Bölüm 7-Silah-

11 0 0
                                    

Kader, duyguları, avuçları arasına alıp onu kuklası yapmıştı. İplerini onun avuçları arasından koparamıyordu. Onu yenmesine yardımcı olan umutlar bir süre sonra kaderden daha çok eğleniyordu. Kader ve umut 5 yaşındaki çocuğun oyuncağından aldığı zevki alıyordu Yiğit'ten. Sıkıldığında ise ipleri bir kenara bırakmak yerine daha çok yakıyordu, onun canını.

Işık, farkında bile olmadan bencilce Yiğit'i tutsak etmişti kendi yokluğundaki karanlığa. Yiğit hiçbir şeye boyun eğmeden, direnmeye çalışıyordu. Bu yüzden o varolandı. Bir istilada, varoluş zevkini tatmış. Bundan mahrum kalmamıştı. Yiğit'in ise kararı kesindi, Işık'a varolma zevkini tattırmayanlardan öcünü alacaktı.

Arka koltuğa geçip ayakkabılarımı çıkartıp ayaklarımı, pencereye yaslayarak uzandım. Ama başım rahatsızdı. Ön tarafa uzanarak çantaları kurcalarken Metehan eliyle saçlarımı geriye atarak "Ne arıyorsun?"
İki elimi birleştirip, başımı yana yatırıp ellerimin üzerine koyarak gözlerimi kapattım. Daha sonra eski halime döndüm.
"Battaniye?" başımı olumsuz anlamda salladım. Hayır aradığım bu değildi.
"Yastık?" Sorduğunda gözlerimi kırparak onayladım.

Metehan, yastık ararken ben ayaklarımı uzatarak eski pozisyonuma geri döndüm. Arabanın tavanına gözlerimi diktim. Ultra rahat bir yastık beklemiyordum. Ama en azından rahat bir şey olması için dua ediyordum. Şimdi bir ev olsa, evin içerisinde elyaften,yumuşak bir yastık ve bir yatak. Uzanıp dinlenmek isterdim. Galiba bunlar uzun süre hayal olarak kalıcak.

Parmaklarımı dudaklarımın arasına getirip ıslık çaldım. Bunu yaptığımda Yiğit irkilip direksiyonu bıraktığı için ben sarsılarak arabanın ön tarafına doğru düştüm. Sesimi kaybettiğimden beri yapabildiğim tek şeydi, ıslık çalmak.

Yiğit arabayı durdurup Metehan'la aynı anda bana doğru dönerek pis pis bakıyorlardı.Aslında bu ıslık Hayri içindi. Kalkıp koltukta oturur pozisyonu alırken Hayri ön taraftan üzerime zıpladı.

Yiğit arabayı yeniden çalıştırdı.

Metehan'ın üzerime attığı kahverengi ceketle, tüm fikirlerim arkasına bakmadan koşup gitti. Ceketi alıp yuvarladım ve başımın altına koydum. Ceket sertti. Hayri kucağımdakı yerini çoktan almıştı. Parmaklarımı onun yumuşak tüylerinin arasında gezdirmek onu rahatlatıyor. Bir an yüzüğümün parmağımda olmadığını fark edince, eğilip koltuğun altına göz gezdirirken gözüme büyük bir şey çarpttı. Koltuğun altına uzanıp dikkatle bakınca dörtken şekilli, kahverengi bir şeydi. Elime alacaktım fakat yetişemiyordu elim. Kalkıp Hayri'yi kucağımdan kaldırdıktan sonra bir kez daha uzandım almak için. Fakat bir şeye sıkışmıştı. Biraz zorlandıktan sonra almayı becermiştim. Ellerimdeki tozlu, dörtken kutuya dikkatle bakınca bunun kutu olduğunu, bir defter olduğunu anladım. Ortadan bir sayfa açtım

23/04/2012

Bunun saçmalık olduğunu biliyorum. Yani benim yaşımda birinin hergün yaşadığı şeyleri deftere yazması. Bu deftere en son 10 sene önce yazmayı bırakmıştım. Yeniden buraya yazma nedenim? Yiğit. Tabi uzun süredir sana yazmıyorum sen nereden bileceksin? Yiğit kim?!

