüşü yüzüne o kadar çok yakışıyordu kii. Gülerken yanak çizgileri ise hayranlık uyandırıyordu. Sessizce ekledim:
   'Seni çok özlemişim...' Gözlerinin içine bakarak; 'Gerçekten...'
  Henry yine ağır başlı tavrını takınarak: 'Hey güzellik, bırak bu güzel ve hoş sözleri duyanda sevgilim sanacak. Kızlardaki hakkımı yeme.' dedi gülerek. Güzel gülüşüne istemsizce gülerek karşılık verdim.

   Henry den çok hoşlanıyordum ama Henry bizi hep dost bildi. Ondan hoşlandığımı bilmiyordu. Henry i ilk başta dostum olarak kabul etmeseydim belkide olaylar başka türlü gelişebilirdi ama bugünden sonra yapcak bişeyimde yok.
Hoşlandığımı söyleyip onu kaybetmeyi göze alamazdım.
Kardeş kardeş takılmaya devam...
  Henry ile yolda yaz tatilimizde neler yaptığımızı konuşarak geçirdik. Henry'nin güzel bi yaz tatili olmuş.
Lüks bir otelde, barda kızlarla falan takılmış. İçten içe kıskançlıktan çatlasamda bunu yüz ifademe 
vurmadım. Tatil anılarımızı anlattıktan sonra eski anılarımızı dile getiriyor, her zamanki komiklerimizi 
yapıyor, kahkahalar atıyorduk. 
    Okula gelmiştik. Ne kadarda çabuk gelmiştik böyle..? İkimizde zamanın nasıl geçtiğini anlamamışız gibi 
bir yüz ifadesi takınarak birbirimize baktık ve tekrardan gülmeye başladık. Bizi gören deli sanardı.
  Okul kapısından içeri girdik ve sıralarımıza yerleştik . Henry okul kızlarının deliler gibi hasta olduğu  
arkadaşlarının yanına, arka sırasına, oturdu. Bense onların iki sıra önünde Katy'nin yanına yerleştim.
   Ders dünya tarihiydi. Katy'nin dersle ilgilenmediği uflayıp puflamasından belliydi. Neredeyse bütün sınıf dersi dinlemiyordu. Dersi anlatan tarih hocasının sesi şimdiden ninni söyleyen bir bakıcının sesine benzemeye başlamıştı bile. Gözlerim kapanmaya başladı , kafamı dik tutamayacağımı anlayınca kollarımı yastık niyetine kullanıp masaya kafamı yatırdım. Uyumaya çalışırken sınıf kapısının tıklatıldığını duydum. İçeriye giren bir erkek olmalıydı çünkü kızların hayranlıkla iç geçirişlerini duyabiliyordum.
   Kim konuşuyordu böyle... Yanlışlıkla borozanı falan mı yutmuş..? Olduğum
yerde kıkırdadım.
     Bu ses biyerden tanıdık geliyordu ama nerden? Kendime bu soruları sormaktan vaz geçip, sınıfa kimin geldiğini görmek için başımı masadan kaldıracağım anda Katy başıma kapşonlu hırkasını geçirdi.
     Neydi bu şimdi. NE yapıyor bu kız ?
'Katy ne yaptığını sanıyorsun böyle?' desemde  hırkayı kafamdan kaldırmamaya devam ediyordu. Hırkayı hafifçe kaldırıp bişeyler mırıldandı. Tedirgin yüz ifadesiyle
'Bil bakalım kim sınıfımızda.' Sesizce kulağıma:
'Duvar tarafı sondan ikinci sıra!'
  Hırkayı başımdan atıp yattığım yerden kafamı kaldırdım.
  Hahhh işte şimdide bu eksikti! Eski sevgilimle aynı  sınıfa mı düşmüştüm?
'Kötü şans, kötü gözler, kötü karma. 
Bana niye denk geldi ki şimdi.' dedim seslice. Bize bakan tarih hocası eliyle susmamızı işaret etti .

Benliğimmiş DünyamHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin