O zamandan sonra ağzımızı açıp tek kelime konuşmamış, bir kaç saat içinde toparlanıp eve geri dönmüştük. Annem neden erken geldiğimizi ısrarla sorup duruyordu. Ben ise ona sinirliydim, keşke bu işe burunlarını sokmasalardı da canım daha fazla yanmasaydı. Hem bende oraya giderken ne olacağını düşünüyordum ki? Her şeyin düzeleceğini falan mı? Böyle şeyler sadece filmler de olurdu, ve benim hiç o tarz bir hayatım yoktu.
Bugün pazartesiydi, ve ben sanırım okula geç kalıyordum. Bu alışık olmadığım bir durum değildi, ve ben sanırım bu sene sınıfta kalacaktım. Kafamı çok başka şeylere yoruyordum. Ne düzgün bir ailem vardı, ne de düzgün bir psikolojim. Sanırım lanetlenmiştim.
Portmantodan çantamı alıp hızla evden çıktım. Mahallenin çıkışına doğru yaklaştığım da kötü tarafım okula gitmemem gerektiğini fısıldadı. "Zaten kalacaksın, neden boşuna okula gidiyorsun." Ve iyi tarafım konuştu. "Bence de o haklı."
-
Her iki tarafımı da dinleyip okula gitmemiş, kent meydanında aylak aylak dolanıyordum. Ama sonra anladım ki gitmememi isteyen iyi veya kötü taraflarım değil, bendim.
Boş bulduğum bir banka oturup, çantamdan henüz başlamadığım kitabımı heyecanla çıkardım-evet diğerini bitirmiştim.-
Sanki ilk defa kitap okuyormuşcasına heyecanlıca açmıştım kitabın kapağını, ve yüzümde memnun bir gülümseme vardı.
Aşk Ve Gurur
Klasikleri okumaya bayılıyordum, ve hiç bir şey beni kitap okumak kadar heyecanlandırmıyordu. Kitabın ilk sayfasını açıp, kitabı büyük bir iştahla okumaya başladım. Kitabı okudukça, isminin hakkını veriyordum.
Ben bankta bu kitaba dalarak saatlerimi geçirmiş, kitabın kapağını kapatırken kitabın bir satırı aklımda kalmıştı.
"Gerçek mutluluğun başlaması için başka bir zamanı beklemeli , dilek ve umutlarını başka bir noktada toplayarak , şimdilik bekleyişin zevkiyle avunmalı ve kendini yeni bir hayal kırıklığına hazırlamalıydı ." Toygar'a olan hislerimi düşündüm, okuduğum kitabın her cümlesinde, geçtiğim sokakların her köşesinde, aldığım nefesimin her zerresinde onu düşünüyordum zaten.
Ancak, duygularımın aşk olduğundan emin bile değildim, tamam farklıydı, ama gerçekten aşk dedikleri bu muydu? Yoksa Beril'in dediği gibi benim ki si sadece hayranlık mıydı, ister aşk olsun, ister hayranlık, ya da farklı bir şey, bu durumdan hoşnut değildim. Bu durumun yarattığı kişiden memnun değildim. Bu ben değildim.
-
Hava kararıp soğuk yüzünü göstermeye başladığında burada ne kadar çok zaman geçirdiğimi fark ettim. Acaba Toygar ya da Tibet beni fark etmişler miydi? Gerçekten artık onlar için ne ifade ettiğimi bilmiyordum. Sanırım onlar için artık değersizdim ve benim hayatımda olmak istemiyorlardı, ve ben kimseyi hayatımda olması için zorlayacak biri değildim. Ama o ikisinin hayatım da olmasını istiyordum.
Şuan eve gitmek istemiyordum, zaten hiç bir zaman da istemezdim. Acaba akşam eve gitmesem beni merak ederler miydi? Denemekte fayda vardı, değil mi?
Ama nereye gidebileceğimi bilmiyordum, nerede kalabileceğim hakkında bir fikrim yoktu, şişelerce içki içip bilincimi kaybetmek istiyordum. Evet, şu an ihtiyacım olan tek şey buydu. Ama bunu yapabilecek kadar cesur değildim sanırım, bir yerlerde ölebilirdim.
Ancak ayaklarım beni bir Tekel Bayiine götürmüştü. Bir kaç tane bira almıştım. Belki bana bazı şeyleri unutturabilir ve midemin üstünde ki şu kahrolası yükten kurtarabilirdi. Sahilin yolunu tuttuğumda, yavaş adımlarla yürürken bir dükkanın önünden geçtim. Aynadan yansımama baktığımda ne kadar acınası bir halde olduğumu düşündüm yine ve yeniden. Tek başıma elimde içki şişelerinin olduğu bir poşetle gecenin bu saatinde sahile giden beni değilde, ellerim Toygarın ellerinde, huzurlu olan beni hayal ettim. Gülümsüyordum, acı acı gülümsüyordum. Bir sevda nasıl bu kadar imkansız olabilirdi ki?

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Kaldırım Kraliçesi
Roman pour AdolescentsKüçük kız düşünce sinirle Toygar'a baktı Tibet. "Senin yüzünden düştü, ayağına dikkat etsen olmaz mı süt çocuğu?" Küçük Tibet Toygar'a sinirle bağırdığında Toygar yüzünü eğdi ve düşmüş kızın yanına gitti. "Özür dilerim Umay. Seni düşürmek istemed...