Bu yazının altında pek profesyonelce olmasada bir adam resmi çizilmişti. Sayfayı çevirip okumaya devam edecekken bir şey dikkatimi çekti. Yiğit mi? Yiğit?
Resimdeki de Yiğit'e çok benziyordu. İlk sayfayı açtığımda soluk renklerle çizilmiş kocaman IŞIK ismini okuyunca istemsizce gözlerim Yiğit'e baktı. Bunun doğru olmayacağını biliyorum. Başka birinin anısını okumak.
Ama uzun süre önce doğru, yalnış ne olduğu,umrumda değildi. Bu da o demek oluyor ki. Tabiî kide okuyacaktım. Sayfaları çevirip son sayfalardan birini açıp okuyunca ürktüm.

?/?/2015

Zombiye dönüşmeye başladığımın farkındayım. Yiğit'ten uzak durmaya çalışıyo....

Kelimeleri tam okuyamadan gözlerimde sahneler canlandı.

"Sen neden böyle davranıyorsun.... hayır, hayır bana aşı oldum deme sakın." o kadına doğru adımlayınca kadın geri - geri giderek bu kelimeleri söyledi.
"K...kend...imi tu..tutamı...orum!" O artık bir zombi idi.

Elimden alınan defter ile kendime geri döndüm. Durmadan hızlı nefes alıyordum. Nefes alışverişim para ile olsaydı iflas etmiştim. Zaten pek paramda yok. Kimsenin yok.

Yiğit bize Işık'ın nasıl zombi olduğunu, anlatmayı reddetmişti.
Artık neden anlatmak istemediğini anlamıştım. Işık Yiğit'e saldırmıştı. Peki Işık t nasıl onu kurtarmadığını düşünüyordu?
"Dilara bunu nereden buldun?" Yiğit arabayı durdurmuştu. Gülerek defterin sayfalarını çeviriyordu. Tarihleri inceliyor, kendi kendine bir şeyler fısıldıyordu.

****
         Artık dayanamıyorum. Çok açım. Aldığımız son karara göre sığınağa gitmek zorundayız. Peki nasıl bulacağız? Yiğit:
"Çicekleri gördüğümüz yer tam da sığınağın olduğu yerdi. Sığınak yer altında."
"Peki nasıl anladın bunu? Yani ben anlamadım."
"Eve gelip Dilara'yı baygın bulduğumuz gün, odun ararken yakındaki bir eve girdim. Radyo çalışıyordu. Radyoda Kaliforniya eyaletindeki şehirlerde olan sığınakların nerede üzerinde çiçekler olduğu söyleniyordu." dedi.
Metehan bir süre dışarıyı izleyerek düşünüyordu.

         Bir süre sonra iki eliyle yüzünü kapatıp: "Peki neden radyoyu almadın?"
"Sen bağırma seslerini duyunca almayı unuttum. Daha sonrada saldırıya uğradık işte."
"Off! Daha laborotuvarı bulamadık, neyse sığınak bulalım ve buradan uzaklaşmayalım."

        Uzun süren yolculukta akşam üzeri bulmuştuk. Uzaktan zombi hırıltıları duyulduğu için arabadan inmedik ve sabahı bekledik. Bu sıradan bir bekleyiş değildi. Camları yumruklayan zombileri görmezden gelmeliydik. Dışarıda bağırarak yardım isteyen adamı görmezden gelmeliydik. Ona yardım etmediğimiz için zombinin parçalara ayırdığı bedenini görmemeliydik. Bu gece bir adamı çığlıklara boğarken, o çığlıkları duyanı susturmuştuk. Belki de bu yüzden bu kadar güzeldi bu gece. Uzakda bir karanlık vardı o karanlığı izleyerek uykuya daldım.

Yüzüme düşen güneş ışığını engellemek için elimi gözlerimin önüne getirip esnedim. Güneş yeni doğuyordu. Saat 7 ve ya 8 di. Herkesi uyandırıp etrafın boş olduğuna emin olunca arabadan inip sığınağın kapısını aramaya koyulduk. Birkaç ayak sesi ve ne olduğuna anlam veremediğim bir ses daha duydum. Arkamı döndüğümde bana doğru tuşlanmış silahla irkilerek geri adımladım.

Yayımlanan bölümlerin sonuna geldiniz.

⏰ Son güncelleme: Jan 23, 2017 ⏰

Yeni bölümlerden haberdar olmak için bu hikayeyi Kütüphanenize ekleyin!

İstila:Varoluş#Wattys2016Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin